top of page

NE OLACAK BU ORTADOĞUNUN HALİ? UYANMAK BU KADAR ZOR MU???

Güncelleme tarihi: 1 May

Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, İMECE Gazetesi, Mersin 22/10/2023


Uğurola Mersin!

Bu Pazartesi biraz Orta Doğu’yu, Filistin-İsrail olayını irdeledim.

Netanyahu çok zor durumdaydı. Anımsayalım…

Netanyahu Hükümetinin "yargı reformu", muhaliflerin ise "yargı bağımsızlığına darbe" olarak nitelendirdiği tartışmalı yasal düzenleme İsrail’i ayağa kaldırdı.

İsrail'de Netanyahu liderliğindeki koalisyon, Yüksek Mahkeme'nin hükümet üzerindeki denetimini azaltacak yasa tasarısını ikinci oylama için meclise getirmeye hazırlanırken ülke genelinde büyük çaplı protestolar ve sivil itaatsizlik eylemleri başladı.

Yeni Yasal Düzenlemenin haftalarca protesto edilmesinin nedeni, yargıçları atayan komisyonun tamamen hükümetin kontrolüne geçmesini öngörüyor olmasıydı. Ayrıca görev için uygun olmadığı düşünülen makam sahiplerinin görevden alınması zorlaştırılıyor.

İsrail'de birçok insan, yolsuzluktan yargılanmakta olan Netanyahu ’nun bu tasarıyı kendisi için hazırladığını dile getiriyordu. Protestocular Netanyahu’ yu "bir diktatör gibi davranmakla" ve "İsrail’in güvenliğine zarar vermekle" suçluyor.

Netanyahu ise yasal düzenlemelerin "mahkemelerin yetkilerini aşmasını engellemek için yapıldığını" ve hükümetin son seçimlerde halk tarafından seçildiğini söylüyor, yani böyle bir yasayı çıkarmanın hükümetin hakkı olduğunu ifade etmeye çalışıyor.

Protestolar başlayınca Netanyahu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sağdan ve soldan Kudüs'teki tüm göstericileri sorumlu davranmaya ve şiddet kullanmamaya çağırıyorum. Biz kardeş insanlarız" ifadelerini kullanıyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ise Twitter mesajında "İsrail halkının birliği için sizi derhal, yeni düzenlemeyle ilgili yasama sürecini durdurmaya çağırıyorum. Tüm İsrail halkının gözleri sizin üzerinizde" diyor.

İsrail’de bu tasarıya karşı çıkan her kesimden insanlar ve kurumların oluşturduğu çok yüksek sayıdaki katılımcının protesto eylemleri geri adım atmak zorunda bırakıyor Netanyahu’ yu.

Tam Başbakanlıktan olacaktı ki; Hamas Örgütü aniden İsrail’e saldırdı…

Not: Tüm terör örgütleri maşadır.

İsrail’de dikkatler hemen bu saldırıya yöneldi.

Hamas Netanyahu’ yu şimdilik kurtardı…

Aslında Hamas’ın bu saldırısının ABD’nin Orta Doğu emellerini gerçekleştirme operasyonuna zemin hazırlamak için yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Bu arada ABD’de bir kısım Yahudi Amerikalı Netanyahu’ ya Siyonistlerin adamı olduğu ve Siyonistlere hizmet ettiği yönünde suçlamalar yönelttiler.

Peki nasıl uyanacak, nasıl düzelecek bu Orta Doğu?

Her şeyden önce Orta Doğu Halkı eğitim görmeli, bağnazlıktan kurtarılmalı, Orta Doğu Ülkelerine Demokrasi gelmeli, köhnemiş tek adamlık, krallık ve babadan oğula geçen diktatörlükler yerine Demokratik Laik Cumhuriyet Yönetimlerine kavuşturulmalı.

Zor mu? Çok zor ama başka çareleri yok!

Ama bu değişimi dışardan gelen üçüncü ülkelerden yakalarını kurtarıp kendi kendilerine becermeliler.

MTSO Yönetim Kurulu Başkanlığım sürecinde birçok Orta Doğu Ülkesine gittim, oralarda Ticaret ve Sanayi Odaları Yöneticileri ve birçok iş insanı ile toplantılarda bir araya geldim. Konuşmalarımın bir bölümünde hep bu değişim konusunu ortaya koydum.

“Bu coğrafya burada yaşayan halklarındır, buradaki zenginliklerin sahibi burada yaşayan halklardır. Buradaki kendi aramızdaki sorunları ancak biz birbirimizle diyalog ve dayanışma içinde olursak çözebiliriz. Bu coğrafyanın dışından üçüncü ülkeleri aramıza sokarsanız işte böyle birbirimize düşüp kendi kanımızda boğuluruz.

Burada öyle bir zenginlik var ki akıllı olsak, demokratik cumhuriyetlere kavuşsak, insanlarımızı iyi eğitsek kısa sürede Dünyanın en zengin ve refah içinde yaşayan bölgesi olur Orta Doğu.

Üçüncü ülkeler buraya hiçbir zaman vermek için gelmez, hep almak için gelir. Yaşadığımız bu ızdıraplar bu yüzdendir.”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin önderliğinde kurulan Türk Arap Odasının 2019 yılında Antalya’da yapılan 3. Yönetim Kurulu Toplantısında yanlış anımsamıyorsam Irak Odalar Birliği Başkanıydı “din kardeşimiz Türkiye Filistin’e yeteri kadar destek vermiyor, verseydi Filistin daha iyi durumda olurdu” şeklinde bir eleştiri koydu ortaya.

Ben de söz alıp “hatalı konuşuyorsunuz, Filistin’e en büyük desteği Türkiye veriyor. Petrol zengini Arap Ülkeleri ne yapıyor? Ne zaman Filistin’in yanında oldular. Türkiye kadar destek verselerdi Filistin sorunu kalmazdı ortada.” Dedim.

Konuşmamı şöyle sürdürdüm: “Din kardeşiyiz diyorsunuz, Müslüman kardeşiz diyorsunuz. Hemen yanı başınızda bir Müslüman devlet var; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Hanginizin devleti bu Müslüman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini tanıdı, söyleyin. Eğer Müslüman din kardeşlerimiz bu Müslüman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanısaydı Kıbrıs sorunu diye bir sorun kalır mıydı?”

Tabii herkes başını öne eğdi, çıt çıkmadı.

İşte Türkiye’nin farkı bu!

Türkiye sömürmez, Türkiye kucak açar…

Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözünün anlamı çok yücedir.

ABD’nin düsturu da “Yurtta Sulh, Cihanda Savaş”tır.

ABD yine planlarını yürütüyor. Bölgedeki kralların, şeyhlerin, tek adamların saltanatlarını sürdürmelerini destekliyor izin veriyor, beni dinlemezseniz Saddam’ı, Kaddafi’yi, Mübarek’i gördünüz diyor. Akıbetiniz aynı olur diye korkutup dediklerini yaptırıyor.

Paraları zaten ABD’nin kontrolünde…

Büyük Orta Doğu Projesi ise bu Coğrafya’ da tamamen egemen olma ve iliğine kadar sömürme projesidir ABD’nin; burada yaşayan insanların hiçbir önemi yok onlar için.

Bunlardan kurtulmanın yolu tektir: İnsanların eğitilmesi, demokratik laik cumhuriyet yönetimlere kavuşması…

GENÇLERE…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk demiş ki:

“Efendiler! Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur.

Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi.

Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!”

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.


Hoşça kal Mersin, haftaya pazartesi yine buradayız kısmetse…

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page