top of page

ÖN SÖZ

Beş yıl süren Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra, açıkça söyleyeyim, bir boşluk hissettim yaşamımda. Bir anda toplumla bağlarım kesilmiş, iletişimim durmuş gibi bir yanılsama içinde buldum kendimi. Oysa, insanlarla bağlarım güçlü, iletişimim hayli içten ve sıcaktı…

​Kısa bir süre sonra anladım ki, değişen bir şey yok; toplumla bağlarımın çok sağlam ve karşılıklı iletişim aynı içtenlik ve sıcaklıkla sürüyor.

Ama yine de bir boşluk hissediyordum… ​Neydi bu boşluk? Mersin’e hizmet edemeyecek olmam

​Birçok yapı bir araya gelip benim bu kente karşılıksız hizmet etmemi engelleyip MTSO bünyesinde bir çıkar grubunu iş başına getirmek için çabaladılar. Ama başaramadılar; üst düzey bir kamu yöneticisinin söylediği gibi “Ne Ayhan Kızıltan’mışsın be! Birçok yapı bir araya geldi yine de seni deviremediler”.

Evet seçimle beni deviremediler, ama hınçlarını alamamış olmalılar ki, iğrenç bir oyunla beni görevimden ayırdılar.

Ayrılırken de onlara teslim etmedim bu kutsal görevi, her yönden güvendiğim dürüst ve genç bir arkadaşımın iş başına gelmesini sağladım.

​​

Mersinliler çok dikkatli olmalı, çıkarcılar çok büyük tehlike bu kent için!

Anladım ki, “beni Mersin gündeminden düşürmeye, çıkar gruplarının gücü yetmeyecek!”

Görevden ayrıldıktan kısa bir süre sonra yakın dostum Mersin İmece Gazetesinin sahibi Sinan Koç ile bir arkadaşının işyerinde sohbet ediyorduk; aynen şunları söyledi:

Abi, çok çirkin bir şekilde seni görevinden ayırdılar diye bir köşeye çekilip bunca yıllık bilgi birikimini, deneyimlerini gömecek misin?”

Ne yapayım peki Sinan?” diye sordum.

Abi yaz; birikimlerini, deneyimlerini topluma aktar.”

Nerede yazayım?”

Abi bizim gazetede yaz; istediğin gibi, istediğin konuda, istediğin zaman yaz.”

Böyle başladı gazete köşe yazarlığım.

​​

Aslında uzun süredir sosyal medyada hayli etkili yazılar yazıyormuşum, paylaşımlarımı okuyanlar söylüyorlar.

Demek ki Sinan da farkına varmış kalemimin kuvvetli olduğunun…

İşte böyle başladı yazarlığım; yazdıkça yazıyordum, hala da yazıyorum…

Sevgili Sinan bu kente hizmet etmenin ille de bir koltukta oturarak olmayacağını anlamamı sağladı bu teklifiyle.

MTSO’daki görevimde çok renkli bir beş yıl geçirdim sektörlerle, ekonomiyle, sanatla, kültürle, toplumla çok haşır neşir oldum; konu çok benim için…

Siyaset yazıyorum, dış politika yazıyorum, ekonomi yazıyorum, kültür ve sanat yazıyorum, Mersin kenti ile ilgili projelerimi yazıyorum, sanayi ve üretimle ilgili projelerimi yazıyorum, yol gösteriyorum, öneriler sunuyorum, deneyimlerimi aktarıyorum.

Kısaca ilham veriyorum, “ilham vermek için yazıyorum”.

Belki ilham alan birileri olur…

Peki bu kitabı yazmaya beni ne itti?

Sanatsever dostlarım Baha Sadık Akıner ve Mersin Global Ajans sahibi Gültekin Hakan Koçman da yazılarımı ilgiyle okuyorlarmış…

Kitap yazma önerisi de onlardan geldi.

Sosyal medya, gazete yazılarım ile ayhankiziltan.com isimli web sitemdeki Güncel Yorum yazılarımı, yazılar deyip geçmeyin, binlerce yazıyı günlerce tek tek inceleyip editörlüğümü yaptılar ve bu kitabı birlikte ortaya çıkardık.

Umarım ilham alırsınız…

TEŞEKKÜR

Onlara ayırmam gereken zamanı çaldığım halde bana sabırlı davranarak hep güç ve sevgi veren eşim Oya Kızıltan’a ve torunum Nil Kızıltan’a,

Beş yıl süreyle KIZILTANLAR-Sumas Pompa’yı ayakta tutan firmamdaki çalışma arkadaşlarıma,

Mersin Ticaret ve Sanayi Odasında tanıdığım en aslan yürekli, aslan yürekli olduğu kadar da iyi yürekli, onurlu ve dik duruşuyla bana her zaman destek olan can kardeşim Murat İlça’ya,

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası 2023 seçimlerinde hiçbir pazarlığa ve teklife kulak asmayıp bana Yönetim Kurulu Başkanlığı için karşılıksız oy veren 44 sözünün eri MTSO Meclis Üyesi Kardeşlerime; onlar kendilerini biliyor…

Mersin Ticaret ve Sanayi Odasında görev yaptığım beş yıl boyunca özverili ve disiplinli çalışmalarıyla bana güç veren Çalışma Arkadaşlarıma.

bottom of page