top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 179 sonuç bulundu

Köşe Yazıları (166)

  • AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?

    "Arife günü biraz şehir merkezini dolaştım; bazı esnaf arkadaşlara uğrayıp sohbet ettim. Biraz da kendim için bayram alış verişi yaptım. Atatürk Caddesi, Silifke Caddesi, İstiklal Caddesi, Zeytinlibahçe Caddesi ve Kuvayi Milliye Caddelerini dolaştım. Buralar Mersin’in alış veriş kalbi diyeceğimiz caddeler; ancak o eski kalabalıklar yok. Şehir Merkezi (Downtown) kan kaybediyor. Görüştüğüm esnaflar çok dertli. Dolaşırken kendi aralarında konuşan esnaflara kulak misafiri oldum; konuştukları hep “çarşı nasıl ayağa kaldırılır”. Aslında buraların ayağa kalkması için esnafların kafasında çözümler çok; onları dinlemek gerekiyor. Yetkililer ve etkililer biraz bu caddeleri dolaşıp esnafla sohbet etsin, ama gövde gösterisi yapar gibi arkalarında kalabalıklarla değil; yanında not alacak ve konuyla ilgili birileri olsun yeter. Böyle olursa esnaflar gerçekten çözüm sağlanma konusundaki samimiyete inanır. Bu konuya hayli zaman ayırmalı yetkili ve etkililer. Daha sonra AVM’leri dolaştım; AVM’lerin etrafındaki yoğun trafik ve içerideki insan kalabalıkları durumu açıkça gösteriyor. Yazımın başlığı da zaten “AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?” Bu konuda çözüm önerileri sunan bir çok yazım var; dileyen ayhankiziltan.com ya da imecegazetesi.com adreslerinden okuyabilir." ŞEHİRLER YALNIZCA BETONLA DEĞİL, YAŞAYAN SOKAKLARIYLA AYAKTA KALIR Bir şehrin gerçek kalbi neresidir? Sadece yüksek binaların yükseldiği alanlar mı? Sadece büyük yatırımlar mı? Sadece geniş yollar mı? Sadece AVM’ler mi? Tabi ki hayır. Bir kentin gerçek kalbi; insanların yürüdüğü, karşılaştığı, alışveriş yaptığı, oturduğu, konuştuğu, nefes aldığı kent merkezidir. Bugün Türkiye’nin birçok kentinde olduğu gibi Mersin’de de çok önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Kent merkezleri yavaş yavaş müşteri kaybediyor.Küçük esnaf zorlanıyor.İnsanlar şehir merkezlerinden uzaklaşıyor.Ticaret AVM’lere kayıyor. Çünkü vatandaş artık önce şunları düşünüyor: Çarşıya nasıl ulaşacağım? Arabamı nereye koyacağım? Tuvalet ihtiyacını nerede gidereceğim? Güneşten nasıl korunacağım? Yağmurdan nasıl korunacağım? KENT MERKEZLERİNİN EN BÜYÜK SORUNU: ERİŞİLEBİLİRLİK Bugün birçok insan kent merkezine gitmek istemiyor değil.Gitmekten vazgeçiyor. Neden? Çünkü: trafik yoğun, park yeri yok, yol kenarları düzensiz, kısa süreli park imkânı sınırlı, alternatif otopark yetersiz, toplu taşıma ise çoğu zaman yeterince güçlü değil. Sonuçta vatandaş: “Merkezde yarım saat park yeri arayacağıma AVM’ye giderim” diyor. Ve haklı görüyor kendisini; haklı da. Çünkü AVM ona: kolay ulaşım, ücretsiz otopark, güvenlik, düzen, konfor sunuyor. Kent merkezi ise giderek stres üreten bir alana dönüşüyor. OYSA KENT MERKEZİ SADECE TİCARET DEĞİLDİR Bu mesele yalnızca esnaf meselesi değildir. Kent merkezleri: şehrin hafızasıdır, sosyal hayatıdır, kültürüdür, kamusal yaşamıdır. Bir şehir kent merkezini kaybetmeye başladığında; Sadece mağazalarını değil, şehir ruhunu da kaybetmeye başlar. Yerel işletmeler kapanır. Sokak kültürü zayıflar. İnsan hareketi azalır. Kamusal yaşam AVM koridorlarına sıkışır. Şehirler birbirine benzemeye başlar. Oysa gerçek şehir hayatı kontrollü kapalı alanlarda değil, yaşayan sokaklarda oluşur. ÇÖZÜM YASAK DEĞİL, AKILLI PLANLAMADIR Bugün en büyük hata şu: Alternatif üretmeden kısıtlama yapmak. Oraya park etme, buraya park etme; Nereye park etsin insanlar da çarşıyı dolaşsın? Oysa çağdaş şehircilik şunu söyler: Önce erişimi kolaylaştır, sonra düzenle. Yani: önce otopark üret, önce toplu taşımayı güçlendir, önce yönlendirme sistemlerini kur, önce çevre bağlantılarını tamamla. Daha sonra trafik yönetimi uygulanır. Aksi halde yapılan her yasak, vatandaşı AVM’ye yönlendirir. KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR? Öncelikle şehir merkezleri yeniden erişilebilir hale getirilmelidir. ÇEVRE OTOPARK HALKALARI OLUŞTURULMALI Kent merkezinin çevresinde: çok katlı, uygun fiyatlı, güvenli, yürünebilir bağlantılı otopark alanları oluşturulmalıdır. Amaç araçları merkezin dışına yönlendirirken, insanı merkezde tutmaktır. KISA SÜRELİ PARK ÜCRETSİZ OLMALI İlk 30-45 dakika ücretsiz park uygulaması, esnaf için hayatidir. Çünkü esnafın ihtiyacı uzun süreli araç park edilmesi değil, yüksek müşteri sirkülasyonudur. ÇALIŞANLARIN VE ESNAFLARIN ARAÇLARI MERKEZ DIŞINA ALINMALI Yol kenarlarını gün boyu işgal eden araçların önemli bölümü: çalışanlar, ofis personeli, esnaflar, uzun süreli kullanıcılar. Müşteri ile çalışan parkı ayrıştırılmalıdır. AKILLI YÖNLENDİRME SİSTEMİ KURULMALI İnsanlar çoğu zaman park yeri olmadığı için değil, boş yerin nerede olduğunu bilmediği için trafikte dolaşıyor. Dijital yönlendirme sistemleri artık zorunluluktur. KENT MERKEZİ YAŞAM ALANINA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ Sadece alışveriş değil: kültür, yeme içme, yürüyüş, sanat, gece yaşamı kent merkezine geri dönmelidir. Çünkü insanlar yalnızca alışveriş için değil, yaşamak için de şehir merkezine gelir. AÇIK HAVA AVM MODELİ: KENT MERKEZLERİ İÇİN YENİ NESİL ÇÖZÜM Bugün dünyada birçok şehir, kent merkezlerini klasik yöntemlerle değil, “açık hava AVM” modeliyle yeniden canlandırmaya çalışıyor. Bu modelin mantığı çok basit: AVM’nin: düzenini, konforunu, güvenlik hissini, cazibesini alıp, bunu gerçek şehir sokaklarına taşımak. Yani kapalı beton kutular yerine; yaşayan kent caddelerini modernleştirmek. Özellikle alışveriş yoğunluğu yüksek ana caddeler: kaliteli kaldırım düzenlemeleri, gölgelendirme sistemleri, estetik kent mobilyaları, cep otoparklar, kontrollü trafik akışı, güçlü aydınlatmalar, yeme içme alanları, modern tuvaletler, sokak etkinlikleri, sanat ve kültür noktaları ile birer “yaşam koridoruna” dönüştürülebilir. Böylece insanlar yalnızca alışveriş için değil; gezmek, vakit geçirmek, sosyalleşmek, şehir deneyimi yaşamak için de kent merkezine gelir. AVM’lerin başarısının önemli nedeni budur: İnsanlara yalnızca ürün değil, “deneyim” sunmaları. Oysa kent merkezleri bunu çok daha güçlü yapabilir. Çünkü kent merkezlerinde: gerçek sokak vardır, gerçek şehir vardır, tarih vardır, kimlik vardır, kent kültürü vardır, spontane yaşam vardır. Kapalı AVM’lerin hiçbir zaman tam anlamıyla oluşturamayacağı şey de budur. Özellikle Mersin gibi: iklim avantajı olan, sahil kültürü bulunan, yürünebilir akslara sahip, sosyal yaşam potansiyeli yüksek şehirlerde açık hava AVM modeli büyük fırsatlar sunabilir. Belirli ticaret akslarının: modern kent estetiğiyle, güçlü erişim sistemiyle, otopark entegrasyonuyla, yaya öncelikli planlamayla yeniden düzenlenmesi, kent merkezlerini yeniden cazibe merkezi haline getirebilir. MESELE SADECE TRAFİK DEĞİL, KENTİN GELECEĞİDİR Bugün dünyada başarılı şehirler: insan odaklı, erişilebilir, yaşayan kent merkezleri oluşturmaya çalışıyor. Çünkü güçlü şehirler yalnızca büyük binalarla değil,canlı kamusal hayatla büyür. Eğer kent merkezlerini yaşatamazsak,şehirler zamanla birbirine benzeyen tüketim koridorlarına dönüşür. Ama doğru planlama yapılırsa; kent merkezleri yeniden: ticaretin, kültürün, sosyal hayatın, şehir kimliğinin kalbi olabilir. Ve unutulmamalıdır ki: Bir şehrin gerçek zenginliği, yalnızca yapılan binalarda değil,yaşayan sokaklarında saklıdır. Umarım Kurban Bayramı herkes için iyi geçmiştir. Nice mutlu bayramlara ulaşmak dileğiyle esenlikler diliyorum.

  • VİZYONUM VE MİSYONUM: Topyekûn Kalkınmış Bir Mersin

    “Mersin’i yalnızca merkez ilçeleriyle değil, Anamur’dan Tarsus’a, Çamlıyayla’dan Mut’a kadar bütün ilçeleriyle birlikte düşünüyorum. Amacım; bu kentin tarım, sanayi, lojistik, turizm, kültür ve insan gücünü ortak akıl, üretim ve vizyon projeleriyle birleştirerek Mersin’i Türkiye’nin topyekûn kalkınmış örnek kentlerinden biri haline getirmek.” Mutlu bir Bayram geçirmenizi diliyorum. Topyekûn Kalkınmış Bir Mersin Benim için Mersin, yalnızca bir şehir adı değildir. Mersin; Akdeniz’e açılan bir kapı, Anadolu’nun üretimini dünyaya ulaştıran bir geçit, tarımıyla, sanayisiyle, limanıyla, serbest bölgesiyle, turizmiyle, kültürüyle ve insan zenginliğiyle Türkiye’nin en önemli kalkınma merkezlerinden biridir. Bu nedenle amacım, Mersin’i yalnızca merkez ilçeleriyle değil, bütün ilçeleriyle birlikte düşünmek; Anamur’dan Tarsus’a, Çamlıyayla’dan Mut’a, Silifke’den Erdemli’ye, Gülnar’dan Bozyazı’ya, Akdeniz’den Toroslar’a, Yenişehir’den Mezitli’ye kadar bu büyük kentin tüm potansiyelini ortak bir gelecek vizyonunda buluşturmaktır. Mersin’in geleceği, tek bir sektörün, tek bir kurumun, tek bir ilçenin ya da tek bir grubun başarısıyla kurulamaz. Mersin’in geleceği; tarımın, sanayinin, lojistiğin, turizmin, ticaretin, kültürün, eğitimin, teknolojinin ve kent yaşamının birbirini tamamladığı bütüncül bir kalkınma anlayışıyla kurulabilir. Ben bu anlayışı “topyekûn kalkınmış bir Mersin” hedefi olarak görüyorum. Vizyonum Vizyonum; Mersin’i Türkiye’nin üretim, lojistik, tarım, turizm, sanayi ve yaşam kalitesi bakımından örnek gösterilen kentlerinden biri haline gelmesine katkı sağlamaktır. Bu vizyonun merkezinde üç temel düşünce vardır: Birincisi, Mersin’in her ilçesi kendi değerleriyle kalkınmalıdır. Anamur’un tarımsal üretimi, Tarsus’un tarihsel ve sanayi birikimi, Mut’un zeytini ve kırsal üretim gücü, Silifke’nin tarım ve turizm potansiyeli, Erdemli’nin narenciyesi, Çamlıyayla’nın yayla kültürü, Gülnar’ın doğal kaynakları, Bozyazı’nın kıyı ve tarım zenginliği, merkez ilçelerin ticaret, eğitim, kültür ve hizmet kapasitesi aynı kalkınma haritasının parçalarıdır. İkincisi, Mersin kendi içinde bölünmüş değil, birbirini tamamlayan bir kent olarak planlanmalıdır. Sahil ile yayla, ova ile dağ, liman ile üretici, sanayi ile tarım, üniversite ile iş dünyası, belediyeler ile kamu kurumları aynı hedef doğrultusunda çalışmalıdır. Çünkü Mersin’in gerçek gücü, parçalarının ayrı ayrı varlığında değil, bu parçaların birlikte oluşturduğu büyük sinerjidedir. Üçüncüsü, Mersin yalnızca bugünün sorunlarını çözmekle yetinmemeli, geleceğin dünyasına hazırlanmalıdır. İklim değişikliği, su kaynakları, gıda güvenliği, teknoloji, lojistik koridorlar, enerji, nitelikli istihdam ve gençlerin geleceği artık kentlerin kaderini belirleyen temel konulardır. Mersin bu alanlarda geç kalan değil, ön alan bir kent olmalıdır. Misyonum Misyonum; Mersin’in potansiyelini doğru okumak, sorunlarını açık yüreklilikle dile getirmek, çözüm önerileri üretmek ve bu kentin ortak aklının oluşmasına katkı sunmaktır. Benim için Mersin’e hizmet, yalnızca proje üretmek değildir. Aynı zamanda bu kentin kurumlarını kişisel hesaplardan, dar çevre ilişkilerinden ve liyakatsiz tercihlerden koruma sorumluluğudur. Çünkü kurumlar zayıflarsa kent zayıflar; liyakat kaybolursa ortak gelecek duygusu da zarar görür. Bu misyon, sadece fikir üretmekten ibaret değildir. Sahayı dinlemeyi, sorunları doğru teşhis etmeyi, çözüm önerilerini somutlaştırmayı ve kentin tüm kesimlerini aynı masa etrafında buluşturmayı gerektirir. Bugüne kadar iş dünyasında, sanayide, mühendislik alanında, sivil toplumda ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı sürecinde edindiğim deneyim bana şunu açıkça göstermiştir: Mersin’in sorunu potansiyel eksikliği değildir. Mersin’in asıl ihtiyacı, bu potansiyeli doğru planlayan, kurumlar arasında eşgüdüm sağlayan, ilçeler arasında denge kuran ve kentin enerjisini ortak hedeflere yönlendiren bir kalkınma anlayışıdır. Benim Mersin’e dair çalışmalarım bir makam arayışının, bir koltuk hesabının ya da kişisel bir beklentinin sonucu değildir. Hiç kimsenin makamında gözüm yoktur. Benim için asıl mesele, kimin hangi koltukta oturduğu değil; Mersin’in hangi hedefe doğru yürüdüğü, hangi sorunlarını çözdüğü ve hangi fırsatlarını değerlendirdiğidir. Uzunca bir süredir ürettiğim fikirler, yazılar, öneriler ve projelerle, makam sahibi olmadan da bu kente hizmet edilebileceğini göstermeye çalışıyorum. Çünkü Mersin’e hizmet etmek yalnızca resmi görevlerle sınırlı değildir. Bilgiyle, deneyimle, emekle, ortak akılla ve kent sevgisiyle de hizmet edilir. Benim durduğum yer tam olarak burasıdır. Mersin için düşünmek, Mersin için yazmak, Mersin için proje üretmek, Mersin’in sorunlarına çözüm aramak ve bu kentin ortak geleceğine katkı sunmak benim için bir makam meselesi değil, bir sorumluluk meselesidir. Bu nedenle benim görev anlayışım; ayrıştırmadan, dışlamadan, kentin hiçbir kesimini geride bırakmadan Mersin için düşünmek, yazmak, önermek, tartışmak ve çözüm üretmektir. Topyekûn Kalkınma Ne Demektir? Topyekûn kalkınma, yalnızca ekonomik büyüme demek değildir. Topyekûn kalkınma; üreticinin emeğinin değer bulması, sanayicinin rekabet gücünün artması, gençlerin bu kentte gelecek görmesi, kadınların üretime ve karar süreçlerine daha güçlü katılması, esnafın ayakta kalması, çiftçinin kazanması, limanın kente yük değil değer katması, turizmin birkaç ayla sınırlı kalmayıp yılın tamamına yayılması demektir. Topyekûn kalkınma; kent merkezinin büyürken ilçelerin geride kalmaması, kırsalın boşalmaması, yaylaların korunması, sahillerin plansız yapılaşmaya teslim edilmemesi, tarım alanlarının değerinin bilinmesi, sanayi alanlarının doğru planlanması, ulaşımın ve altyapının geleceğe göre tasarlanması demektir. Topyekûn kalkınma; Mersin’in yalnızca zenginleşmesi değil, daha adil, daha yaşanabilir, daha huzurlu ve daha güçlü bir kent haline gelmesi demektir. Ortak Akıl, Kurumsal İş Birliği ve Vizyon Projeleri Mersin’in geleceği, tek başına hiçbir kişinin, kurumun ya da siyasi anlayışın omuzlarına bırakılamayacak kadar önemlidir. Bu kentte belediyeler, kamu kurumları, meslek odaları, üniversiteler, sanayi kuruluşları, kooperatifler, üretici birlikleri, sivil toplum örgütleri, gençler, kadınlar, esnaf ve iş insanları aynı hedef etrafında buluşmalıdır. Mersin’in ihtiyacı, kavga değil koordinasyondur. Dağınıklık değil planlamadır. Kısa vadeli gösteriler değil, uzun vadeli kalkınma projeleridir. Benim savunduğum ortak akıl anlayışı, herkesin aynı şeyi düşünmesi değildir. Tam tersine, farklı bilgi ve deneyimlerin aynı kentin geleceği için yapıcı biçimde buluşmasıdır. Mersin’in tüm renkleri, tüm inançları, tüm kültürleri, tüm ilçeleri ve tüm sektörleri bu ortak geleceğin doğal paydaşıdır. Liyakat, Kurumsal Ahlak ve Kamu Yararı Mersin’in geleceği, yalnızca doğru projelerle değil, doğru insanlarla ve doğru yönetim anlayışıyla kurulabilir. Bu nedenle kentimizin önemli kurumlarının kişisel çıkar hırslarına, dar grup hesaplarına ya da kısa vadeli güç mücadelelerine teslim edilmesine kesinlikle karşıyım. Kurumlar, kişilerin nüfuz alanı haline getirilmemelidir. Bir kentin kaderini etkileyen görevler; kişisel yakınlık, hemşerilik, siyasi aidiyet, akrabalık, sadakat ilişkisi ya da “sözümü dinler” anlayışıyla dağıtılmamalıdır. Bu anlayış, yalnızca kurumları zayıflatmaz; kentin ortak geleceğine, toplumsal güvene ve kamu yararına da zarar verir. Benim savunduğum yönetim anlayışında esas ölçü liyakattir. Bir göreve getirilecek insanın kimlere yakın olduğuna değil; ne bildiğine, ne üreteceğine, hangi birikime sahip olduğuna, kente nasıl katkı koyacağına ve o kurumun saygınlığını nasıl ileriye taşıyacağına bakılmalıdır. Mersin’in kurumları, bu kentin ortak değerleridir. Meslek odaları, belediyeler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, kooperatifler, birlikler ve kentin ekonomik, sosyal, kültürel yaşamına yön veren tüm yapılar; kişisel hesapların değil, kamu yararının hizmetinde olmalıdır. Bu nedenle liyakatin, şeffaflığın, katılımcılığın ve kurumsal saygınlığın savunulması benim için yalnızca yönetimsel bir tercih değil, ahlaki bir sorumluluktur. Mersin’in geleceğini birkaç kişinin kişisel hesabına, dar çevre ilişkilerine ya da kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklara bırakamayız. Bu kentin kurumları güçlü olursa Mersin güçlü olur. Kurumlar liyakatle yönetilirse Mersin’in potansiyeli doğru biçimde harekete geçer. Ben, kentimizin önemli kurumlarının ehil, birikimli, dürüst, çalışkan ve kamu yararını önceleyen insanlar tarafından yönetilmesi için var gücümle çalışacağım. Çünkü topyekûn kalkınmış bir Mersin hedefi, ancak liyakatli kadrolarla, güçlü kurumlarla, şeffaf yönetimle ve ortak akla dayalı bir kent kültürüyle gerçekleşebilir. Üretimden Dünyaya Açılan Mersin Mersin’in en büyük üstünlüklerinden biri, üretim ile lojistiği aynı coğrafyada buluşturabilmesidir. Bu kentte toprak üretir, sanayi işler, liman dünyaya ulaştırır. Bu zincir doğru kurulduğunda Mersin yalnızca Türkiye için değil, Akdeniz havzası, Orta Doğu, Kafkasya ve Avrupa bağlantıları için de stratejik bir merkez haline gelir. Bu nedenle tarım ürünlerinin katma değerli hale getirilmesi, soğuk zincir altyapısının güçlendirilmesi, organize sanayi bölgelerinin doğru planlanması, lojistik merkezlerin kent trafiği ve yaşam kalitesiyle uyumlu geliştirilmesi, liman bağlantılarının güçlendirilmesi ve ihracata dönük üretimin desteklenmesi Mersin’in kalkınma gündeminin temel başlıkları olmalıdır. Mersin’in hedefi, yalnızca mal taşıyan bir kent olmak değildir. Mersin; üreten, işleyen, markalaştıran, ihraç eden, teknoloji kullanan ve dünyayla rekabet eden bir kent olmalıdır. Yaşanabilir Kent, Güçlü Toplum Kalkınma yalnızca rakamlarla ölçülemez. Bir kentin gerçek kalkınması, o kentte yaşayan insanların yaşam kalitesiyle ölçülür. Mersin’de trafik, altyapı, su, çevre, planlama, konut, eğitim, kültür, sosyal uyum ve güvenlik gibi konular ekonomik kalkınmadan ayrı düşünülemez. Çünkü üretim yapan insanın, yatırım yapan sanayicinin, tarlasına emek veren çiftçinin, okuluna giden öğrencinin, dükkânını açan esnafın ve ailesiyle huzurlu yaşamak isteyen her yurttaşın ortak ihtiyacı iyi yönetilen, planlı ve güven veren bir kenttir. Bu nedenle Mersin’in kalkınma vizyonu sadece yatırım projelerine değil, insan odaklı kent yaşamına da dayanmalıdır. Daha yeşil, daha düzenli, daha güvenli, daha erişilebilir ve daha kültürlü bir Mersin hedefi, ekonomik kalkınmanın tamamlayıcı unsurudur. Benim Taahhüdüm Ben, Mersin’e tepeden bakan bir anlayışla değil, bu kentin sokaklarından, iş yerlerinden, tarlalarından, sanayi bölgelerinden, yaylalarından, limanından ve insanından öğrenerek bakıyorum. Mersin’in sorunlarını da, gücünü de, eksiklerini de, fırsatlarını da sahadan biliyorum. Bu nedenle amacım, Mersin için yalnızca temenniler dile getirmek değil; uygulanabilir, ölçülebilir, sürdürülebilir ve ortak akla dayalı vizyon projeleri üzerinde çalışmaktır. Mersin’in geleceği için inancım nettir: Bu kent, doğru planlama ve güçlü iş birliğiyle Türkiye’nin örnek kalkınma kentlerinden biri olabilir. Yeter ki Mersin’i parça parça değil, bütün olarak görelim. Yeter ki ilçelerimizi birbirinin rakibi değil, birbirinin tamamlayıcısı olarak düşünelim. Yeter ki ortak aklı, üretimi, bilimi ve kent sevgisini aynı hedefte buluşturalım. Benim amacım budur: Anamur’dan Tarsus’a, Çamlıyayla’dan Mut’a kadar Mersin’in tüm potansiyelini harekete geçirmek; Mersin’i tarımıyla, sanayisiyle, limanıyla, turizmiyle, kültürüyle ve insanıyla topyekûn kalkınmış bir Türkiye kenti yapmak.

  • MERSİN GÜNDEMİ: HAL KATLI KAVŞAĞI ve TBB SEÇİMİ.

    “Mersin’de Hal Katlı Kavşağı’nın açılması önemli ve değerli bir yatırımdır. Mersin’i boydan boya geçen kesintisiz bir ana arter oluşturma planının kilit noktası projelerinden biridir. Ancak Mersin trafiğinin tek bir kavşakla çözülmesi olası değildir. Bu kent trafiği parça parça çözümlerle değil, ana arterleri, kavşakları, sanayi bölgeleri ile liman ve hal trafiğini, kent içi otopark ve trafik yoğunluğu sorununu ve denetimi birlikte ele alan bütüncül bir ulaşım planıyla yönetilmelidir.” HAL KATLI KAVŞAĞI ÖNEMLİ BİR YATIRIMDIR Mersin’de uzun süredir beklenen Hal Katlı Kavşağı hizmete açıldı. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekir: Bu kavşak, Mersin trafiği açısından önemli bir yatırımdır. Mersin’e hayırlı olsun. Başta trafiğin çözülmesi noktasında gereksinimleri hedef haline getirip inisiyatif alarak peş peşe hızla kavşak dizilerini gerçekleştiren Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile ekibini kutluyor ve teşekkür ediyorum. Yöneticilerimizin başarılı çalışmalarından dolayı tekdir edilmesi onların çalışma şevkini özgüvenlerini arttırır. Dolayısıyla sonraki çalışmalarında daha verimli ve daha başarılı işler çıkarır. Bu başarılı işinden dolayı yürekten kutluyorum. Bu kavşağın bulunduğu nokta sıradan bir kavşak değildir. Mersin Hali, otoyol bağlantısı, liman güzergahı, antrepolar, sanayi ve ticari taşıma hareketleri bu bölgede birbirine karışmaktadır. Günün birçok saatinde otomobiller, kamyonlar, tırlar, servis araçları ve ticari araçlar aynı dar boğazdan geçmeye çalışmaktadır. Bu nedenle Hal Katlı Kavşağı, yalnızca bir yol yatırımı olarak görülmemelidir. Bu yatırım, Mersin’in ticaretine, lojistiğine, üretim gücüne ve kent içi ulaşımına dokunan stratejik bir yatırımdır. Burada şu soru sorulabilir: Bu kavşak Mersin trafiğini gerçekten rahatlatacak mı? Evet, doğru işletilir ve devamındaki ulaşım düğümleri çözülürse rahatlatacaktır. Fakat Mersin trafiği yalnızca bir noktadaki akıştan ibaret değildir. Trafik bir zincirdir. Zincirin bir halkasını güçlendirip diğer halkaları zayıf bırakırsanız, sorun ortadan kalkmaz; sadece yer değiştirir. HAL KAVŞAĞI ARAÇ AKIŞINI ARTIRACAKTIR Hal Katlı Kavşağı’nın doğal sonucu şudur: Bu kavşak, kent içine birim zamanda giren araç sayısını artıracaktır. Bu ilk bakışta olumlu bir gelişmedir. Araçlar daha az bekleyecek, daha hızlı akacak, kavşak bölgesindeki zaman kaybı azalacaktır. Ancak bu akışın devamındaki kavşaklar aynı kapasiteye sahip değilse, yeni bir sıkışıklık kaçınılmaz olur. İşte bu nedenle Hal Katlı Kavşağı’nı konuşurken hemen ardından Akbelen Bulvarındaki Mezarlık-1 Kavşağı’nı konuşmak zorundayız. Halk arasında Mezarlık Kavşağı olarak bilinen Akbelen Bulvarı ile Hüseyin Okan Merzeci Bulvarı kesişimi, Mersin’in en kritik ulaşım noktalarından biridir. Hal Katlı Kavşağı’ndan gelen araç akışı artınca, bu kavşaktaki yük de artacaktır. Eğer Karayolları tarafından yapılması gereken katlı kavşak hızla yapılmazsa, Hal Kavşağı’nda sağlanan rahatlama Mezarlık Kavşağı’nda daha büyük bir sıkışıklığa dönüşebilir. Bu nedenle bu kavşak artık ertelenemez. MEZARLIK KAVŞAĞI BATTI ÇIKTI İLE GEÇİŞTİRİLMEMELİDİR Projelendirilmesi ve yapımı Karayolları sorumluluğunda olan Mezarlık Kavşağı için yalnızca bir yönde battı çıktı yapılması yanlış olur. Çünkü bu kavşakta sadece Doğu-Batı aksı yoğun değildir. Kuzey-Güney aksı da en az onun kadar önemlidir. Akbelen Bulvarı üzerinden gelen trafik ile Hüseyin Okan Merzeci Bulvarı üzerinden gelen trafik aynı anda güçlü bir yük oluşturmaktadır bu noktada. Böyle bir noktada yalnızca bir yönü yer altına alıp diğer yönleri ışıklara, dönüşlere ve beklemelere bırakmak kalıcı çözüm üretmez. Tam tersine, bugün yapılan eksik çözüm yarın daha büyük maliyetlerle yeniden ele alınmak zorunda kalır. Mersin geçmişte bu hatayı yaşadı. Mezarlık-2 Kavşağı yanlış projelendirildiği için Kuzey-Güney aksında yoğun sıkışıklık oluşuyor. Aynı yanlış Akbelen Bulvarı-Hüseyin Okan Merzeci Bulvarı kesişimindeki Mezarlık-1 kavşağında tekrarlanmamalıdır. Bu kavşakta her türlü maliyet fedakarlığı yapılarak, tüm yönlerde akışı rahatlatacak yonca yaprağı ya da ona eşdeğer çok yönlü farklı seviyeli bir kavşak projelendirilmelidir. Maliyet yüksek olabilir. Kamulaştırma gerekebilir. Projelendirme zor olabilir. Ama kentlerin geleceğini belirleyen kararlar, bazen o gün pahalı görünen ama yarın kenti büyük kayıplardan kurtaran kararlardır. Mersin artık geçici çözümlerle zaman kaybetmemelidir. HAL VE LİMAN TRAFİĞİ AYRI BİR PLANLAMA KONUSUDUR Hal Katlı Kavşağı’nın bir başka önemli boyutu da ağır taşıt trafiğidir. Bu kavşakta yoğun bir tır ve kamyon trafiği vardır. Otoyoldan çıkan ağır araçların çoğunluğu Hal Katlı Kavşağı çevresindeki dönel kavşaktan sola dönerek Mersin Hali’ne ve Mersin Limanı’na yönelmektedir. Bu basit bir dönüş hareketi değildir. Bu, Mersin ekonomisinin damarlarından birinin hareketidir. Tırlar ve kamyonlar geniş dönüş yarıçapına sahiptir. Yavaş dönerler, geç hızlanırlar, şerit değiştirirken daha fazla alan isterler. Bu nedenle ağır taşıt trafiği iyi yönetilmezse, en iyi yapılmış kavşak bile kısa sürede verimsiz hale gelebilir. Hal ve liman girişlerinde yığılma olmaması için bugünden önlem alınmalıdır. Liman girişleri, hal bağlantıları, bekleme alanları, dönüş cepleri, ağır taşıt yönlendirme şeritleri, dijital sıra sistemi, giriş-çıkış saatleri ve trafik denetimi birlikte planlanmalıdır. Aksi halde Hal Katlı Kavşağı’nda sağlanan akış, liman ve hal girişlerinde kuyruklara dönüşür. Bu da hem kent trafiğini hem de Mersin’in ticari verimliliğini olumsuz etkiler. Gerçi Mersin Hali giriş çıkışlarında yeni düzenlemeler yapıldığı görünüyor, Mersin Limanı giriş çıkışlarında da yeni düzenlemeler yapıldı. Umarım bu düzenlemeler Hal Katlı Kavşağından yönlenecek trafiğe göre planlanmıştır. Mersin bir liman kentidir. Mersin bir lojistik kentidir. Mersin bir üretim ve ticaret kentidir. O halde ulaşım yatırımları da yalnızca otomobil trafiğine göre değil, bu kentin ekonomik gerçeklerine göre planlanmalıdır. HÜSEYİN OKAN MERZECİ BULVARI EKSPRES YOL OLURKEN KENT İÇİ UNUTULMAMALIDIR Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin Hüseyin Okan Merzeci Bulvarı’nı kenti boydan boya geçen güçlü bir ekspres ulaşım omurgasına dönüştürme çabası doğrudur. Bu bulvar üzerinde yapılan ve yapılacak farklı seviyeli kavşaklar, bağlantı yolları ve düzenlemeler Mersin’in Doğu-Batı aksında önemli bir rahatlama sağlayabilir. Kentin büyüme yönü, araç sayısındaki artış ve yeni yerleşim alanları dikkate alındığında, böyle bir ulaşım omurgasına ihtiyaç olduğu açıktır. Ancak burada unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek var: Ana arterleri hızlandırmak, kent içi trafiğini kendiliğinden çözmez. Mersin’de trafik yalnızca büyük bulvarlarda sıkışmıyor. Kent merkezi de özellikle belirli saatlerde ciddi biçimde tıkanıyor. Sabah işe gidiş saatleri, öğle saatleri, okul çıkışları ve akşam mesai bitimi kent merkezinde trafik baskısını artırıyor. Bu baskının en önemli nedenlerinden biri otopark sorunudur. Bir diğer nedeni de otopark kıtlığından dolayı mevcut yolların gerçek kapasitesiyle kullanılamamasıdır. Bir yol iki şeritliyse ama bir şeridi sürekli park eden araçlar tarafından işgal ediliyorsa, o yol artık iki şeritli değildir. Kağıt üzerinde iki şerittir, gerçekte tek şerittir. İSTİKLAL CADDESİ BU SORUNUN EN AÇIK ÖRNEĞİDİR Mersin kent içi trafiğinde otopark ve denetim sorununun en somut örneklerinden biri İstiklal Caddesi’dir. Bu cadde kağıt üzerinde iki şeritli bir caddedir. Ancak yolun sağ tarafı sürekli park eden araçlar tarafından işgal edilmektedir. Daha da kötüsü, bu araçların yanına ikinci sıra park eden araçlar eklenmektedir. Böylece iki şeritli cadde fiilen tek şeride düşmektedir. Akan trafik yavaşlamakta, kavşak yaklaşımlarında kuyruklar oluşmakta, sürücüler gereksiz zaman kaybetmekte, kent merkezi sıkışmaktadır. Burada sorun yalnızca sürücü hatası değildir. Eğer bir caddede ikinci sıra park alışkanlık haline gelmişse, orada denetim eksikliği de vardır. Trafik ekipleri kararlı ve sürekli müdahale etmezse, hiçbir yol gerçek kapasitesiyle çalışmaz. İstiklal Caddesi bize şunu açıkça göstermektedir: Mersin’de yeni kavşaklar yapmak kadar, mevcut yolları gerçek kapasitesiyle çalıştırmak da önemlidir. Yol kenarı parklanma düzenlenmeden, ikinci sıra park engellenmeden, durak işgalleri önlenmeden, kent merkezindeki otopark sorunu çözülmeden Mersin trafiğini kalıcı biçimde rahatlatmak mümkün değildir. Ayrıca Doğu-Batı aksının ekspres yol durumuna getirilmesi gibi, kent içi trafiğinin de ekspres yollarla kesintisiz olarak Otoyola yönlendirilmesi konusunu da Büyükşehir gündemine almalıdır. Örneğin; kent merkezinde Tevfik Sırrı Gür Lisesi ile Çankaya İlkokulu arasından geçip İstiklal caddesinde kesilen Sakarya Caddesi’nin Kuzey doğrultusunda otoyola bağlanan kesintisiz bir bulvar olarak sürdürülmesi kent içi trafiğini oldukça rahatlatacaktır. MERSİN’İN ULAŞIM SORUNU BÜTÜNCÜL BİR AKILLA ÇÖZÜLÜR Bugün Mersin’in ihtiyacı yalnızca yeni kavşaklar değildir. Mersin’in ihtiyacı, kavşakları, ana arterleri, çevre yollarını, liman bağlantılarını, hal trafiğini, toplu taşımayı, otoparkı, yaya düzenini ve trafik denetimini aynı masa üzerinde buluşturan bütüncül bir ulaşım planıdır. Bu kapsamda şu adımlar eş zamanlı düşünülmelidir: Kent içi trafiği de ekspres yollarla kesintisiz olarak Otoyola yönlendirilmelidir. Kent merkezinde katlı ve yer altı otoparkları artırılmalıdır. Yol kenarı parklanma yeniden düzenlenmelidir. İkinci sıra park kesin biçimde engellenmelidir. Toplu taşıma durakları trafik akışını kesmeyecek biçimde yeniden ele alınmalıdır. Okul, hastane, kamu kurumu ve ticari merkez çevrelerinde özel trafik planları yapılmalıdır. Liman ve hal girişleri ağır taşıt trafiğine göre düzenlenmelidir. Mezarlık Kavşağı hızla, ama doğru projeyle yapılmalıdır. Hüseyin Okan Merzeci Bulvarı üzerindeki ekspres yol çalışmaları kent içi trafik ve otopark çözümleriyle desteklenmelidir. VAHAP SEÇER’İN TBB BAŞKANLIĞI MERSİN İÇİN YENİ BİR SORUMLULUKTUR Bu noktada Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığına seçilmesi de ayrıca önem taşımaktadır. Kendisini kutluyorum; Mersin’i Türkiye gündemine taşıdı. Bu görev yalnızca kişisel bir başarı olarak görülmemelidir. Bu görev, Mersin’in yerel yönetim deneyiminin Türkiye ölçeğinde daha görünür hale gelmesi anlamına gelir. Sayın Seçer, Mersin’de ulaşım, altyapı, sosyal hizmetler ve kent yönetimi konularında ortaya koyduğu yaklaşımı şimdi Türkiye belediyeciliği açısından daha geniş bir zeminde temsil edecektir. Bu aynı zamanda bir sınavdır. Çünkü Türkiye Belediyeler Birliği, yalnızca bir siyasi makam değildir. Belediyeler arasında iş birliği, deneyim paylaşımı, adil kaynak kullanımı ve yerel yönetimlerin güçlenmesi bakımından önemli bir kurumdur. Mersin açısından bakarsak, bu görevin değeri yalnızca “Mersin’den bir belediye başkanı Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı oldu” demekle sınırlı kalmamalıdır. Asıl önemli olan, bu temsil gücünün Mersin’in ulaşımına, lojistiğine, altyapısına, kent planlamasına ve yerel yönetim kalitesine nasıl yansıyacağıdır. Mersin artık yalnızca kendi sorunlarını konuşan bir kent olmamalıdır. Mersin, doğru yönetim ve doğru planlama ile Türkiye’ye örnek olabilecek bir kent haline gelmelidir. SON SÖZ Hal Katlı Kavşağı önemli bir yatırımdır. Bu yatırımı takdir etmek gerekir. Ama aynı açıklıkla şunu da söylemek gerekir: Hal Katlı Kavşağı tek başına Mersin trafiğini çözmez. Mezarlık Kavşağı doğru projeyle yapılmazsa, Hal Kavşağı’nın yararı azalır. Hüseyin Okan Merzeci Bulvarı ekspres bir omurga haline getirilirken kent merkezi unutulursa, Mersin bir noktada hızlanıp başka bir noktada tıkanmaya devam eder. İstiklal Caddesi gibi kent içi yollar ikinci sıra park ve denetimsizlikten kurtarılmazsa, yol yatırımlarının etkisi sınırlı kalır. İstiklal Caddesi üzerinde yeniden ciddi olarak düşünülmelidir. Oradaki esnaflarla sık sık görüşürüm; önerilerine kulak vermek gerekir. Mersin’in artık parça parça çözümlere değil, bütüncül bir kent aklına ihtiyacı vardır. Bu kent limanıyla, haliyle, sanayisiyle, turizmiyle, tarımıyla, üniversiteleriyle, insan gücüyle ve stratejik konumuyla Türkiye’nin en önemli kentlerinden biridir. Böyle bir kenti yönetmek, yalnızca yol yapmak değildir. Böyle bir kenti yönetmek, akışı yönetmektir. Ticareti yönetmektir. Zamanı yönetmektir. Kamusal alanı yönetmektir. Kent disiplinini sağlamaktır. Ve en önemlisi, bugünün sorunlarını çözerken yarının Mersin’ini planlamaktır. Sonraki yazımda buluşmak üzere esen kalın.

Hepsini Görüntüle

Diğer Sayfalar (13)

  • Önsöz | Ayhan Kızıltan

    ÖN SÖZ Beş yıl süren Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra, açıkça söyleyeyim, bir boşluk hissettim yaşamımda. Bir anda toplumla bağlarım kesilmiş, iletişimim durmuş gibi bir yanılsama içinde buldum kendimi. Oysa, insanlarla bağlarım güçlü, iletişimim hayli içten ve sıcaktı… Kısa bir süre sonra anladım ki, değişen bir şey yok; toplumla bağlarımın çok sağlam ve karşılıklı iletişim aynı içtenlik ve sıcaklıkla sürüyor. Ama yine de bir boşluk hissediyordum… Neydi bu boşluk? Mersin’e hizmet edemeyecek olmam … Birçok yapı bir araya gelip benim bu kente karşılıksız hizmet etmemi engelleyip MTSO bünyesinde bir çıkar grubunu iş başına getirmek için çabaladılar. Ama başaramadılar; üst düzey bir kamu yöneticisinin söylediği gibi “Ne Ayhan Kızıltan’mışsın be! Birçok yapı bir araya geldi yine de seni deviremediler ”. Evet seçimle beni deviremediler, ama hınçlarını alamamış olmalılar ki, iğrenç bir oyunla beni görevimden ayırdılar. Ayrılırken de onlara teslim etmedim bu kutsal görevi, her yönden güvendiğim dürüst ve genç bir arkadaşımın iş başına gelmesini sağladım. Mersinliler çok dikkatli olmalı , çıkarcılar çok büyük tehlike bu kent için ! Anladım ki, “beni Mersin gündeminden düşürmeye , çıkar gruplarının gücü yetmeyecek !” Görevden ayrıldıktan kısa bir süre sonra yakın dostum Mersin İmece Gazetesinin sahibi Sinan Koç ile bir arkadaşının işyerinde sohbet ediyorduk; aynen şunları söyledi: “Abi, çok çirkin bir şekilde seni görevinden ayırdılar diye bir köşeye çekilip bunca yıllık bilgi birikimini, deneyimlerini gömecek misin ?” “Ne yapayım peki Sinan ?” diye sordum. “Abi yaz; birikimlerini , deneyimlerini topluma aktar .” “Nerede yazayım ?” “Abi bizim gazetede yaz ; istediğin gibi, istediğin konuda , istediğin zaman yaz .” Böyle başladı gazete köşe yazarlığım. Aslında uzun süredir sosyal medyada hayli etkili yazılar yazıyormuşum, paylaşımlarımı okuyanlar söylüyorlar. Demek ki Sinan da farkına varmış kalemimin kuvvetli olduğunun… İşte böyle başladı yazarlığım; yazdıkça yazıyordum, hala da yazıyorum… Sevgili Sinan bu kente hizmet etmenin ille de bir koltukta oturarak olmayacağını anlamamı sağladı bu teklifiyle . MTSO’daki görevimde çok renkli bir beş yıl geçirdim sektörlerle, ekonomiyle, sanatla, kültürle, toplumla çok haşır neşir oldum; konu çok benim için… Siyaset yazıyorum, dış politika yazıyorum, ekonomi yazıyorum, kültür ve sanat yazıyorum, Mersin kenti ile ilgili projelerimi yazıyorum, sanayi ve üretimle ilgili projelerimi yazıyorum, yol gösteriyorum, öneriler sunuyorum, deneyimlerimi aktarıyorum. Kısaca ilham veriyorum, “ilham vermek için yazıyorum ”. Belki ilham alan birileri olur… Peki bu kitabı yazmaya beni ne itti ? Sanatsever dostlarım Baha Sadık Akıner ve Mersin Global Ajans sahibi Gültekin Hakan Koçman da yazılarımı ilgiyle okuyorlarmış… Kitap yazma önerisi de onlardan geldi. Sosyal medya, gazete yazılarım ile ayhankiziltan.com isimli web sitemdeki Güncel Yorum yazılarımı, yazılar deyip geçmeyin, binlerce yazıyı günlerce tek tek inceleyip editörlüğümü yaptılar ve bu kitabı birlikte ortaya çıkardık. Umarım ilham alırsınız… TEŞEKKÜR Onlara ayırmam gereken zamanı çaldığım halde bana sabırlı davranarak hep güç ve sevgi veren eşim Oya Kızıltan ’a ve torunum Nil Kızıltan ’a, Beş yıl süreyle KIZILTANLAR-Sumas Pompa ’yı ayakta tutan firmamdaki çalışma arkadaşlarıma, Mersin Ticaret ve Sanayi Odasında tanıdığım en aslan yürekli, aslan yürekli olduğu kadar da iyi yürekli, onurlu ve dik duruşuyla bana her zaman destek olan can kardeşim Murat İlça ’ya, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası 2023 seçimlerinde hiçbir pazarlığa ve teklife kulak asmayıp bana Yönetim Kurulu Başkanlığı için karşılıksız oy veren 44 sözünün eri MTSO Meclis Üyesi Kardeşlerime ; onlar kendilerini biliyor… Mersin Ticaret ve Sanayi Odasında görev yaptığım beş yıl boyunca özverili ve disiplinli çalışmalarıyla bana güç veren Çalışma Arkadaşlarıma .

  • Kitap | Ayhan Kızıltan

    YAZARDAN İMZALI ÖZEL GÖNDERİM Ön Sözü Oku Uğur Ola Mersin Uğur Ola Türkiye Mersin’den Türkiye’ye, kentten topluma, üretimden ortak geleceğimize uzanan güçlü bir tanıklık, değerlendirme ve çağrı. Siparişlerinizi bu site aracılığıyla verdiğinizde, kitabım imzalı olarak size ulaştırılacaktır. Ayrıca, TAC Gift Shop üzerinden satın alarak TAC Tuğla Bursu’na destek olmanız da mümkün. YAZAR Ayhan Kızıltan SAYFA SAYISI 522 KARGO 2 İş günü içinde hazırlanır. TÜR Deneme/Düşünce yazıları FİYATI 250TL GÖNDERİM İmzalı Özel Nüsha Hemen İmzalı Satın Al Örnek Sayfaları Oku Bu siteden temin edin. İmzalı özel kopya talep edin. Kitabınızı ayhankiziltan.com üzerinden doğrudan sipariş ettiğinizde, imzalı nüshanız benim tarafımdan hazırlanarak dikkatlice adresinize gönderilecektir. TAC GIFT SHOP'tan Alışveriş Yaparak TUĞLA BURSU'NA Destek Ol! TAC Gift Shop'tan yapılan alışverişlerde, özel Tarsus Amerikan Koleji mezunları ve öğrencilerine yönelik olarak ödenen tutarın tamamı TAC Tuğla Bursu 'na bağışlanacaktır. Kitabı doğrudan SOKAK KİTAP ve KAHVE EVİ'nden temin edin. Kahvenizin tadını çıkarırken, rahat ve sakin bir atmosferde kitabınızı gözden geçirin. Konum için tıklayın Forum AVM civarında sokak kitabevi KİTAPSAN Bu kitap ne anlatıyor? "Uğur Ola Mersin, Uğur Ola Türkiye"; sadece bir şehrin değil, bir ülkenin vicdanını temsil eden yazılardan oluşan bir derlemedir. Beş yıl süren MTSO Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden sonra da topluma katkı sunmayı sürdüren Ayhan Kızıltan, bu kitapta yerel bir perspektiften evrensel meselelere uzanıyor. Mersin’den Türkiye’ye, Türkiye’den dünyaya uzanan bir düşünsel yolculuğun ürünü. Ayhan Kızıltan, ekonomiden siyasete, yerel yönetimlerden eğitime kadar geniş bir yelpazede kaleme aldığı yazılarla hem yaşadığı coğrafyaya hem de yaşadığı zamana ayna tutuyor. Tarihin kırılma anlarından geçtiği bir çağda, Mersin gibi stratejik ve kültürel öneme sahip bir noktadan dünyayı yorumluyor. Modern bir eğitimden geçmiş, evrensel değerlere sahip bir birey olarak Kızıltan’ın analizleri; milli duygularla bezenmiş, çağdaş, demokratik ve üretken bir toplum tahayyülünü içeriyor. Kitap, yalnızca Mersin’in değil, Türkiye’nin ve hatta küresel sistemin nabzını tutmak isteyen okurlar için zihin açıcı bir başvuru kaynağı niteliğinde. Neden okunmalı? Çünkü yalnızca eleştirmiyor, çözüm arıyor Çünkü Mersin’den Türkiye’ye uzanan bir bakış sunuyor Çünkü yaşanan zamanı kayda geçiren bir tanıklık taşıyor Bir ömürlük gözlem, düşünce ve mücadeleyle yoğrulmuş bir kitap İçeriden bakan, sade, ama kararlı bir anlatım vardır

  • Ayhan Kızıltan | Ekonomi, Siyaset ve Toplum Yazıları

    Ayhan Kızıltan hakkında ekonomi, siyaset ve toplum yazıları okuyun. AMACIM Topyekün Kalkınmış Bir Mersin Anamur’dan Tarsus’a, Çamlıyayla’dan Mut’a kadar Mersin’in tüm potansiyelini ortak akıl, üretim ve vizyon projeleriyle harekete geçirmek için çalışıyorum. AYHAN KIZILTAN Makine mühendisi, sanayici, yazar Mersin Ticaret ve Sanayi Odası eski Başkanı Yazıları Oku Hakkımda Ayhan KIZILTAN KURUMSAL BAĞLANTILAR HAKKIMDA Ayhan Kızıltan kimdir? Makine mühendisi, sanayici, yazar ve kent düşünürü Ayhan Kızıltan; üretimi, toplumsal sorumluluğu, Atatürkçü duruşu ve Mersin’e duyduğu güçlü aidiyetle iş dünyasını, kenti ve ortak geleceği birlikte düşünen bir isimdir. Su pompaları ve mühendislik alanındaki uzun yıllara dayanan deneyimini, yalnızca ticari başarı için değil, topluma ve ülkeye fayda üretmek için değerlendirmiştir. İş ve sosyal yaşamı boyunca iş birliği, dayanışma, kalite ve çözüm odaklı yaklaşımı esas almış; Mersin’in ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişimine katkı sunmayı temel sorumluluklarından biri saymıştır. Kısa Özgeçmiş Ayrıntılı Özgeçmiş SON YAZILAR Tüm Yazılar Mersin Yazıları Başlık Özet Tamamını Oku Başlık Özet Tamamını Oku Başlık Özet Tamamını Oku MEDYA Medyada Ayhan Kızıltan Televizyon programları, söyleşiler, toplantılar ve kamuoyuna açık değerlendirmeler. En Çok İzlenen Tüm Medya KİTAP Uğurola Mersin Uğurola Türkiye Yazmak bazen konuşmaktan daha güçlüdür. Bu kitabı yazarken derin bir inançla şunu hissettim: Ön Sözü Oku Bir toplum konuşmaktan korkmazsa iyileşir. "Uğur Ola Mersin, Uğur Ola Türkiye” sadece bir kitap değil; yerelden evrensele yükselen bir toplum manifestosu, bir hafıza kaydı, bir çağdaş yurttaşlık bildirgesidir. Kitabı İncele

Hepsini Görüntüle
bottom of page