Arama Sonuçları
Search this site
Boş arama ile 188 sonuç bulundu
Köşe Yazıları (174)
- HAYDİ MTSO’NUN YENİ KADROLARI, TOP ARTIK SİZDE!
Seçimler bitti. Şimdi MTSO’yu ve Mersin’i daha güçlü yarınlara taşıma zamanı. Değerli MTSO Meclis Üyeleri, Mersin’in en köklü, en güzide ve en önemli kurumlarından birini yönetme sorumluluğunu üstlendiniz. MTSO’nun gücü, 140 yılı aşan kurumsal geçmişinden; üyelerinden, meslek komitelerinden, meclisinden ve Mersin ekonomisinin hemen her alanını temsil eden yapısından gelir. MTSO, hukuken de sıradan bir dernek ya da sivil toplum kuruluşu değildir. 5174 sayılı Kanun kapsamında tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Bu nedenle üstlendiğiniz görev yalnızca bir unvan değildir. Aynı zamanda Mersin’e, Mersin iş dünyasına ve temsil ettiğiniz binlerce üyeye karşı önemli bir sorumluluktur. Geçmişten bugüne Mersin’in ekonomik, sosyal ve kültürel gelişiminde önemli görevler üstlenen MTSO’yu daha da yüceltmek, güçlendirmek ve üyelerine daha fazla değer üreten bir kurum haline getirmek artık sizlerin elinde. Seçim sürecinde karşı karşıya geldik. Farklı listelerde yer aldık. Birbirimizi eleştirdik. Zaman zaman birbirimizi kırdık. En yakın arkadaşlar bile farklı grupları destekledi. Sözler verildi, bazıları tutuldu, bazıları tutulmadı. Kimi kazandı, kimi kaybetti. Ama artık seçim bitti. Şimdi bütün bu kırgınlıkları, kişisel hesapları ve olumsuz duyguları geride bırakma zamanıdır. MTSO’nun yeni seçilen 121 Meclis Üyesi, Mersin için aynı masa etrafında kenetlenebilmelidir. Seçilen bütün arkadaşlarımız kıymetlidir. Seçilemeyen arkadaşlarımız da aynı şekilde kıymetlidir. Çünkü bu kentin yetişmiş insan gücüne, deneyimine ve birikimine ihtiyacı vardır. Şimdi yapılması gereken, kişisel hırsları ve seçim hesaplarını bir kenara bırakıp MTSO ve Mersin’e en iyi hizmeti verecek kadroyu oluşturmaktır. Yönetim Kurulu ve diğer görevler belirlenirken ölçü; pazarlıklar, kişisel yakınlıklar ya da seçim hesapları değil, liyakat, temsil yeteneği, çalışma azmi, deneyim ve Mersin’e katkı potansiyeli olmalıdır. MTSO’da görev almak bir makam sahibi olmak değil, sorumluluk üstlenmektir. Meclis üyeleri yalnızca toplantılara katılan kişiler olmamalıdır. Meslek komiteleri aktif çalışmalı, üyelerin sorunlarını dinlemeli, çözüm üretmeli ve yönetime taşımalıdır. MTSO yönetimi üyelerine dokunan, şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı bir anlayışla çalışmalıdır. Mersin’in ortak meselelerinde siyasi görüş, grup ya da kişisel farklılıklar bir kenara bırakılmalıdır. Kim hangi listeden seçildi, kimin kimi desteklediği artık ikinci planda kalmalıdır. Bundan sonra sorulması gereken tek soru şudur: MTSO’ya ve Mersin’e kim daha çok katkı sağlayabilir? Yeni dönemde MTSO’nun üyeleriyle daha güçlü bağ kurduğu, kent sorunlarında daha fazla inisiyatif aldığı, fikir ürettiği, çözüm önerileri geliştirdiği ve Mersin’in ortak aklını temsil ettiği bir dönem olmasını diliyorum. Önce Mersin diyerek yürüyeceğiniz bu yol, kentimizi çok daha yukarılara taşıyabilir. Bunun için imkânınız var. Birikiminiz var. Yetkiniz var. Şimdi sıra sizde. Haydi MTSO’nun yeni kadroları, top artık sizde! GÜÇLÜ MTSO, GÜÇLÜ MERSİN.
- TARLADAN RAFA: YAŞ SEBZE VE MEYVEDE FİYATIN GERÇEK YOLCULUĞU
Bir soruşturmadan daha büyük bir soru: Türkiye'de sebze ve meyvenin fiyatını gerçekte kim belirliyor? Ayhan Kızıltan, 26.09.2026 Son günlerde yaş sebze ve meyve sektörüne yönelik yürütülen geniş kapsamlı soruşturma, kamuoyunun dikkatini yıllardır tartışılan önemli bir konuya yeniden çevirdi: Tarlada ya da bahçede çok daha düşük bir bedelle satılan bir ürün, tüketicinin önüne gelinceye kadar neden birkaç kat pahalanıyor? Bu sorunun yanıtı önemlidir. Çünkü mesele yalnızca birkaç şirketin, birkaç tüccarın veya birkaç ihracatçının meselesi değildir. Yaş sebze ve meyve sektörü, üreticiden başlayıp tüketicinin sofrasına kadar uzanan, çok sayıda aktörün yer aldığı karmaşık bir üretim, ticaret, lojistik ve dağıtım sistemidir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır'ın da aralarında bulunduğu bazı sektör temsilcilerinin tutuklanması, doğal olarak Mersin kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Hakan Sefa Çakır, tutuklama sonrasında yaptığı açıklamada hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini ve yargı sürecine güvendiğini belirtti. Ancak burada çok önemli bir ilkeyi başlangıçta hatırlatmak gerekir: SORUŞTURMA GEÇİRMEK SUÇLU OLMAK DEMEK DEĞİLDİR. TUTUKLAMA DA MAHKUMİYET DEĞİLDİR. Kimin suçlu olduğuna, hangi fiilin suç oluşturduğuna ve delillerin yeterli olup olmadığına bağımsız yargı karar verecektir. Türkiye'de sıkça karşılaştığımız, mahkemeden önce kamuoyunun hüküm vermesi alışkanlığından özellikle kaçınmak gerekir. Benim burada yapmak istediğim, soruşturmada adı geçen kişileri suçlu ya da suçsuz ilan etmek değildir. Benim sormak istediğim soru, yaş sebze ve meyve sektöründeki fiyat oluşumunun gerçekten nasıl araştırılması gerektiğidir. YAKLAŞAN ODA SEÇİMLERİ AÇISINDAN DA DÜŞÜNDÜRÜCÜ BİR DURUM VAR Meselenin bir de yaklaşan meslek odası seçimleri bakımından düşündürücü yönü bulunuyor. Hakan Sefa Çakır, soruşturmadan önce Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına yeniden aday olmuştur; birçok sektörün temsilcileriyle seçimler için çalışmaya başlamıştı. MTSO'nun 3 Ekim 2026'da yapılacağı duyurulan seçimlerine çok kısa bir süre kalmış durumda. Erdemli Ticaret ve Sanayi Odasında ise Murat Topal, Yönetim Kurulu Başkanlığına adaylığını kamuoyuna açıklamış durumda. Topal'ın da aynı soruşturma kapsamında tutuklandığı bildirildi. Bir oda üyesi ve geçmişte Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı yapmış biri olarak akla şu sorunun gelmemesi mümkün değil: Ya bu insanlar ileride haklarındaki suçlamalardan beraat ederlerse ne olacak? Tutuklu olmaları nedeniyle seçim çalışmalarına katılamaz, üyeleriyle görüşemez veya seçim sürecinin içinde fiilen bulunamazlarsa ve daha sonra haklarındaki suçlamalar kanıtlanamazsa, ortaya çıkan kayıp nasıl telafi edilecek? Bu soruyu sormak herhangi bir adayı desteklemek veya soruşturmanın sonucuna ilişkin peşinen hüküm vermek değildir. Burada üzerinde durduğum konu daha temel bir hukuk meselesidir: Masumiyet karinesi yalnızca teorik bir hukuk ilkesi değildir. İnsanların ticari, mesleki ve demokratik hayatlarında gerçek sonuçları olan bir güvencedir. Elbette soruşturma makamları görevlerini yapacak, varsa suç oluşturan fiilleri ortaya çıkaracak, yargı da kararını verecektir. Ama şu soruyu sormak da yurttaşın hakkıdır: Henüz haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmayan kişilerin, birkaç gün sonra yapılacak meslek kuruluşu seçimlerindeki hak ve imkanları bakımından telafisi mümkün olmayabilecek sonuçlar ortaya çıkıyorsa, bunun da hukuk devleti ilkeleri içinde tartışılması gerekmez mi? Bu soru bugün Hakan Sefa Çakır'ın veya Murat Topal'ın sorunu gibi görünebilir. Yarın herhangi bir adayın, iş insanının veya yurttaşın sorunu olabilir. SORUŞTURMADA NE İDDİA EDİLİYOR? Adalet Bakanlığının 15 Eylül 2026 tarihli resmî açıklamasına göre soruşturma kapsamında Ticaret Bakanlığından Hal Kayıt Sistemi, Tarım ve Orman Bakanlığından Çiftçi Kayıt Sistemi verileri alınmış, Vergi Denetim Kurulunca kapsamlı bir rapor hazırlanmış ve yaklaşık 1.029 çiftçinin beyanına başvurulmuştur. Soruşturma makamlarının açıklamasına göre bazı büyük tedarikçi firmaların; ürün arzını olduğundan düşük gösterdikleri, maliyetleri gerçeğinden yüksek gösterdikleri, gerçeğe aykırı müstahsil makbuzları düzenledikleri ve bu yöntemlerle fiyatları yukarı yönlü etkiledikleri iddia edilmektedir. Soruşturma fiyatları etkileme, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, belgede sahtecilik ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması iddialarını kapsıyor. Bunların şu aşamada soruşturma makamlarının iddiaları olduğunu ve kesinleşmiş mahkeme hükümleri olmadığını özellikle belirtmek gerekir. İddialar ciddidir. Varsa usulsüzlükler elbette ortaya çıkarılmalıdır. Ancak tam da burada asıl tartışmamız gereken konu başlıyor. YAŞ SEBZE VE MEYVE SEKTÖRÜ YALNIZCA İHRACATÇILARDAN VEYA BÜYÜK TEDARİKÇİLERDEN OLUŞMUYOR Bir domatesin, limonun, portakalın veya biberin tarladan market rafına ulaşması uzun bir ticaret zincirinin sonucudur. Bu zincirde; üretici, ürünü üreticiden satın alan tüccar, toplayıcı, hal komisyoncusu, sevkiyatçı, paketleme tesisi, soğuk hava deposu, toptancı, dağıtıcı, ihracatçı, sebze ve meyve işleyen sanayi kuruluşu, market zinciri, manav, pazarcı ve başka aracılar yer alabilir. Ticaret Bakanlığının Hal Kayıt Sistemi tanımlarında da sanayiciler, ihracatçılar, ithalatçılar, üretici örgütleri, komisyoncular, tüccarlar ve üreticiden doğrudan ürün temin eden perakendeciler sistemin aktörleri arasında sayılmaktadır. Dolayısıyla tüketicinin ödediği nihai fiyatı araştırıyorsak yalnızca zincirin belirli bir halkasına bakmak yeterli değildir. Tarladan Rafa Bütün Zinciri Görmek Zorundayız. BU SEKTÖRÜN YALNIZ SORUŞTURMASINI DEĞİL, GELECEĞİNİ DE KONUŞMALIYIZ Burada başka bir gerçeği de gözden kaçırmamalıyız. Yaş sebze ve meyve üreticisi bugün zor durumdadır. Üretim maliyetleri, işçilik, gübre, ilaç, enerji, sulama, ambalaj ve nakliye giderleri üreticinin üzerindeki baskıyı artırıyor. Üretici çoğu zaman ürününün satış fiyatını kendisi belirleyemiyor. Bir tarafta yükselen maliyetler, diğer tarafta piyasanın belirsizliği var. Üstelik sektör bu soruşturmadan önce de rahat değildi. Hem yurt içi piyasada hem de ihracat pazarlarında ciddi sorunlar vardı. Son günlerde üreticisinden tüccarına, komisyoncusundan ihracatçısına kadar sektörün farklı kesimlerinden beni arayanlar oluyor. İnsanlar yalnız yürütülen soruşturmayı konuşmuyor. Sektörün bundan sonra nereye gideceğini de soruyorlar. Kaygıyı yalnız soruşturma kapsamında adı geçen firmalar taşımıyor. Sektörün çok farklı kesimlerinde geleceğe ilişkin ciddi bir belirsizlik hissediliyor. Bunu görmezden gelemeyiz. Yaş sebze ve meyve sektörü birkaç şirketin ticari faaliyet alanından ibaret değildir. Üreticisiyle, tarım işçisiyle, tüccarıyla, komisyoncusuyla, nakliyecisiyle, ambalajcısıyla, ihracatçısıyla, depocusuyla, limanıyla ve lojistik sektörüyle birlikte düşünüldüğünde; TÜRKİYE EKONOMİSİNİN CAN DAMARLARINDAN BİRİDİR. Mersin açısından ise önemi çok daha büyüktür. Bu nedenle yapılması gereken yalnızca varsa usulsüzlükleri tespit edip cezalandırmak değildir. Sektörün tamamını masaya yatırmak gerekir. Üretici neden yeterince kazanamıyor? Tüketici neden pahalı ürün satın alıyor? Aradaki fiyat farkı nerede oluşuyor? Hangi aracılar gerçekten gerekli? Hangi aşamalar ürüne gerçek değer katıyor? Hangi aşamalarda verimsizlik ortaya çıkıyor? İhracatçı dış pazarlarda neden zorlanıyor? Üretim planlaması neden sağlıklı yapılamıyor? Ürün bolluğunda üretici zarar ederken birkaç ay sonra tüketici neden aynı ürünü çok yüksek fiyatlarla almak zorunda kalıyor? Soğuk zincir, depolama ve lojistik altyapısı yeterli mi? Üretici neden yeterince örgütlü değil? Bunların tamamı aynı sistemin sorularıdır. ÜRÜNÜN HALE GİRMESİ İLE HAL KAYIT SİSTEMİNE GİRMESİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR Bu noktada kamuoyunda sıkça karıştırılan bir konuyu da açıklığa kavuşturmak gerekir. Bir tüccar üreticinin bahçesindeki ürünü satın alabilir. Hasadı kendisi yaptırabilir. Kasalarını temin edebilir. Ürünü kamyonlara yükleyebilir. Sonra bu malı doğrudan; bir market zincirine, bir ihracatçıya, bir fabrikaya, bir başka tüccara veya bir dağıtım merkezine gönderebilir. Bu ürünün fiziksel olarak mutlaka toptancı haline girmesi gerekmez. Ancak mevzuat kapsamındaki alım, satım ve sevk işlemleri Hal Kayıt Sisteminin bildirim kurallarına tabidir. Ticaret Bakanlığı HKS'yi açıkça bir “bildirim modeli” olarak tanımlıyor. Bildirim miktarı veya üzerindeki sebze ve meyvenin üretildiği yerden sevkinden önce sisteme beyan edilmesi gerekiyor. Toptancı hali dışında faaliyet gösteren tüccar, komisyoncu, ihracatçı, sanayici ve diğer bildirimciler de sistem kapsamındadır. Dolayısıyla şu ayrımı yapmak gerekir: “Ürün hale girmedi” başka bir şeydir. “Ürün HKS dışında kaldı” başka bir şeydir. Bu ayrım fiyat oluşumunun izlenmesi açısından son derece önemlidir. İHRACAT İLE FİYAT MANİPÜLASYONU AYNI ŞEY DEĞİLDİR Soruşturmanın kamuoyunda tartışılan yönlerinden biri de ihracatçı firmaların durumudur. Burada kavramları birbirinden ayırmak gerekir. Bir ürün büyük miktarda ihraç edilirse iç piyasada kalan arz azalabilir. Talep aynı kalırken arz azalırsa iç piyasa fiyatının yükselmesi mümkündür. Dolayısıyla ihracatın yurt içi fiyatlar üzerinde dolaylı ekonomik etkisi olabilir. Ancak bundan otomatik olarak; “İhracat yapan firma yurt içi fiyatlarını manipüle ediyor” sonucu çıkarılamaz. İhracat Türkiye'nin teşvik ettiği ekonomik faaliyetlerden biridir. Bir ihracatçının dünya pazarında müşteri bulması ve ürün ihraç etmesi kendi başına bir manipülasyon değildir. Burada iki kavramı birbirinden ayırmalıyız: FİYATI ETKİLEMEK Arz ve talep koşullarının doğal ekonomik sonucudur. FİYATI MANİPÜLE ETMEK Gerçeğe aykırı belge düzenlemek, yapay maliyet yaratmak, danışıklı hareket etmek, arzı bilinçli biçimde farklı göstermek veya benzeri davranışların somut delillerle ortaya konulmasını gerektiren farklı bir iddiadır. Bu iki kavramın birbirine karıştırılmaması gerekir. ASIL SORU: TARLADA 10 LİRA OLAN ÜRÜN RAFTA NASIL 100 LİRA OLUYOR? Benim yıllardır üzerinde durduğum konu tam olarak burada başlıyor. Geçmişte TOBB'un geniş katılımlı bir çevrimiçi toplantısında dönemin Hazine ve Maliye Bakanına da bu düşüncemi aktarmıştım. Kamuoyunda sık sık şu cümleyi duyuyoruz: “Tarlada 10 lira olan ürün market rafında 100 lira.” Sonra herkes son halkaya bakıyor. Market suçlanıyor. Tüccar suçlanıyor. Komisyoncu suçlanıyor. İhracatçı suçlanıyor. Ben ise başka bir yöntem öneriyorum. ÜRÜNÜN MALİ VE FİZİKSEL YOLCULUĞUNU BAŞTAN SONA İZLEYELİM. Önce marketin ürünü kaç liraya satın aldığına bakalım. Diyelim ki raf fiyatı 100 TL. Market bu ürünü 92 TL'ye satın almışsa, araştırılacak asıl büyük fiyat farkı yalnızca 92 ile 100 TL arasındaki bölüm değildir. Asıl soru şudur: ÜRETİCİDEN 10 TL'YE ÇIKAN ÜRÜN, MARKETİN KAPISINA NASIL 92 TL'YE GELDİ? Bu sorunun cevabı bütün ara işlemlerde saklıdır. Örneğin zincir şöyle olabilir: Üretici: 10 TL Tüccar A: 18 TL Firma B: 31 TL Firma C: 48 TL Dağıtıcı: 70 TL Market alış fiyatı: 92 TL Market raf fiyatı: 100 TL Bu yalnızca yöntemi anlatmak için kurulmuş varsayımsal bir örnektir. Burada araştırılması gereken ilk konu 92 TL ile 100 TL arasındaki farktan önce; 10 TL'NİN NASIL 18, 31, 48, 70 VE SONUNDA 92 TL OLDUĞUDUR. İşte tarladan rafa fiyat bilmecesinin düğümü burada çözülebilir. HER FATURA GERÇEK BİR EKONOMİK İŞLEMİ Mİ TEMSİL EDİYOR? Elbette zincirde bulunan her şirket gereksiz değildir. Hasat yapılır. İşçilik vardır. Kasa gerekir. Ambalaj gerekir. Nakliye yapılır. Fire oluşur. Ürün seçilir. Sınıflandırılır. Paketlenir. Soğutulur. Depolanır. Finansman maliyetleri vardır. Komisyonlar vardır. Bütün bunların gerçek ekonomik karşılığı bulunmaktadır. Fakat her ara faturanın karşılığında gerçek bir mal hareketinin veya gerçek bir ekonomik hizmetin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Örneğin bir ürün kağıt üzerinde birkaç firmaya satılıp aynı yerde duruyorsa şu soruyu sormak gerekir: Bu işlemler neden yapılmıştır? Her aşamada şu sorular sorulmalıdır: Mal gerçekten el değiştirdi mi? Ürün fiziksel olarak nereye gitti? Faturayı düzenleyen firma ürüne hangi değeri kattı? Bu firmanın gerçek maliyeti neydi? Ne kadar ticari kazanç sağladı? Aynı ürün neden birden fazla şirketten geçti? Bu şirketler arasında ortaklık veya ekonomik bağlantı var mı? Fiyat artışının gerçek ekonomik gerekçesi bulunuyor mu? Bu sorular yanıtlanabilirse; “Tarlada 10 lira, markette 100 lira” cümlesi bir slogan olmaktan çıkar ve ölçülebilir bir ekonomik analize dönüşür. DEVLETİN ELİNDE BU ANALİZİ YAPABİLECEK VERİLER BULUNUYOR Bugün Türkiye'de ürünün yolculuğuna ilişkin farklı sistemlerde önemli kayıtlar oluşmaktadır. Çiftçi Kayıt Sistemi - ÇKS Üreticinin ve üretimin kaynağına ilişkin bilgi sağlar. ÇKS’de de sıkıntılı bir durum var. Örneğin, baba ÇKS’ye kayıtlı; ancak baba öldükten sonra varisler veraset intikali yaptırmıyorlar. Dolayısıyla ÇKS kaydı ölen babanın üzerinde kalıyor. Doğal olarak Müstahsil Makbuzu da ÇKS’de kim kayıtlı ise onun adına düzenleniyor. Hal Kayıt Sistemi Sebze ve meyvenin miktarı, fiyatı, alıcısı, satıcısı ve işlem hacimleri hakkında veri üretmek amacıyla oluşturulmuştur. Ticaret Bakanlığı sistemin temel amacını sebze ve meyve ticaretinin merkezi olarak izlenebilmesi ve işlemlerin kayıt altına alınması şeklinde açıklıyor. Müstahsil makbuzu Üreticiden yapılan alımın mali kaydını oluşturur. e-Fatura Şirketler arasındaki satış hareketlerini gösterir. e-İrsaliye Malın sevkine ilişkin iz bırakır. Banka hareketleri Fiilen yapılan ödemenin kontrolüne imkan verir. O halde yapılması gereken açıktır: ÜRÜNÜN FİZİKSEL İZİ İLE PARANIN VE BELGENİN İZİ EŞLEŞTİRİLMELİDİR. Örneğin belirli bir tarihte Mersin'de üretilen bir limon partisinin; hangi üreticiden çıktığı, kaç kilogram olduğu, üreticiye gerçekte kaç lira ödendiği, müstahsil makbuzunda hangi fiyatın yazdığı, HKS'ye hangi miktar ve bedelin bildirildiği, ilk alıcının kim olduğu, ürünün nereye sevk edildiği, ikinci satışın kime ve kaç liradan yapıldığı, kaç farklı şirketten geçtiği, marketin ürünü kaç liraya aldığı ve tüketiciye hangi fiyattan sattığı tek bir zincir üzerinde görülmelidir. Böyle yapılırsa fiyatın nerede ve neden arttığını anlamak mümkün olur. PEKİ NEDEN BU FİRMALAR? Bugünkü soruşturma açısından benim cevaplanmasını önemli gördüğüm bir soru daha var. Yaş sebze ve meyve ticaretinde Türkiye genelinde çok sayıda büyük, orta ve küçük firma aynı ticari sistem içinde çalışmaktadır. Üreticiden mal alan çok sayıda tüccar vardır. Komisyoncular vardır. Büyük dağıtıcılar vardır. İhracatçılar vardır. Market tedarikçileri vardır. Aynı ticari sistemin içerisinde faaliyet gösteren çok sayıda işletme bulunmaktadır. O halde şu sorunun yanıtı kamuoyu bakımından önemlidir: SORUŞTURMA KAPSAMINA ALINAN FİRMALAR HANGİ OBJEKTİF KRİTERLERE GÖRE SEÇİLMİŞTİR? Adalet Bakanlığının resmî açıklamasında 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildiği, HKS ve ÇKS verilerinin incelendiği, VDK tarafından kapsamlı rapor hazırlandığı ve 1.029 çiftçinin beyanının alındığı belirtiliyor. Ancak kamuoyuna açıklanan metinde, bu 41 firmanın sektör içindeki diğer firmalardan hangi objektif risk kriterleriyle ayrıştırıldığı ayrıntılı olarak açıklanmıyor. Dolayısıyla sormamız gereken önemli bir soru şudur: Sektörün tamamı aynı kriterlerle tarandı ve bu firmalar sonuçta mı ortaya çıktı? Yoksa; önceden belirlenen firmalar üzerinde inceleme yapıldı ve bulgular bu firmalar üzerinden mi elde edildi? Bu ikisi aynı şey değildir. Eğer bütün sektör belirli risk kriterleriyle tarandıysa ve bu şirketler veriler nedeniyle ayrıştıysa, bunun açıklanması soruşturmaya ilişkin kamuoyu güvenini de artıracaktır. Ancak benzer faaliyetleri sürdüren başka şirketler bulunmasına rağmen yalnızca bazı şirketler incelendiyse; “Neden bunlar?” sorusu doğal olarak gündeme gelir. Bu soruyu sormak soruşturmada bulunan kişilerin suçsuz olduğunu iddia etmek değildir. Aynı şekilde diğer şirketlerin suçlu olduğunu da söylemek değildir. BU, EŞİT VE OBJEKTİF DENETİM TALEBİDİR. SORUŞTURMA ŞİRKETLERDEN ÇOK İŞLEM ZİNCİRİNE ODAKLANMALI Bana göre yaş sebze ve meyve fiyatlarının yapay biçimde yükseltilip yükseltilmediğini anlamanın en doğru yolu, yalnızca şirket isimlerinden hareket etmek değildir. İşlem ağını takip etmektir. Üreticiden başlayalım. Ürünü takip edelim. Parayı takip edelim. Belgeyi takip edelim. Sonunda market rafına ulaşalım. Zincir şöyle okunmalıdır: ÜRETİCİ Gerçek üretim miktarı nedir? Gerçek satış fiyatı nedir? ↓ TÜCCAR Gerçek alış bedeli nedir? Üreticiye gerçekte ne ödenmiştir? ↓ HAL / KOMİSYONCU Ürün hangi fiyatla işlem görmüştür? Komisyon ve diğer giderler nedir? ↓ PAKETLEME / DEPOLAMA / LOJİSTİK Ürüne hangi hizmet eklenmiştir? Gerçek maliyet nedir? ↓ TOPTANCI / DAĞITICI Kaça almıştır? Kaça satmıştır? Aradaki farkın gerekçesi nedir? ↓ MARKET Ürünü kaç liraya satın almıştır? Tüketiciye kaç liraya satmıştır? ↓ TÜKETİCİ Nihai fiyat nedir? Ve zincirin her halkasında aynı soru sorulmalıdır: “BU AŞAMADA ÜRÜNE GERÇEKTEN HANGİ DEĞER EKLENDİ VE FİYATA KAÇ LİRA EKLENDİ?” Bu sorunun cevabı alınmadan yaş sebze ve meyve fiyatlarının gerçek yapısını anlayamayız. TÜRKİYE'NİN İHTİYACI YALNIZCA DENETİM DEĞİL, YENİ BİR SEKTÖR MİMARİSİDİR Denetim elbette gereklidir. Kayıt dışılıkla mücadele edilmelidir. Gerçeğe aykırı belge varsa ortaya çıkarılmalıdır. Yapay işlem zincirleri varsa bulunmalıdır. Fiyatı hukuka aykırı biçimde etkileyen yapılar varsa bunlarla mücadele edilmelidir. Ama bunlar tek başına yeterli değildir. TÜRKİYE YAŞ SEBZE VE MEYVE SEKTÖRÜNÜ ÜRETİMDEN TÜKETİME KADAR YENİDEN ELE ALMAK ZORUNDADIR. Üretim planlaması, ürün deseni, üretici örgütlenmesi, hal sistemi, Hal Kayıt Sistemi, lojistik, soğuk zincir, depolama, paketleme, iç piyasa dağıtımı, perakende ve ihracat politikaları birbirinden bağımsız başlıklar olarak değil; tek bir değer zincirinin parçaları olarak değerlendirilmelidir. Amaç yalnız bugünkü sorunları çözmek olmamalıdır. Öyle bir sistem kurulmalıdır ki; üretici piyasa dalgalanmaları karşısında ezilmesin, tüketici aşırı fiyatlarla karşılaşmasın, ticaretini dürüstçe yapan tüccar ve komisyoncu zan altında kalmasın, ihracatçı uluslararası pazarlarda rekabet gücünü kaybetmesin ve devlet ürünün tarladan rafa bütün yolculuğunu gerçek zamanlı ve şeffaf biçimde izleyebilsin. Türkiye'nin yaş sebze ve meyve sektörü günlük krizlerle yönetilen kırılgan bir yapı olmaktan çıkarılmalıdır. KOLAYCA SARSILAMAYACAK KADAR SAĞLAM, ŞEFFAF, İZLENEBİLİR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR SİSTEM KURULMALIDIR. SONUÇ: KİŞİLERİ DEĞİL, GERÇEĞİ ARAYALIM Bugün yapılması gereken, soruşturmada adı geçen insanları kamuoyu önünde peşinen mahkum etmek değildir. Aynı şekilde hiçbir inceleme yapılmadan peşinen aklamak da değildir. Yapılması gereken gerçeği bulmaktır. Bunun yolu da tarladan başlayıp market rafına kadar bütün sistemi aydınlatmaktan geçiyor. HKS kayıtları, ÇKS kayıtları, müstahsil makbuzları, e-Faturalar, e-İrsaliyeler, banka hareketleri ve gerçek mal hareketleri birbiriyle eşleştirilmelidir. Her ara işlem için; “Bu ürün burada neden bulundu?” “Bu firma ürüne ne kattı?” “Kaça aldı, kaça sattı?” “Mal gerçekten buradan geçti mi?” “Fatura gerçek ekonomik işlemi mi temsil ediyor?” soruları sorulmalıdır. Böyle yapılırsa varsa gerçek suçlular ortaya çıkar. Usulsüzlüğü bulunmayan şirketlerin üzerindeki kuşkular da ortadan kalkar. Üreticinin hakkı korunur. Tüketicinin neden yüksek fiyat ödediği anlaşılır. Ve belki Türkiye yıllardır tartıştığı şu soruya ilk kez somut, bilimsel ve belgelere dayalı bir yanıt verebilir: TARLADA 10 LİRA OLAN ÜRÜN RAFTA NEDEN 100 LİRA? Bu sorunun yanıtını sloganlarda değil; ürünün izinde, malın hareketinde, Hal Kayıt Sisteminde, müstahsil makbuzunda, faturada, irsaliyede ve en önemlisi; PARANIN İZİNDE aramalıyız. Kamuoyunun ihtiyacı peşin hüküm değil, gerçektir. Gerçek ise ancak tarladan rafa bütün zincir aydınlatıldığında ortaya çıkacaktır.
- MERSİN’İN EN ÖNEMLİ GÜNDEMİ: MTSO
Mersin Ticaret ve Sanayi Odasını uzun uzun anlatmaya gerek yok. Beş yıl Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendiğim MTSO'yu, Yönetim Kurulu ve Meclis Üyesi arkadaşlarımla birlikte Mersin'in bütün kesimleriyle buluşturmak için büyük bir özveriyle çalıştık. Ama MTSO'nun gücü herhangi bir başkandan, yönetim kurulundan ya da dönemden kaynaklanmaz. MTSO'nun asıl gücü 140 yılı aşan kurumsal geçmişinden, üyelerinden, meslek komitelerinden, meclisinden ve Mersin ekonomisinin hemen her alanını temsil etmesinden gelir. MTSO, hukuken de sıradan bir dernek ya da sivil toplum kuruluşu değildir. 5174 sayılı Kanun kapsamında tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Geçmişten bugüne Mersin'in ekonomik, sosyal ve kültürel gelişiminde önemli görevler üstlenmiştir. Kentle ilgili büyük yatırımlarda, ekonomik kararlarda, ulaşımdan lojistiğe, tarımdan sanayiye, turizmden dış ticarete kadar birçok konuda MTSO'nun görüşleri dikkate alınır. Milletvekilleri, belediye başkanları, kamu yöneticileri, yatırımcılar ve medya kuruluşları Mersin ekonomisini konuşurken MTSO'nun değerlendirmelerine başvurur. Benim Yönetim Kurulu Başkanlığım döneminde de Mersin milletvekillerinden Türkiye Büyük Millet Meclisindeki konuşmaları öncesinde Odanın görüşlerini isteyenler oldu. Ulusal televizyonlar ve ekonomi basını da ekonomik gelişmeler, yeni düzenlemeler ve Mersin'in Türkiye ekonomisindeki yeri konusunda sık sık MTSO'nun görüşüne başvurdu. Bütün bunları kendimi ya da görev yaptığım dönemi öne çıkarmak için anlatmıyorum. Tam tersine, anlatmak istediğim şudur: MTSO önemlidir. Hem de herhangi bir kişinin, grubun ya da dönemin çok ötesinde önemlidir. MTSO ELE GEÇİRİLECEK BİR KALE DEĞİLDİR Oda seçimlerini ilk kez 2018 yılında Yönetim Kurulu Başkanlığına aday olduğumda, daha sonra da 2023 seçimlerinde çok yakından yaşadım. Bu süreçler bana bir şeyi açık biçimde gösterdi: MTSO gibi etkili kurumların seçimleri yalnızca hizmet yarışı olarak görülmeyebiliyor. Zaman zaman kişisel hesapların, ekonomik çıkarların, siyasi ilişkilerin ve farklı güç dengelerinin de seçim süreçlerine etki etmeye çalıştığını gözlemledim. Bazı uygulamaları kurumsal etik açısından doğru bulmadım. Birlikte yola çıktığınız insanların bir süre sonra başka tercihler yapabileceğini de gördüm. Seçimlerin ardından farklı ittifakların kurulabileceğini, dün yan yana duranların bugün karşı karşıya gelebileceğini de yaşadım. 2018 seçimlerinden sonraki TOBB sürecinde de bunun örnekleriyle karşılaştığımı düşündüm. 2023 seçimleri sonrasındaki gelişmeler de benim için kolay olmadı. Ama yıllar sonra dönüp baktığımda şunu çok daha önemli görüyorum: Mesele Ayhan Kızıltan değildir. Mesele herhangi bir başkan da değildir. Mesele MTSO'nun kimsenin kişisel güç alanına dönüşmemesidir. Çünkü MTSO ele geçirilecek bir kale değildir. MTSO, Mersin iş dünyasının ortak evidir. O evin sahibi de başkanlar değil, üyeleridir. KAPALI KAPILAR Kapalı kapıları sevmem. Çünkü karanlıktır. Kapalı kapılar ardındaki pazarlıkları da sevmem. Çünkü bir kurumun geleceği birkaç kişinin kapalı kapılar ardında vereceği kararlarla belirlenmemelidir. Hele üyelerin iradesini etkileyecek hesapların kapalı kapılar ardında yapılmasını hiç doğru bulmam. Bu nedenle MTSO'daki görev sürem boyunca makam odamın kapısını mümkün olduğunca açık tuttum. Çünkü yönetim anlayışım şuydu: Kapı açık olacak. Üye gelecek. Soracak. Eleştirecek. Hesap soracak. Başkan da yanıt verecek. Kurumsal demokrasi benim için budur. MTSO'nun geleceği de açık kapılar ardında, üyelerinin gözü önünde şekillenmelidir. HAKAN SEFA ÇAKIR VE YARGI SÜRECİ Bugün MTSO Yönetim Kurulu Başkanı olan Hakan Sefa Çakır'ı uzun yıllardır tanıyorum. Birlikte çalıştık. Aynı masalarda oturduk. Zor zamanları, karar anlarını ve sorumluluk üstlenilmesi gereken dönemleri birlikte yaşadık. Görüş ayrılıklarından dolayı çatıştığımız dönemler de oldu; Hakan Sefa Çakır doğru bildiğinden şaşmayan ve doğru bildiğini savunan bir insandı. Bu nedenle Hakan Sefa Çakır hakkındaki düşüncem yalnızca uzaktan oluşmuş bir kanaat değildir. Yıllara dayanan kişisel tanışıklığımın ve birlikte çalışma deneyimimin sonucudur. Hakan Sefa Çakır'a güveniyorum. Bunu bugün söylemenin önemli olduğunu düşünüyorum. İnsanlara yalnızca işler yolunda giderken güvenilmez. Güven, asıl zor zamanlarda anlam kazanır. Ben tanıdığım, birlikte çalıştığım Hakan Sefa Çakır'a duyduğum güveni, hakkında bir soruşturma yürütülüyor diye bir anda yok sayamam. Ancak bu güvenimin başka, yargısal sürecin başka bir şey olduğunun da altını özellikle çiziyorum. Hakan Sefa Çakır hakkında yürütülen bir adli soruşturma var. 15 Eylül'de gözaltına alınmasının ardından, 18 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan bilgilere göre hakkında tutuklama kararı verildi. Burada çok net bir çizgi çizmek gerektiğine inanıyorum. Yargıya intikal etmiş bir dosya hakkında hüküm vermek benim işim değildir. Dosyanın tamamını bilmiyorum. Delilleri bilmiyorum. İfadeleri bilmiyorum. Dolayısıyla ne suçluluk ne de suçsuzluk konusunda yargının yerine geçerek hüküm kurmayı doğru bulurum. Benim Hakan Sefa Çakır'a duyduğum güven, onun hakkında verilmiş hukuki bir karar değildir. Bu, yıllar boyunca tanıdığım bir insana ilişkin kişisel tanıklığım ve kanaatimdir. Yargının görevi ise kişisel kanaatlerle değil, somut deliller ve hukuk kurallarıyla karar vermektir. Tutuklama da mahkûmiyet değildir. Herkes gibi Hakan Sefa Çakır'ın da kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı sürece masumiyet karinesinden yararlanması gerekir. Temennim gerçeğin bütün yönleriyle ve en kısa sürede ortaya çıkmasıdır. Ben bugün hem hukuk devletine hem de yıllardır tanıdığım bir insana duyduğum güveni aynı anda ifade etmekte hiçbir çelişki görmüyorum. Yargı görevini yapacaktır. Ben de tanıdığım insana ilişkin kendi tanıklığımı söylemekten kaçınmayacağım: Hakan Sefa Çakır'a güveniyorum. Benim üzerinde durmak istediğim başka bir konu daha var. MTSO organ seçimlerinin yaklaştığı bir dönemde böylesine önemli bir gelişmenin yaşanması, Odanın geleceğiyle ilgili tartışmaların da artmasına neden olacaktır. Tam da bu nedenle MTSO üyelerinin çok daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Hukuki süreç kendi mecrasında yürümeli, MTSO seçimleri de üyelerin özgür iradesiyle ve kendi kurumsal mecrasında gerçekleşmelidir. Bu iki konu birbirine karıştırılmamalıdır. Hakan Sefa Çakır yine en güçlü başkan adayıdır bana göre. TARLADAN MARKET RAFINA KADAR BAKMAK GEREKİR Hakan Sefa Çakır'ın gözaltına alındığını ilk öğrendiğim gün MTSO'ya gittim. Orada da yıllardır savunduğum bir görüşü dile getirdim. Yaş sebze ve meyvede fiyat oluşumu incelenecekse yalnızca zincirin bir halkasına bakılmamalıdır. Tarladan çıkan ürünün market rafına ulaşıncaya kadar geçtiği bütün aşamalar incelenmelidir: Üretici... Tüccar... Hal... Komisyoncu... Nakliye... Depolama... Dağıtım... Perakende... Market rafı... Fiyat nerede, nasıl oluşuyor? Üreticinin eline geçen para ile tüketicinin ödediği para arasındaki fark hangi aşamalarda büyüyor? Tarla/bahçede fiyat kaç paradır? Tarladan/bahçeden toplama maliyeti ne kadar? Aracı payı ne kadar? Aracılar kimlerdir? Aracılar neden araya girer? Vergi ne kadar? Fire ne kadar? Nakliye/Lojistik ne kadar? Kâr marjları ne kadar? Bunların tamamı bilimsel ve şeffaf biçimde ortaya konmalıdır. Çünkü yalnızca birilerini suçlamak kolaydır. Bu görüşlerimi geçmişte ekonomi yönetimine de aktardım. Zor olan sistemi bütün olarak incelemek ve sorunun gerçek kaynağını ortaya çıkarmaktır. ŞİMDİ ASIL KONUYA GELELİM: MTSO SEÇİMLERİ Yaklaşan MTSO seçimlerinde benim için asıl mesele kimin kazanacağı değil, MTSO'nun nasıl yönetileceğidir. Bu nedenle MTSO üyelerine bazı sorular önermek istiyorum. Kime oy verirseniz verin, sorun. Araştırın. Geçmişine bakın. Ekibini inceleyin. Ve mümkünse verilen sözleri not edin. Önce kendi oyunuzu koruyun Aidat yükümlülüğünüzü kendiniz yerine getirin. Oy kullanma hakkınızın herhangi bir kişi ya da grubun maddi desteğine bağımlı hale gelmesine izin vermeyin. Tercihinizi hemşerilik, siyasi yakınlık, inanç, etnik kimlik ya da kişisel ilişkilere göre değil; adayların ne yapacağına, ne yaptığına ve temsil ettiği anlayışa bakarak oluşturun. Meslek Komitesi ve Meclis adaylarına sorun: Neden aday? Sektörü için ne yapmayı düşünüyor? Daha önce Meclis veya Meslek Komitesi Üyesiyse görev yaptığı dönemde hangi çalışmaları gerçekleştirdi? İlk kez aday oluyorsa hangi projeleri var? Birlikte hareket ettiği ekip kimlerden oluşuyor? Geçmişte bir şaibesi var mı? Bu insanların mesleki ve kurumsal birikimleri nedir? Seçildiğinde yalnızca kendi çevresini mi dinleyecek, yoksa sektörün tamamını mı temsil edecek? Yönetim Kurulu Başkanlığına aday olanlara daha fazlasını sorun MTSO'nun temsil ettiği sektörleri ne kadar tanıyor? Mersin ekonomisini ne kadar biliyor? Meslek Komitelerini daha etkin hale getirmek için ne yapacak? MTSO Meclisinin karar süreçlerindeki etkisini artıracak mı? Daha önce Oda organlarında görev yaptıysa ortaya koyduğu somut çalışmalar neler? MTSO kaynaklarının verimli, ekonomik ve şeffaf kullanılması için nasıl bir sistem kuracak? Hükümet ve yerel yönetimler karşısında üyelerin taleplerini hangi yöntemlerle takip edecek? Mersin'in sorunlarını gerektiğinde kamuoyu önünde dile getirebilecek mi? Kararlarını kimlerle alacak? Üyeye hesap verecek mi? Projelerini yazılı olarak açıklayacak mı? Ve en önemlisi: MTSO'yu kendisinin ve yakın çevresinin güç alanı olarak mı görecek, yoksa üyelerin ortak kurumu olarak mı yönetecek? Mümkünse adaylardan vaatlerini yazılı olarak açıklamalarını isteyin. Meclis Üyeliğine aday olan herkes, seçmen üyelere kendisini ve hedeflerini açıkça anlatan kısa bir tanıtım ve taahhüt belgesi sunmalıdır. Bu belgede adayın kısa özgeçmişi, MTSO-iş dünyası-toplumsal yaşamdaki deneyimleri; neden aday olduğu ve seçildiği takdirde hangi çalışmaları yapmayı planladığını gösteren somut bir yol haritası yer almalıdır. Böylece üyeler yalnızca kişilere değil, ortaya konulan hedeflere, projelere ve çalışma anlayışına göre karar verebilir. Dört yıl sonra da aynı belge yeniden adayın önüne konulabilmelidir: “Bunları söylemiştiniz. Hangilerini yaptınız?” İşte gerçek hesap verebilirlik budur. MTSO KİMSENİN DEĞİL, MERSİN'İNDİR Ben beş yıl MTSO Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptım. Görevler gelir, geçer. Başkanlar gelir, geçer. Yönetimler gelir, geçer. İsimler unutulur. Ama kurumlar kalır. Bu nedenle bugün MTSO hakkında konuşurken geçmişte yaşadığım kişisel olaylardan çok, gelecekte yaşanmaması gerekenleri önemsiyorum. MTSO'da kapalı kapılar değil, açık kapılar olmalı. Pazarlıklar değil, projeler yarışmalı. Hemşerilik değil, liyakat konuşulmalı. Kişisel çıkarlar değil, sektörlerin ortak çıkarları öne çıkmalı. İnsanlar değil, ilkeler güçlü olmalı. Ve kim seçilirse seçilsin, MTSO Başkanı şunu hiçbir zaman unutmamalı: makamın sahibi değildir. makamın emanetçisidir. Çünkü MTSO bir kişinin değildir. Bir grubun değildir. Bir siyasi anlayışın değildir. Bir çıkar çevresinin hiç değildir. MTSO, üyelerinindir. MTSO, Mersin iş dünyasınındır. Ve nihayetinde, MTSO Mersin'indir.
Diğer Sayfalar (14)
- İmece Gazetesi Tum Yazılarım
Ekonomi, Politika, Dış Politika, Toplum Gazetesi Tüm Yazılarım GÖRÜNTÜ WEB ADRESİ KATEGORİ YAYIN TARİHİ KONU https://www.imecegazetesi.com/ne-oldu-hani-parlamenter-sisteme-donecekti-turkiye-neden-konusulmuyor-artik SİYASET 20/04/2024 NE OLDU? HANİ PARLAMENTER SİSTEME DÖNECEKTİ TÜRKİYE? NEDEN KONUŞULMUYOR ARTIK??? https://www.imecegazetesi.com/orta-doguda-konu-nedir DIŞ POLİTİKA 15/04/2024 ORTA DOĞUDA KONU NEDİR? https://www.imecegazetesi.com/secim-bayram-gecim EKONOMİ 08/04/2024 SEÇİM, BAYRAM, GEÇİM… https://www.imecegazetesi.com/siyaset-yontemi-ve-yapilanmasi-degismek-zorunda SİYASET 01/04/2024 SİYASET YÖNTEMİ VE YAPILANMASI DEĞİŞMEK ZORUNDA… https://www.imecegazetesi.com/enflasyon-siki-para-politikasi-ve-sonrasi EKONOMİ 24/03/2024 ENFLASYON: SIKI PARA POLİTİKASI VE SONRASI??? https://www.imecegazetesi.com/mulkun-sahibimulkun-sahibi-allah-mi POLİTİKA 17/03/2024 MÜLKÜN SAHİBİ:MÜLKÜN SAHİBİ ALLAH MI??? https://www.imecegazetesi.com/8-mart-bir-gun-o-da-bugun-mu KADIN 10/03/2024 8 MART: BİR GÜN, O DA BUGÜN MÜ??? https://www.imecegazetesi.com/projeler-adaylar-projelerini-kamuoyuna-sunmaya-basladi POLİTİKA 05/03/2024 PROJELER: ADAYLAR PROJELERİNİ KAMUOYUNA SUNMAYA BAŞLADI… https://www.imecegazetesi.com/bolum-4-mesela-diyorum-buyuksehir-belediye-baskani-olsaydim POLİTİKA 29/02/2024 BÖLÜM 4 - Mesela diyorum, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI OLSAYDIM… https://www.imecegazetesi.com/mesela-diyorum-buyuksehir-belediye-baskani-olsaydim-2 POLİTİKA 25/02/2024 BÖLÜM 3 - Mesela diyorum, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI OLSAYDIM… Sayfa 1 / 1
- Önsöz | Ayhan Kızıltan
ÖN SÖZ Beş yıl süren Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra, açıkça söyleyeyim, bir boşluk hissettim yaşamımda. Bir anda toplumla bağlarım kesilmiş, iletişimim durmuş gibi bir yanılsama içinde buldum kendimi. Oysa, insanlarla bağlarım güçlü, iletişimim hayli içten ve sıcaktı… Kısa bir süre sonra anladım ki, değişen bir şey yok; toplumla bağlarımın çok sağlam ve karşılıklı iletişim aynı içtenlik ve sıcaklıkla sürüyor. Ama yine de bir boşluk hissediyordum… Neydi bu boşluk? Mersin’e hizmet edemeyecek olmam … Birçok yapı bir araya gelip benim bu kente karşılıksız hizmet etmemi engelleyip MTSO bünyesinde bir çıkar grubunu iş başına getirmek için çabaladılar. Ama başaramadılar; üst düzey bir kamu yöneticisinin söylediği gibi “Ne Ayhan Kızıltan’mışsın be! Birçok yapı bir araya geldi yine de seni deviremediler ”. Evet seçimle beni deviremediler, ama hınçlarını alamamış olmalılar ki, iğrenç bir oyunla beni görevimden ayırdılar. Ayrılırken de onlara teslim etmedim bu kutsal görevi, her yönden güvendiğim dürüst ve genç bir arkadaşımın iş başına gelmesini sağladım. Mersinliler çok dikkatli olmalı , çıkarcılar çok büyük tehlike bu kent için ! Anladım ki, “beni Mersin gündeminden düşürmeye , çıkar gruplarının gücü yetmeyecek !” Görevden ayrıldıktan kısa bir süre sonra yakın dostum Mersin İmece Gazetesinin sahibi Sinan Koç ile bir arkadaşının işyerinde sohbet ediyorduk; aynen şunları söyledi: “Abi, çok çirkin bir şekilde seni görevinden ayırdılar diye bir köşeye çekilip bunca yıllık bilgi birikimini, deneyimlerini gömecek misin ?” “Ne yapayım peki Sinan ?” diye sordum. “Abi yaz; birikimlerini , deneyimlerini topluma aktar .” “Nerede yazayım ?” “Abi bizim gazetede yaz ; istediğin gibi, istediğin konuda , istediğin zaman yaz .” Böyle başladı gazete köşe yazarlığım. Aslında uzun süredir sosyal medyada hayli etkili yazılar yazıyormuşum, paylaşımlarımı okuyanlar söylüyorlar. Demek ki Sinan da farkına varmış kalemimin kuvvetli olduğunun… İşte böyle başladı yazarlığım; yazdıkça yazıyordum, hala da yazıyorum… Sevgili Sinan bu kente hizmet etmenin ille de bir koltukta oturarak olmayacağını anlamamı sağladı bu teklifiyle . MTSO’daki görevimde çok renkli bir beş yıl geçirdim sektörlerle, ekonomiyle, sanatla, kültürle, toplumla çok haşır neşir oldum; konu çok benim için… Siyaset yazıyorum, dış politika yazıyorum, ekonomi yazıyorum, kültür ve sanat yazıyorum, Mersin kenti ile ilgili projelerimi yazıyorum, sanayi ve üretimle ilgili projelerimi yazıyorum, yol gösteriyorum, öneriler sunuyorum, deneyimlerimi aktarıyorum. Kısaca ilham veriyorum, “ilham vermek için yazıyorum ”. Belki ilham alan birileri olur… Peki bu kitabı yazmaya beni ne itti ? Sanatsever dostlarım Baha Sadık Akıner ve Mersin Global Ajans sahibi Gültekin Hakan Koçman da yazılarımı ilgiyle okuyorlarmış… Kitap yazma önerisi de onlardan geldi. Sosyal medya, gazete yazılarım ile ayhankiziltan.com isimli web sitemdeki Güncel Yorum yazılarımı, yazılar deyip geçmeyin, binlerce yazıyı günlerce tek tek inceleyip editörlüğümü yaptılar ve bu kitabı birlikte ortaya çıkardık. Umarım ilham alırsınız… TEŞEKKÜR Onlara ayırmam gereken zamanı çaldığım halde bana sabırlı davranarak hep güç ve sevgi veren eşim Oya Kızıltan ’a ve torunum Nil Kızıltan ’a, Beş yıl süreyle KIZILTANLAR-Sumas Pompa ’yı ayakta tutan firmamdaki çalışma arkadaşlarıma, Mersin Ticaret ve Sanayi Odasında tanıdığım en aslan yürekli, aslan yürekli olduğu kadar da iyi yürekli, onurlu ve dik duruşuyla bana her zaman destek olan can kardeşim Murat İlça ’ya, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası 2023 seçimlerinde hiçbir pazarlığa ve teklife kulak asmayıp bana Yönetim Kurulu Başkanlığı için karşılıksız oy veren 44 sözünün eri MTSO Meclis Üyesi Kardeşlerime ; onlar kendilerini biliyor… Mersin Ticaret ve Sanayi Odasında görev yaptığım beş yıl boyunca özverili ve disiplinli çalışmalarıyla bana güç veren Çalışma Arkadaşlarıma .
- Medya | Ayhan Kızıltan
Politik Ekonomik Sosyal Şehircilik Eğitim Planlama konularında bilgi paylaşımı En Çok İzlenen En Çok İzlenen Videoyu Oynat Facebook Twitter Pinterest Tumblr Bağlantıyı Kopyala Bağlantı Kopyalandı Şimdi Oynuyor TOBB Ekonomi Şurası, Cumhurbaşkanı ile Diyalog-21/01/2019 04:50 Videoyu Oynat Şimdi Oynuyor TOBB Ekonomi Şurası TSO Konseyi adına 20/01/2019 ‐ Altyazılı 06:41 Videoyu Oynat Şimdi Oynuyor İşin içinde sevgi var | Ayhan Kızıltan 14:53 Videoyu Oynat Şimdi Oynuyor NOW TV İlker Karagöz_Uğurola Mersin Uğurola Türkiye Kitabı 00:27 Videoyu Oynat Bütün Videolar Videoyu Oynat Videoyu Oynat 39:17 #Canlı 22.07.2026 Haber Merkezi - Ayhan KIZILTAN Videoyu Oynat Videoyu Oynat 19:27 Kent Merkezleri Neden Çöküyor, Nasıl Ayağa Kalkar? Mersin İçin Yol Haritası | TRT Çukurova Radyosu Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:28:04 #Canlı 27.03.2026 Refleks Videoyu Oynat Videoyu Oynat 12:41 Ayhan Kızıltan - İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Toplantısı Konuşması Videoyu Oynat Videoyu Oynat 11:56 TRT Çukurova_23-01-2026_Turizm Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:04:25 19.01.2026 Üretenler - Ayhan KIZILTAN Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:32:33 #CaNLI 26.12.2025 Refleks Videoyu Oynat Videoyu Oynat 49:46 Narenciye Krizi, Soğuk Zincir Eksikliği İş İnsanı Ayhan Kızıltan Nil Sezer İle Perspektif Yerel TV Programları Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:28:04 #Canlı 27.03.2026 Refleks Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:04:25 19.01.2026 Üretenler - Ayhan KIZILTAN Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:32:33 #CaNLI 26.12.2025 Refleks Videoyu Oynat Videoyu Oynat 49:46 Narenciye Krizi, Soğuk Zincir Eksikliği İş İnsanı Ayhan Kızıltan Nil Sezer İle Perspektif Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:21:39 #Canlı 24.10.2025 Kemal İstek ile Refleks Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:13:44 #Canlı 31.10.2025 Kemal İSTEK ile Refleks Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:26:30 #Canlı 10.10.2025 Kemal İSTEK ile Refleks Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:32:18 #Canlı 03.10.2025 Kemal İSTEK ile Refleks Ulusal TV Programları Videoyu Oynat Videoyu Oynat 07:11 2024/12/02 - BloombergHT TV, Reyhan Bayhan ile FOKUS Videoyu Oynat Videoyu Oynat 17:40 Mersin: "Bu kente bak, Türkiye'yi anlarsın" Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:43:13 TÜRKÇİMENTO&DÜNYA Gazetesi Anadolu Buluşmaları - MERSİN Videoyu Oynat Videoyu Oynat 44:03 Deprem enflasyonu tetikler mi? | Harika Ertunç | Piyasa Analiz Videoyu Oynat Videoyu Oynat 41:54 İhracatçı piyasada nasıl bir tablo öngörülüyor? | Harika Ertunç | Piyasa Analiz Videoyu Oynat Videoyu Oynat 02:05:49 Bölgesel Kalkınma Buluşmaları | Çukurova Videoyu Oynat Videoyu Oynat 04:18 Mersin'in seçimden beklentisi ne? Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:36:53 'Kadın İçin Taşıyoruz' Anadolu Buluşmaları | Mersin Sosyal Medya Videoyu Oynat Videoyu Oynat 14:53 İşin içinde sevgi var | Ayhan Kızıltan Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:01:41 MTSO Eski Başkanı Ayhan Kızıltan Bilinmeyen Yönleri... Videoyu Oynat Videoyu Oynat 41:37 Daha Yakından 7. Bölüm - Ayhan KIZILTAN Videoyu Oynat Videoyu Oynat 08:10 Ufuk Cavlı ile DANK! Neden? Videoyu Oynat Videoyu Oynat 23:44 İYİ TIRAŞ-4 AYHAN KIZILTAN Videoyu Oynat Videoyu Oynat 42:07 ESAT DURAK'LA UCU AÇIK SORULAR - AYHAN KIZILTAN Videoyu Oynat Videoyu Oynat 00:10 İşçi Bayramı Kutlaması Videoyu Oynat Videoyu Oynat 27:27 gezgin gazeteci mtso MTSO Medya Videoyu Oynat Videoyu Oynat 12:41 Ayhan Kızıltan - İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Toplantısı Konuşması Videoyu Oynat Videoyu Oynat 03:43:57 Ekonomide Çıkış Yolu, Türkiye 19 Eylül 2019, MTSO Videoyu Oynat Videoyu Oynat 01:05 MTSO Yön. Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan 30 Ağustos Mesajı |Blok Haber Videoyu Oynat Videoyu Oynat 06:47 MTSO 2019 Mart ayı Faaliyetleri Videoyu Oynat Videoyu Oynat 00:38 KIZILTAN’DAN 29 EKİM MESAJI Videoyu Oynat Videoyu Oynat 00:22 Mersin Ticaret Ve Sanayi Odası 135 Yaşında Videoyu Oynat Videoyu Oynat 10:29 MTSO 2019 Yıl Sonu Bülteni Videoyu Oynat Videoyu Oynat 12:41 Ayhan Kızıltan - İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Toplantısı Konuşması




