top of page

Arama Sonuçları

Search this site

Boş arama ile 185 sonuç bulundu

Köşe Yazıları (171)

  • ATATÜRK: Akıl, İffet, Dikkat, Metodoloji En Büyük Sermayedir.

    Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 12 Kasım 2023 Uğurola Mersin, uğurola Türkiye, Atatürk’ün tam 100 yıl önce doğrudan İş Bankası İdare Meclisine söyledikleri: “Sermayenin azlığına bakarak cesaretiniz kırılmasın! Böyle kurumlar için en kuvvetli sermaye, zekâ, dikkat, iffettir; teknik ve metodik çalışmasını bilmektir. Bu inançla işe sarılınız, mutlaka başarırsınız!" "Bu işte başarı kazanmayı, eğer şahsî bir onur meselesinden daha ileri, millî bir gurur, millî bir onur meselesi yaparsanız çalışmak için, amacınıza ulaşmak ve daha yükselmek için muhtaç olduğunuz ateşi, enerjiyi bol bol yüreklerinizde bulacaksınız.” Hayatta nasıl başarılı olunacağını Atatürk bu sözleriyle ortaya koymuş; akıllı olabilirsiniz, dikkatli olabilirsiniz, sistemli çalışabilirsiniz ama iffetsiz olursanız başarınız haramdır… Yani bu dört hasletin tamamını birden barındırmanız gerekiyor kişiliğinizde; anlayan anlasın… ANAYASA… Bir bu eksikti! Ben hukukçu değilim ama bana mantıksız geliyor Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi Üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması. Türkiye Cumhuriyeti’nde kaos yaratabilir bu tutum. İşine gelmeyen kararlara dayanan her kurum, bir diğer kurum için suç duyurusunda bulunabilir; Türkiye kilitlenebilir. Anayasa, milletin tamamıyla arzularını ve meclisin mahiyetini ve gerçek şeklini gösterir bir kanundur. Anayasa, bir devletin yönetim biçimini belirtir. Toplumların ülke üzerindeki egemenlik haklarının, bireylerin temel haklarının hangi koşullar altında devlet tarafından kullanılabileceğini belirleyen temel kanunlardır. Devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceğini belirler. Yoksa Cumhurbaşkanlığı Sisteminin getirdiği yetkiler de mi yetmiyor??? Ne yapılmak, nereye varılmak isteniyor??? Şeffaf bir Türkiye Devleti istiyoruz… Türkiye Cumhuriyeti’nin yolundan saptırılmamasını istiyoruz… EKONOMİ… IMF Birinci Genel Müdür Yardımcısı Gita Gopinath dikkat çekiyor: Tüm harcamaları borç yoluyla finanse etmenin çekiciliğine direnilmelidir. Birçok ülkede maliye politikaları sürdürülemez bir yoldadır. Bizim gibi birçok ülke borç batağında ve ödemek için yine borç arıyor. Bir tarafta Hazine ve Maliye Bakanı ile Merkez Bankası Başkanı Arap Ülkelerinden sonra Batı Ülkelerinde para ararken, özür dilerim yatırımcı ararken, diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti Yargı Kurumları arasındaki çekişme bu çabaları çok olumsuz etkilemez mi? Zaten İsrail-Filistin arasındaki çatışma bizi arada bıraktı; ne ona ne de ona yaranamıyoruz… Dünya’yı dize getirip hizaya çekmeye çalışacağımıza ekonomik sorunlarımızı dize getirelim acil olarak önce. Esnaflarımızı, firmalarımızı, dostlarımızı dolaşıp sohbet ediyorum sık sık… Piyasanın nabzını tutmaya çalışıyorum, hiç de iç acıcı değil sohbetler. Bir an önce ekonomiye odaklansak diyorum, sokaklar böyle istiyor. Sokaklar daha çok şeyler istiyor, onları da yazacağız… GENÇLER… Atatürk’ün söylediği gibi sermayesi akıl, dikkat, dürüstlük olan, teknik ve sistemli çalışma becerisi olan gençler! Siyasette olun, sivil toplum kuruluşlarında olun, sosyal ve kültürel etkinliklerin içinde olun, yatırımcı olun, sanayici olun, iş insanı olun, teknokrat olun, bürokrat olun, memur olun, işçi olun, öğretmen olun, doktor olun, mühendis olun, sanatçı olun, aile olun, ana baba olun, olun ama akıllı, dikkatli, dürüst olun, teknik ve sistemli çalışıyor olun… Bu hasletleri olan fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür gençlere gereksinimi var bu Türkiye’nin… Cumhuriyet’in payidar olması sizlere bağlı! Hoşça kal Mersin, haftaya yine buradayız…

  • YEREL SEÇİMLER: PARTİLERDE ADAYLAR BELİRLENMEYE BAŞLADI…

    Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 18 Aralık 2024 Uğurola Mersin, uğurola Türkiye! Sevgili okurlarım bir çoğunuz biliyordur, ben de Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı Aday Adaylığı için başvuru yaptım. İMECE Gazetesinde yayınlanan köşe yazılarımı tamamen benim aday adaylığımdan bağımsız olarak yazıyorum. Çünkü bir gazeteci tarafsız olmalı, gazetecilik etiği budur. Benim görevim tamamen tarafsız olarak değerlendirmeler yapıp öneriler sunmaktır. Benimle ilgili başka gazeteciler yazıp değerlendirmeler yapabilir. İstiyorum ki tüm siyasi partiler Mersin’e değer katacak, toplumun kabulleneceği, ayakları yere sağlam basan gerçekçi projelerle partilerinin oy oranlarını arttıracak adaylar belirlesin. Adaylar ne kadar güçlü olursa rekabet de o kadar zorlu olur ve sonuçta Mersin’e en çok değeri katacak bir hemşerimiz Büyükşehir Belediye Başkanı seçilir. Mersin kazanır… DURUM NEDİR? Önceki yazımda da Durum Nedir başlığı altında partilerin durumuyla ilgili değerlendirmeler yapıp önerilerde bulunmuştum. Bir haftalık süreçte Ankara’ya gidip geldim, Mersin’de görüşmelerim oldu, MTSO 138. Kuruluş Yıldönümü Gecesine katıldım, dostlarımla, tanıdık tanımadık bir çok insanla görüştüm. Durum nedir kendi gözümden gördüklerimi, kulaklarımla işittiklerimi, söylediklerime aldığım tepkileri derleyip toparlayıp durumla ilgili biraz fikir edindim. Öncelikle tüm partilerin aday adayları Ankara’da Parti Genel Merkezlerinde adeta kamp kurmuş durumdalar. Koridorlarda, Genel Başkan Yardımcılarının kapılarında bekleşiyorlar… Görüşebilmek için görüşecekleri kişiye yakın isimleri devreye sokup randevu koparmaya çalışıyorlar… Hiçbir parti genel başkanı ile görüşme imkanı bulunmuyor, zaten TBMM’nde Bütçe Görüşmeleri var, herkes mecliste, çok yoğunluk var, falan gibi nedenlerle görüşmeler kibarca reddediliyor. Sıkıntılı bir süreç bu her iki taraf için de, yüzlerce başvuru var, yüzlerce görüşme talebi var. Gel de çık işin içinden… İKTİDAR PARTİSİ AK PARTİ ile başlayayım yine… Sessizlik hala sürüyor… Bu sessizlik Mersin Kamuoyunda, tamam AK Parti Mersin’i MHP’ne bıraktı algısını iyice pekiştirdi. AK Parti’ye gönül verenler bu durumu hala kabullenemiyor… Mersin’de seçimi ancak Ak Parti olarak girersek alırız inancı net bir şekilde belli oluyor, AK Parti’ye gönül verenlerde. AK Parti’nin Güneydoğu oylarının büyükşehirde başka partilere, meclis üyeliğinde is AK Partiye gittiği net bir şekilde belli. Öyle olmasaydı, mecliste çoğunluğu elde eden Cumhur İttifakı Büyükşehir Belediye Başkanlığını da alırdı. Önceki yazımda yazdığım gibi, seçildiği takdirde iktidarın gücünü Mersin’e yığacağını Mersinlilere inandırabilecek, Mersin için varını yoğunu ortaya koyabilecek çok güçlü ve yetenekli bir isim, yalnızca AK Parti tabanına değil tüm Mersin’e hitap edebilecek sevilen çağdaş bir aday istiyor AK Parti’ye gönül verenler. Ancak şunun da farkında AK Partililer; Sayın Erdoğan’ın Sayın Bahçeli’yi vefa borcundan dolayı kırmayıp Mersin’i MHP’ne bıraktığına inanıyorlar. Ama bu şekilde seçimi almanın mümkün olmadığını da belirtiyorlar. Bu konuyu Sayın Erdoğan’a da aktarmaya kimse cesaret edemiyor diye de düşünüyorlar. ANA MUHALEFET PARTİSİ CHP… Önceki yazımda belirttiğim gibi bu süreçte en dinamik parti CHP görünüyor. Kentteki reklam panolarında genelde CHP Aday Adayları görünüyor. Mersin CHP’nde durum biraz farklı; genelde aday adaylarının çoğu genel merkezde etkili birilerinin ya köylüsü, ya hemşerisi, ya akrabası, ya da çok yakın arkadaşı olduğundan dolayı kendisini şanslı görüp aday adaylığına soyunduğu gibi söylentiler gırla gidiyor. Ama benim anladığım kadarı ile CHP Genel Merkezi çok ince eleyip sık dokuyor; Mersin’e ittifak bile yapmadan her kesimden oy alabilecek, kentte sevilen, saygı duyulan bir aday belirlemeye çalışıyor. Özellikle Sayın Özel, hiçbir ön yargıya dayanmadan kenti kucaklayıp doğal ittifak oluşturabilecek bir aday belirlenmesini istiyor. Tabii bu süreçte her kafadan bir ses çıkıyor, aday adaylarının sinirleri geriliyor, dedikodulara aldanıp sinirlenmemesi gerekiyor aday adaylarının. CHP’ye gönül verenler Büyükşehir Başkan adayının alçakgönüllü, kucaklayıcı, kapsayıcı, kaynaştırıcı ve birleştirici bir tutumla Mersin’in lideri olabilecek, tüm Mersinlilerin işte benim başkanım diyebileceği, her şeyden önce kolay ulaşılabilir, tam bir sosyal demokrat insan olmasını istiyor. Olur mu, olur… İYİ PARTİ… İyi Parti çok kötü günler geçiriyor. Altılı masadan kalkma olayı çok büyük bir olumsuzluk yarattı İyi Parti tabanında… Yeni yeni oluşmaya başlayan parti tabanı kemikleşemeden dağılma noktasına geldi… İyi Parti Genel Başkanının Altılı Masayı dağıtma girişimi parti içi güçlerin mi yoksa parti dışı güçlerin mi oyunuydu bilinmez. Ancak ilerde ortaya çıkar bu durumun nedeni… İyi Parti tabanında karasız kalan seçmenler seçimlerde kesinlikle kendi adayları dahil iyice irdeleyip oy kullanacaktır. İyi Parti seçmeni anladığım kadarı ile eğitimli ve bilinçli bir kitle… MHP… MHP’nde de durum biraz karışık… Parti tabanında netleşmeyen ve fazla umutlu olmayan bir görüntü var. Bunun nedeni, MHP tabanının artık bilinçlenerek kendilerine mantıksız gelen kararları sorgulamasıdır. Artık onlar da partilerinde yenilik ve değişim istiyor. Partilerini eski şanlı günlerine döndürecek yeni, aydınlık, çağdaş yöneticiler ve kadrolar istiyor. Hep aynı yüzler, hep aynı kişiler var… MHP’ne gönül verenler kendilerini heyecanlandıracak yeni politikalar istiyor; yalnızca tek yönlü politikalar istemiyor. Yani milliyetçi, ve dinsel söylemlerle bir yere varılmayacağını gördü MHP tabanı… Yakın arkadaşlar arasında yapılan sohbetlerde hep bu konular konuşuluyor. Artık ekonomiye, sanayileşmeye, tarıma, lojistiğe yön verecek politikalar, programlar ve politikalar istiyor MHP tabanı. Sosyal, kültürel, sanatsal sporsal açıdan daha çağdaş bir toplum olmak istiyor. DEM Parti… En son Yeşil Sol Parti, adı yine, zorunlu olarak, değiştirildi ve DEM Parti oldu. Artık akılda tutmak zorlaşıyor, seçimlerde oy kullanırken parti tabanında bir sıkıntı doğurur mu bilemiyorum… DEM Parti tabanında da aşağı yukarı aynı sorun var… Onlar da artık yalnızca tek yönlü politikalar istemiyor. Yani yalnızca etnik söylemlerle ve taleplerle bir yere varılamayacağını gördü DEM Parti tabanı. Sürekli gerilim yaratarak siyaset yapma yönteminin yanlış olduğunu düşünüyor insanlar. Bu yöntemin DEM Parti’nin dışlanması amacını güttüğünü düşünüyorlar. Yıllardır izlenen politikaların hiçbir sorunu çözmediğini artık anlaşıldı. Şahinler ve Güvercinler var DEM Partide… Şahinler sürekli gerilim yaratarak partiyi ellerinde tutmaya çalışıyor. Güvercinler ise Türkiye halkıyla barışık, huzur içinde yaşamak istiyor. Türk, Kürt, Arap hiç fark etmiyor. Tüm sorunlar aynı… Geçim derdi aynı, işsizlik derdi aynı, gelecek kaygısı aynısı, eğitimsizlik olgusu aynı, siyasetçiler tarafından kullanılıp aldatılmak sorunu aynı… Fark etmiyor, Türkler de geçim sıkıntısı çekiyor, Kürtler de, Araplar da, Aleviler de Sünnilerde, Hristiyanlar da. Onlar da artık ekonomiye, sanayileşmeye, tarıma, lojistiğe yön verecek politikalar, programlar ve politikalar istiyor. Sosyal, kültürel, sanatsal sporsal açıdan daha çağdaş bir toplum olmak istiyor. Hakları değil mi? Kavgayla elde edilir mi bunlar? GENÇLERE… Henry Ford - "Bir araya gelmek başlangıçtır, bir arada durabilmek ilerlemedir, birlikte çalışmak başarıdır". Malcolm X - "Gücümüzü hırlaşmak için değil, birleşmek için harcamalıyız". Hoşça kal Mersin, haftaya yine buradayız…

  • TÜRKİYE CUMHURİYETİ: YENİ YÜZYIL…

    Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 28 Ekim 2023 Uğurola Mersin! Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün birlikte savaştığı arkadaşlarıyla kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Birinci Yüzyılını doldurup İkinci Yüzyılına girdi bugün. Atatürk’ ün söyleyişiyle EN BÜYÜK BAYRAMDIR. KUTLU OLSUN! Önce şunu söyleyeyim: Türkiye Cumhuriyeti’nin Birinci Yüzyılını doldurup İkinci Yüzyılına girmesinin kutlanmasının önüne hiçbir olay geçemez. Yüzüncü Yıl kutlamaları bir EĞLENCE değildir… Yüz yılda bir kutlanacak yüce ve kutlu bir olaydır… Açlıksa, ölümse, kansa, savaşsa, güçlülerin bir olup güçsüzü ezme ve yok etme planı ve çabasıysa, bir ülkenin insanlarını çoluk çocuk, kadın erkek, yaşlı genç demeden yok etme amacıysa; bunların hepsi en şiddetli biçimde yaşandı... Bir toplum inandığı önderinin etrafında kenetlenerek ölüme gideceğini bile bile bütün bunların üstesinden geldi… Geldi ve Cumhuriyet kuruldu; insanlar kulluktan kurtulup Yurttaş oldu, bir Ulus oldu, kadın erkek eşit oldu, özgür oldu. VE TÜM DÜNYA’NIN SAYGI DUYARAK KABUL ETTİĞİ, GERİ KALMIŞ EZİLEN TOPLUMLARA VE ÜLKELERE ÖRNEK OLACAK BİR MÜCADELE İLE KURULAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ, İKİNCİ YÜZYILINA GİRMESİNİN ÇOŞKUYLA, SEVİNÇLE KUTLANMASINI HAKEDİYOR. KUTLANMALI Kİ; FİLİSTİNDEKİ, ORTA DOĞU ÜLKELERİNDEKİ, AFRİKA ÜLKELERİNDEKİ, ASYA ÜLKELERİNDEKİ, GÜNEY AMERİKA ÜLKELERİNDEKİ, NEREDE EZİLEN BİR TOPLUM VARSA BU MÜTHİŞ MÜCADELEYLE BAĞIMSIZLIĞINI ELDE EDEREK KURULAN TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ ÖRNEK ALSIN. Bu nesile kısmet oldu İkinci Yüzyıla girişini görmek Türkiye Cumhuriyeti’nin; ama ne yazık ki geçiştiriliyor kutlamalar ve bir yüzyıl daha beklemek gerekecek sanırım. 29 Ekim 2023 EN BÜYÜK BAYRAMDIR; ÇOŞKUYLA KUTLANMALIYDI. İLK YÜZYIL… Kuruluş felsefesi ve planlaması Türkiye Cumhuriyeti’nin Dünya’nın en saygın, en çağdaş, en eğitimli, kutsal kitabını okuyup anlamış ve dinini doğru bilen, bilim, sanat, spor, sosyal ve kültürel yaşam, tarım, ticaret, sanayi, ulaşım, ekonomi kısacası her yönden en üst düzeyde ve bağımsız olmasıdır. Ömrü savaş alanlarında geçen Mustafa Kemal savaşırken hep böyle bir Türkiye Cumhuriyeti’nin planlarını yapmıştır. Ve başarmıştır… Öylesine ileri görüşlü bir kurumsallaşma oluşturmuş ki; bu kurumsallaşma temelleri sağlam atılmış bir Türkiye Cumhuriyeti yaratmış. 30 Ağustos Büyük Zaferin ardından savaştan daha zorlu bir mücadele için kollar sıvanıyor… Zaten neler yapılması gerektiği kafasında … Cumhuriyetçilik, Laiklik, Milliyetçilik, Devletçilik, Halkçılık ve İnkılapçılık ilkeleri ışığında yapıyor planlarını… Aslında savaşırken de halkını düşünerek savaşmıştı; bu halk esaret altında yaşayamazdı… Savaşı kazandıktan sonra da halkını düşünerek mücadele etti; bu millete tebaa olmayı hiç yakıştıramadı; ancak iyi eğitilerek çağdaşlaşmış, özgür düşünüp yaşayan ve eşit yurttaşlar olmak yakışırdı bu millete… Kadın-erkek ayrımı kalkmalıydı, her iki cins eşit yurttaşlar olmalıydı… Okuma yazma oranının yükseltilmesi için öğrenmesi daha kolay bir alfabe sistemi olmalıydı… Çağdaş bir eğitim sistemi olmalıydı; gençlerimiz, sanatçılarımız, sporcularımız, teknik kadrolarımız, bilim insanlarımız, iş insanlarımız gelişmiş ülkelerde herkesle boy ölçüşebilecek düzeyde eğitilmeliydi… Bu ülke modern hukuka kavuşmalıydı… Bu ülke kurumsallaşma anlamında Türkiye’yi yönetecek, yön verecek çağdaş, üretken ve kapsayıcı temel kurumlara sahip olmalıydı… Türkiye Cumhuriyeti iktisaden tam bağımsız olmalıydı, geçmişte yabancı ülkelere tanınan kapitülasyonlar kaldırılmalıydı… Sanayi ve Kalkınma Planları yapılmalıydı… Fabrikalar kurulmalıydı, dış ticaret gelişmeliydi, tarımda Dünya’da lider olmalıydı… Ömrünü bu ülkeyi ve milleti bağımsız, çağdaş, kendi ayakları üzerinde duran, kültürel, sosyal, sanatsal, sporsal, eğitimsel, ekonomik alanlarda gelişmiş duruma getirmek için harcamıştır. Kısa ömründe Türkiye için amaçlarına ulaşmıştı, bu milletin geleceği için istediği birçok şeyi hayata geçirmişti. Ama, işte herkes anlayamıyor ya da anlamak istemiyor bunları… İSTESEYDİ EĞER TÜRKİYE’NİN TAPUSUNU ÜZERİNE GEÇİREBİLİRDİ. AMA BİLİYORDU Kİ KUL HAKKI YEMEK EN BÜYÜK GÜNAHTI. Kulların ÖZGÜR YURTTAŞLAR olup haklarını korumak ve hak mücadelesi yapacak düzeyde eğitilmesini istedi… İKİNCİ YÜZYIL: HAZIR MIYIZ? Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar çok ayrıntılı, ince ince hesaplanmış, ileriye yönelik hedefler doğrultusunda yapmışlar çalışmalarını; yani planlı programlı, yolları hedefleri belli yürütmüşler çalışmalarını. Yaptıkları her şeyin bir amacı ve hedefi vardı… Şimdi nasıl? Planlama yok, ne ilginç gelirse ona yöneliyoruz… Planlayıcı kurumlarımızı kaldırmışız… Cumhuriyetin kurduğu ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ayağa kaldıran SANAYİ KURULUŞLARININ birçoğunu özelleştirme adı altında satıp kapatmışız, neden? Devlete yük oluyor, ayak bağı oluyor diye… Planlama yok slogan var, algı yaratma var… Kervan yolda düzülüyor adeta… Cumhuriyet kurulurken temel nokta çağdaş ve iyi eğitimdi; 1970’li yıllardan sonra eğitim dejenere edilmeye başlandı… Bazı hizmetler vardır ki Devlet o konularda tasarruf yapmayı düşünmemeli… Devlete yük oluyor diye Köy Okullarını kapatıp, taşımalı sisteme geçmek eğitim sistemimizi köreltti… Okul olan köylerde en az bir iki öğretmen bulunuyordu ve bu öğretmenler öğrencilerin yanı sıra köy halkını da eğitiyordu. Her köyde camii var ama her köyde okul yok… Her köyde imam var ama her köyde öğretmen yok… İmam da olsun, öğretmen de cami de okul da! Fantezilere dayalı bir eğitim sistemi dayatıyoruz çocuklarımıza… 400.000 Dolara ev alan vatandaşımız oluyor… Destanla, şehitlerimizin kanıyla kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olmak bu kadar ucuz mu? Savaştan kaçıyorum deyip ülkemize yerleşip vatandaşımız oluyor. O gelsin, bu gelsin, bu işin içinde bir iş var gibi… Demografik yapımız aleyhimize süratle bozuluyor, doğum oranlarını inceleyin de görün durum ne kadar vahim. Cumhuriyet’in eğitip yetiştirdiği insanlar aşılamayınca uluslararası oyunlarla dışardan ithal vatandaş sokulup çoğunluğu kaydırıp Cumhuriyeti ve Atatürk’ü yıkma planları oynanıyor, dış güçler tarafından… Türkiye’nin üzerinde emelleri olan batılı ülkeler diyor ki; “Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için önce Atatürk’ü silmek gerekir.” Büyük Ortadoğu Projesi dedikleri bir aldatmaca… ABD, İsrail’in Orta Doğu’da yayılması için Büyük Orta Doğu Projesini ortaya atıyor, biz de yutuyoruz… Neden? Biz bu yapının eş başkanıymışız… Osmanlıyı canlandıracakmış bu proje… İsrail’i canlandırıp güçlendiriyor, yayılmasını amaçlıyor… Görmüyor muyuz? Hükümet bazı konuları görmek istemiyor gibi… Hükümet dış politikayı iç politikaya kurban mı ediyor yoksa? Peki Muhalefet Partileri ne yapıyor? Onlar hazır mı İkinci Yüzyıl’a? Hepsi bir alem… Kendi içlerinde iktidar kavgasına düşmüşler… Adaylıklarını ya da göz diktikleri parti içi görevleri garantilemek için parti içinde yandaşlar yaratıp ayrışmaya neden oluyorlar… Soralım bakalım… İkinci Yüzyıl için hedefleriniz? Olmaz olur mu! Yanıt hazır: “İktidar olmak” 20 Yıldır neden iktidar olamadınız? Her türlü fırsat vardı? Nasıl iktidar olacaksınız İkinci Yüzyıl’da? Aslında, Muhalefette İktidar olmak hedefleri, Hükümette İktidar peşinde değiller adeta… Türkiye ikinci planda… İttifaklar partileri liderleri de varsa yoksa ben ne kapabilirim peşinde… Muhalefet Partilerinin de ne planı var ne programı İkinci Yüzyıl için… Soralım, iktidar oldunuz ne yapacaksınız? Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Yüzyılı için planlarınız? Sizi neden iktidar yapsın halk? Yanıt: Onlar kötü yönetiyor, biz daha iyi yönetiriz… Yani İkinci Yüzyıl’ı böyle sen ben kavgası içinde geçirirsek ne olur bilemiyorum. Ben İkinci Yüzyıl için hazırlıklı olduğumuzu, planlarımızın, programlarımızın, hedeflerimizin olduğunu sanmıyorum… Fabrika ayarlarına döndürün Türkiye Cumhuriyeti’ni, vaz geçin fanteziden ve geriye dönme çabalarından… Hiçbir şeyi ispat etme zorunluluğu yok; Osmanlıcılıkla ve dindarlıkla da bir şeylerin başarılabileceği tutkusundan vazgeçilmeli… Osmanlıcılıkla ve dindarlıkla halkın kafasını karıştırdınız… Mustafa Kemal demiş ki; “Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyedir. Medeniyetin emrettiğini ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kâfidir.” Türkiye Cumhuriyeti’ni bu yönde kurguladı. Ama tarikatların, cemaatlerin devletin içinde cirit attığı konuşuluyor… Bilmem ne tarikatı şu Bakanlığı, bilmem ne cemaati bu Bakanlığı kontrol ediyor, devletin birçok kurumu tarikatların, cemaatlerin işgali altındaymış lafları ortalarda dolaşıyor. Atatürk düşmanlığı gırla gidiyor, hakaretlerin bini bir para adeta… Bunlara kimse bir şey demiyor, herkesin gözünün içine baka baka yapacaklarını yapıyorlar… İkinci Yüzyıl’da bakalım bunlara dur diyen olacak mı? Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar hedefi ve yolu belirlemiş, nasıl gidileceğini de ince ince planlayıp yola çıkmışlar… Yolundan çıkarmaya çalışmayın Türkiye’yi, yolu uzatırsınız; zamanı boşa harcatıyorsunuz… Kafa nereye, ben oraya olmaz… GENÇLERE… Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’ sini özümseyerek okuyun lütfen. "Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" TOP SİZDE GENÇLER! Aklınızı kullanın, eğitim süreçlerinizi en iyi şekilde değerlendirin. Aklını kullanan, beyni hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillere gereksinim duyuyor Türkiye Cumhuriyeti. Siyasetin, siyasetçinin esiri olmadan özgür iradenizle oyuna girin. Hassas değerlerinizi kullanmayın, kullandırtmayın. Hoşça kal Mersin, haftaya pazartesi yine buradayız kısmetse…

Hepsini Görüntüle

Diğer Sayfalar (14)

  • İmzalı Kitap | Ayhan Kızıltan

    Ana Sayfa Kitap Sayfası

  • Kitap | Ayhan Kızıltan

    YAZARDAN İMZALI ÖZEL GÖNDERİM Ön Sözü Oku Uğur Ola Mersin Uğur Ola Türkiye Mersin’den Türkiye’ye, kentten topluma, üretimden ortak geleceğimize uzanan güçlü bir tanıklık, değerlendirme ve çağrı. Siparişlerinizi bu site aracılığıyla verdiğinizde, kitabım imzalı olarak size ulaştırılacaktır. Ayrıca, TAC Gift Shop üzerinden satın alarak TAC Tuğla Bursu’na destek olmanız da mümkün. YAZAR Ayhan Kızıltan SAYFA SAYISI 522 KARGO 2 İş günü içinde hazırlanır. TÜR Deneme/Düşünce yazıları FİYATI 350TL GÖNDERİM İmzalı Özel Nüsha Hemen İmzalı Satın Al Kitaptan Seçkiler Bu siteden temin edin. İmzalı özel kopya talep edin. Kitabınızı ayhankiziltan.com üzerinden doğrudan sipariş ettiğinizde, imzalı nüshanız benim tarafımdan hazırlanarak dikkatlice adresinize gönderilecektir. TAC GIFT SHOP'tan Alışveriş Yaparak TUĞLA BURSU'NA Destek Ol! TAC Gift Shop'tan yapılan alışverişlerde, özel Tarsus Amerikan Koleji mezunları ve öğrencilerine yönelik olarak ödenen tutarın tamamı TAC Tuğla Bursu 'na bağışlanacaktır. Kitabı doğrudan SOKAK KİTAP ve KAHVE EVİ'nden temin edin. Kahvenizin tadını çıkarırken, rahat ve sakin bir atmosferde kitabınızı gözden geçirin. Konum için tıklayın Forum AVM civarında sokak kitabevi KİTAPSAN Bu kitap ne anlatıyor? Neden okunmalı? Çünkü yalnızca eleştirmiyor, çözüm arıyor "Uğur Ola Mersin, Uğur Ola Türkiye", Ayhan Kızıltan'ın ekonomiden yerel yönetimlere, siyasetten eğitime, dış politikadan sanata ve kadın haklarına kadar çok geniş bir yelpazede yazdığı makalelerden oluşmaktadır. Yazar, aldığı modern eğitim ve evrensel kültürle dünyayı Mersin'den yorumlayarak, çağdaş, demokratik ve üretken bir toplumun kodlarını okuyuculara sunmaktadır. Kitap, yazarın vizyonunu, Mersin ile ilgili projelerini, kentleşme ve sanayi hakkındaki fikirlerini içermektedir. Yazarın Yazma Amacı: Kızıltan, beş yıl yürüttüğü Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden çıkar gruplarının oyunlarıyla haksız bir şekilde ayrılmak zorunda bırakıldıktan sonra, kente hizmet edememenin verdiği bir boşluk hissetmiştir. Bir gazeteci dostunun "Bunca yıllık bilgi birikimini ve deneyimlerini gömecek misin?" uyarısı üzerine, kente hizmet etmenin illa bir koltukta oturarak olmayacağını idrak etmiş ve yazılarını kaleme almaya başlamıştır. Yazarın temel amacı; sahip olduğu bilgi birikimini ve deneyimlerini topluma aktarmak, yol göstermek, öneriler sunmak ve en önemlisi insanlara "ilham vermek"tir. Yazarın Verdiği Mesajlar ve Hedef Kitlesi: Yazar, yazılarını ağırlıklı olarak gençlere, Mersin halkına ve siyasetçilere/topluma yönelik kaleme almış ve şu mesajları vermiştir: Gençlere: Yazarın her fırsatta seslendiği en önemli kesim gençlerdir. Onlara günlük dedikodulardan uzak durup bilimle uğraşmalarını öğütler. Gençlerden kadın-erkek ayrımını kafalarından silmelerini, siyasetin ve siyasetçinin esiri olmadan özgür iradeleriyle karar vermelerini ve hassas değerlerini hiç kimseye kullandırmamalarını ister. Atatürk'ün Cumhuriyeti gençlere emanet ettiğini hatırlatarak; aklını kullanan, fikri, irfanı ve vicdanı hür bireyler olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve ileriye taşıma mesajını verir. Mersin Halkına : "Mersin'in sahibi biziz" diyerek, kente yapılacak her türlü haksızlığa ve rant hesaplarına karşı halkın kentine sahip çıkmasını ve tek yumruk olmasını ister. Kentin tarım alanlarının, tarihi yapılarının ve doğasının betonlaşmaya kurban edilmemesini; kentin ortak akılla ve bütüncül bir planlamayla kalkındırılıp hak ettiği yere taşınması gerektiğini vurgular. Siyasetçilere ve Topluma (Genel Mesajlar): Türkiye'nin kendi içindeki siyasi sürtüşmelerden, inatlaşmadan ve halkı ayrıştırmaktan vazgeçmesi gerektiğini belirtir. Din ticareti yaparak toplumu sömüren cemaat ve tarikatlara karşı uyanık olunması, aklın ve bilimin rehber edinilmesi konusunda uyarılarda bulunur. Ekonomide rant hırsından ve kısa vadeli sıcak para politikalarından vazgeçilip üretim, tarım ve sanayiye odaklanılması; siyasette ve devlette "inovasyon" (yenilikçilik) ile zihniyet değişimine gidilmesi gerektiğini savunur. Ayrıca devlet yönetiminde ahbap-çavuş ilişkilerinin bitirilerek liyakatin (hak edenin göreve gelmesinin) tesis edilmesi ve kişisel çıkarların değil, ülke çıkarlarının öncelenmesi mesajını verir. İlham Almak ve Yol Göstericilik: Yazar, haksız bir şekilde görevinden ayrılmak zorunda bırakıldaktan sonra kente ve ülkesine hizmet etmenin farklı yollarını aramış, yazılarını kaleme alırken en büyük amacını insanlara "ilham vermek" olarak belirlemiştir. Kitap, okuyuculara hem bireysel hem de toplumsal konularda yol gösterici öneriler sunmaktadır. Çok Yönlü ve Zengin İçerik: Kitap sadece dar bir çerçeveye odaklanmamakta; ekonomiden siyasete, kentsel planlamadan küresel olaylara, kadın haklarından eğitime ve sanata kadar çok geniş bir yelpazede yazılar içermektedir. Bilgiyi ve tecrübeyi paylaşmayı temel alan bu eser sayesinde okuyucu, çok boyutlu bir düşünce evrenine adım atar. Çağdaş ve Demokratik Bir Toplum Vizyonu: Yazar, aldığı modern eğitim ve evrensel kültür sayesinde dünyayı Mersin merkezli ama oldukça evrensel bir bakış açısıyla yorumlamaktadır. Kitap, okuyucuya milli duygular üzerine temellenmiş, çağdaş, demokratik ve üretken bir toplumun kodlarını sunmaktadır. Çağdaş ve Demokratik Bir Toplum Vizyonu: Yazar, aldığı modern eğitim ve evrensel kültür sayesinde dünyayı Mersin merkezli ama oldukça evrensel bir bakış açısıyla yorumlamaktadır. Kitap, okuyucuya milli duygular üzerine temellenmiş, çağdaş, demokratik ve üretken bir toplumun kodlarını sunmaktadır. Sorgulamaya ve Akılcı Düşünmeye Teşvik: Önceki konuşmalarımızda da değindiğimiz gibi kitap, özellikle gençlere ve topluma dogmatik düşüncelerden uzak durmayı, siyasetçilerin esiri olmamayı ve din gibi hassas değerlerin istismar edilmesine karşı uyanık olmayı öğütler. Okuyucuyu sürekli olarak aklını kullanmaya, olayları mantık çerçevesinde değerlendirmeye ve ülkenin gidişatını sorgulamaya davet eder. Mersin ve Bölge Ekonomisi İçin Stratejik Fikirler: Kenti bir bütün olarak kalkındırma sevdasıyla kaleme alınan kitap, Mersin'in ve "Büyük Çukurova Ekonomi Havzası"nın potansiyelini anlamak isteyenler için önemli bir kaynaktır. Lojistik, tarım, sanayi ve kentsel dönüşüm alanlarındaki vizyoner projeleri bizzat işin mutfağında bulunmuş bir sanayicinin ve sivil toplum liderinin gözünden okuma fırsatı verir. Sonuç olarak bu eser , bilgiyi paylaşmayı değerli bulan, aklı ve bilimi rehber edinen, kentine ve ülkesine karşılıksız bir sevgiyle bağlı olan vizyoner bir aydının fikir dünyasına ortak olmak isteyen herkes tarafından okunmalıdır.

  • İletişim | Ayhan Kızıltan

    İletişim ve Görüşleriniz Ad Soyad E-posta* Mesaj Konusu* Genel iletişim Site hakkında görüş Yazılar hakkında yorum İş birliği talebi Teknik bildirim Diğer Web sitemi daha önce ziyaret ettiniz mi? Evet Hayır, ilk kez ziyaret ediyorum Yazılarımı okudunuz mu? Evet Kısmen Henüz değil Mesajınız* Gönder

Hepsini Görüntüle
bottom of page