Arama Sonuçları
Search this site
Boş arama ile 171 sonuç bulundu
- MERSİN NEDEN OLMASI GEREKEN YERDE DEĞİL?
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 29 Temmuz 2024 Uğrola Mersin, uğrola Türkiye… Mersin’de özellikle 1990’lı yıllardan bu yana hep bir hayıflanma var… Nedir bu hayıflanma? MERSİN OLMASI GEREKEN YERDE DEĞİL! Değilse neden? Kimler getirecek Mersin’i gelmesi gereken yere? Hükümet mi? Belediye mi? Siyasetçilerimiz mi? Odalar ve Meslek Örgütleri mi? Sivil Toplum Kuruluşları mı? İşinsanları mı? Mersin’de yaşayanlar mı? Kimler? Tabii ki yukarıda saydıklarımın tamamı önce Mersin diyerek el ele verip getirmeliydi Mersin’i olması gereken yere… Bu konu derinlemesine irdelenmeli; ben de bu yazımda geçmişten bugüne gördüklerimi, yaşadıklarımı harmanlayarak irdeleyeceğim bu konuyu. SİYASETÇİLER… İsim vermeden irdeleyeceğim; halen hayatta olan geçmiş dönem Mersin Siyasetçileri ve şimdiki dönem Mersin Siyasetçileri şöyle arkalarına bakıp düşünsünler yaptıkları hizmetleri… Siyasetçiler hiçbir şey yapmadı demek haksızlık olur; aksine çok ciddi işler yapan siyasetçilerimiz ve yerel yöneticilerimiz var… Mersin Limanı (1954-1962), Mersin Tahıl Silosu (1954-1962), Ataş Petrol Rafinerisi (1968-1972), AKGÜBRE Akdeniz Gübre Fabrikası (1968-1972), SEKA Taşucu Kağıt Fabrikası (1975-1984), Mersin Serbest Bölgesi (1985-1987). Bu tesisler o dönemlerin ileri görüşlü Siyasetçileri ve Yerel Yöneticileri ile Mersinlilerin ortak çalışmaları sonucunda planlanıp gerçekleştirilen yatırımlardır. Mersin’in gelişimine ivme kazandırıp özel teşebbüsü harekete geçiren ve Mersin’i bugünlere taşıyan en önemli yatırımlardır. 1950 – 1960 – 1970 – 1980 Yıllarının Mersin’in kalkınma yılları olduğu ve yatırımların o yılların olanaklarına göre çok kısa sürelerde tamamlandığını görüyoruz. Bu yatırımlar, özellikle Mersin Serbest Bölgesi yatırımı Mersin’e diğer illerimizden göçlerin başlamasına neden olup Mersin’in nüfusunun hızla artmasını sağlamıştır. ÖZEL TEŞEBBÜS… 1960’lı yılların sonlarında Türkiye İş Bankasının önemli sanayi yatırımları yapılmaya başladı Mersin’de: Mersinli bazı özel sektör girişimcilerinin öncülüğünde ilk olarak ACS Anadolu Cam Fabrikası (1969), ardından Soda Sanayi Mersin Fabrikası (1969), Kromsan Krom Bileşikleri Fabrikası (1982) kuruldu. Bu yatırımların yer seçimlerinde başat kriter Mersin Limanı oldu. Bu dev yatırımlar Mersin’in ekonomik gelişimine büyük katkı sağladığı gibi kağıt üzerinde Mersin’in çok gelişmiş bir kent olduğu izlenimi oluşturdu hükümetlerde. Gerçekten o dönemde Türkiye’nin, özellikle hinterlandımızdaki illerin çok önünde sanayileşmiş ve gelişmiş bir görünüm vermekteydi Mersin. Nitekim bugünkü Mersin Ana Konteyner Limanın Adana’ya kaydırılmasına benzer bir olay oldu, ama o zaman bunun pek farkına varmadı Mersin. Araştırmalarıma göre; İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1968-1972) üzerine yapılan çalışmalar sonucu mevcut demir-çelik fabrikalarının zamanla iç talebi karşılayamacağı ve bu yüzden ithalatın artacağı sonucuna varılmış. Bu nedenle yeni bir demir-çelik fabrikasının kurulması için 1968’den itibaren çalışmalara başlanmış. Aşağıdaki bilgiler dergipark.org.tr web sitesinden alıntıdır: “Üçüncü demir-çelik fabrikasının tesis edilme kararının verilmesi sonrası fabrikanın proje hizmetlerine danışmanlık yapacak olan John Miles Partners Ltd. Şirketi, fabrikanın kurulacağı yeri belirlemek için çalışmalarını on iki bölge üzerinde yoğunlaştırdı. Araştırmaların başlangıcında öncelikle Sivas-Divriği bölgesi incelendi. Ancak hem ekonomik açıdan hem de inşa çalışmaları için uygun bulunmadı. Yapılan çalışmalar sonucu fabrikanın kurulacağı yer için en uygun bölgelerin; Samsun, Mersin ve İskenderun olduğu belirlendi. Bu yerlerden Samsun ve Mersin’de önemli sanayi tesisleri bulunmaktaydı. İskenderun ise önemli yerli hammaddelere, demir cevherine, kömüre ve belli başlı tüketim merkezlerine uzaktı. İkliminin sıcak olması nedeniyle ağır sanayi tesisi için uygun değildi. Kıyı derinliği 8,5 m olup, 30.000 tondan büyük gemilerin yanaşabileceği derin bir limanı yoktu. (Barutçugil, 1978: 65, 66) Tüm bu olumsuz etkenlere karşın İskenderun gerek coğrafi yapısı gerekse hinterlandı bakımından önemli bir konuma sahipti. Nur dağları ile Akdeniz kıyısı arasında yer almakta ve Belen geçidi ile iç bölgelere bağlanmaktaydı. (Atalay, Mortan, 2003: 359) Tarihi geçmişi itibariyle işlek bir limana sahipti. XVII. yüzyılda Avrupa ile Asya arasındaki ticari faaliyetlerin yoğun yaşandığı yerleşim yerlerinden biriydi. Sanayi bakımından da uzun bir geçmişe sahipti. Burada İngiliz Levant Company tarafından 1825’te acenta ve fabrika kurulmuştu. (Kara, 2005: 173, 177) İskenderun 1913’te İstanbul-Bağdat demiryolu hattına bağlandı. (Beşirli, 2004: 228) Böylece iç kesimlerle irtibat kolaylığı sağlandı. Diğer taraftan Fransızlar tarafından 1927’de inşa edilen 1972’de ise rıhtım, mekanik ve elektrikli teçhizat ile donatılmış bir limana sahipti. (Koday, 1998: 218) İskenderun aynı zamanda bölgesel kalkınma ve istihdama oldukça uygun bir yerde bulunmaktaydı. Tüm bu nedenlerden dolayı demir-çelik fabrikasının İskenderun’da kurulmasına karar verildi.” Nasıl bir çalışma yapılmış İSDEMİR için okudunuz. Konteyner Limanı için Mersin için de böyle bir çalışma var; ama Adana için böyle bir çalışma var mı bilemiyorum. Belki o zaman farkına varılsaydı Demir-Çelik Fabrikası yatırımı Mersin’e gelebilirdi; ama dediğim gibi Mersin kağıt üzerinde çok gelişmiş bir kent olarak görünüyordu… MERSİNLİ KÜÇÜK AMA BÜYÜK SANAYİCİLER… Mersin’de 1950 – 1960 – 1970 – 1980’li yıllardaki dev sanayi tesislerinin kurulmasına paralel olarak küçük sanayiciler de özellikle 1940’lı yıllardan başlayarak önemli yatırımlar yapmaya başladılar… Mersinli Mustafa Şaman çelik döküm tesisi kurmuştu… Yine Mersinli Refik Kızıltan tarımı kalkındıracak iki önemli üretim yapmaya başladı: 1940’lı yılların başında Harman Makineleri ve Türkiye’de ilk kez Su Pompalarını Mersin’de üretmeye başladı. Özellikle sulama alanında kullanılmaya başlayan yerli malı su pompaları Mersin ve Ülke tarımının gelişimine müthiş bir ivme sağladı… Burada şunu da yazmadan geçemeyeceğim: Teknik Öğretmen olan Refik Kızıltan’a su pompaları üretim fikrini veren ve teşvik eden efsane Mersin Valisi Tevfik Sırrı Gür’dür. Bu olay yerel yöneticilerinin kentlerin gelişiminde ne denli önemli olduğu ortaya koyuyor. Öncü sanayiciler Mustafa Şaman ve Refik Kızıltan ile Vali Tevfik Sırrı Gür’e Allah’tan rahmet dilerim. BU İKİ ÖNCÜ SANAYİCİNİN BU KENTTE ANITLARI DİKİLSE YERİDİR! Bu iki öncü sanayici kurdukları tesislerde Mersin ve Türkiye’ye mühendislik, dökümcülük, torna tesviyecilik, kaynakçılık, elektrikçilik, makine montajı, sondajcılık, boru hatları ve tesisatçılık gibi konularda sanayi sektörünün gereksinim duyacağı yüzlerce insan yetiştirdiler. 1950 – 1960 – 1970 – 1980’li yıllardaki dev sanayi tesislerinin Mersin’de kurulması kararlarında bu öncü küçük sanayicilerin yetiştirdiği kalifiye insan kaynağı da önemli bir unsur olmuştur. 1972 yılında Mersin’in ilk Sanayi Sitesi Kurulup Mersin’deki sanayi kesiminde yetişen birçok girişimci bu sanayi sitesinde birçok sektörde işyerleri açıp çalışmaya başlamıştır. 1970’li yıllarda Tarsus’ta Tekstil ve İplik fabrikaları, Sunta fabrikası, İzocam fabrikası kuruldu… Özellikle 1990’lı yılların başlarında İş Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları kurulmaya başlamış, Odalar ve Meslek Örgütleri ile koordineli ve etkili çalışmalar yapıp Organize Sanayi Bölgeleri kurulmuştur. Bu arada tabii ki gelişen Mersin ve Hinterlandının artan gereksinimleri için bazı yatırımlar planlandı; doğru ve gerekli yatırımlardı bunlar: Başlıcaları Mersin Ana Konteyner Limanı, Çukurova Bölgesel Havalimanı, Çeşmeli-Taşucu Otoyolu, Mersin-Adana-Hızlı Tren Hattı, Nükleer Santral… Ama ne yazık ki bu yatırımlar 1950 – 1960 – 1970 – 1980’li yıllardaki yatırımlar gibi hızlı yapılmıyordu, bazıları sürüncemede bırakılıyordu. NEDEN? Mersin’in yerlileri ve Mersin dışından göçle gelenler kaynaşıp bir Mersinlilik bilinci oluşturulamadı… İki kesim arasında hep bir çekişme; dışardan gelenler hep bir yerleri, bir şeyleri ele geçirme çabasına girdiler… Yerli Mersinliler ise hep koruma çabası içerisine girdi… Bu çekişme uzun bir süre devam etti ve yeni yeni uyanıp Mersinlilik bilinci gelişmeye başladı bugünlerde. Neden? Çünkü bu çekişmenin Mersin’e bir yararı olmadığını ve gelişmesini engellediğini anlayabildik. Artık herkes Mersinli! Bunun farkına vardıysak ne mutlu! Bugüne kadar olan süreçte Mersin’den çok güçlü bakanlar çıktı, hükümetlerde çok güçlüydü bu bakanlarımız, ama Mersin adına bu güçlerini pek kullanamadılar; bazılarını tenzih ederim. Kullansalardı sürüncemede kalan ve başlanmayan yatırımların hepsi şimdiye kadar çoktan yapılmış olurdu. Birçok milletvekilimiz oldu, belediye başkanlarımız, valilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, odalarımız… Mersin’i anlayamadık hiç birimiz! Uzunca bir süredir Mersin’i betonlaştırmakla meşguldük, tarım arazilerimizi yalnızca betona dönüştürme rantının zevkini almıştık bir kere… Mersin’i TOPYEKÜN PLANLAMAYI GÖZARDI ETTİK HEP; planlamayı yalnızca yüksek ve gösterişli konutlar yapmayı sağlayacak imar planları sandık. Mersin’e odaklanamadık! Ama etrafımızdaki kentlerin gözü hep Mersin’in üzerindeydi. Biz birbirimizle didişirken onlar planlarını yürüttüler… Vakit geç değil; MERSİNLİ GÖBEĞİNİ KENDİSİ KESECEK! Hep birlikte Mersin’i daha da kıskanılacak kalkınma seviyesine getirebiliriz. İNANALIM! Hoşça kalın, haftaya yine buradayız…
- TARİKATLAR EN EN KAZANÇLI SEKTÖR...
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 25 Temmuz 2024 Diyanet İşleri eski başkanlarından Prof. Dr. Ali Bardakoğlu 2016 yılında katıldığı Genç Sanayici, İşadamları ve Yöneticileri Derneği (GESİAD) Bursa Şubesi'nin Haziran Ayı Sinerji toplantısı kapsamında düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada "günümüzde tarikatların sektör haline geldiğini, din ticareti yapan, din üzerinden kazanan ve dünyaya yatıran oluşumlara dönüştüğünü" söylemişti. "HALBUKİ ÖTEKİ DÜNYAYA YATIRIM YAPMALILAR" DEMEK İSTEMİŞ SAYIN BARDAKOĞLU KANIMCA... TARİKATLAR TOPLUM İÇİN SORUN TEŞKİL EDEN ÖRGÜT HALİNE GELMİŞTİR Tarikatların günümüzde sektör haline geldiğini ifade eden Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, "Din üzerinden din ticareti yapan, din üzerinden kazanan ve dünyaya yatıran bir ekonomik geliri, siyasi manevraları önemseyen, dünyevileşmenin tam göbeğinde bir oluşuma dönüşmüştür" diye sürdürmüş konuşmasını. Cemaatlerde, tarikatlarda kayıt dışı dönen paraları ve bu paralarla elde edilen gayrimenkul servetini tahmin edebilecek kimse var mı? Hesaplanabilir mi bu kayıt dışı para ve varlık? Şahsen benim hayal gücüm yetmiyor! Fetö dünyasının serveti ne kadardı? Bu servetin ne kadarına el kondu? Ne kadarı kaçtı/kaçırıldı? Ne kadarı kimlerde kaldı? Kalan para ve serveti kimler kullanarak ticaret yapıyor? Bu Fetö Dünyasının bir bilançosu çıkartıldı mı? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek cemaatleri incelerse belki de emeklileri kurtaracak büyük bir kaynak elde edebilir; kim bilir? Cemaat ve tarikatlar mercek altına alınmalı mı? 29 Temmuz 2016 tarihinde Facebook'ta aşağıdaki paylaşımı yapmışım: https://www.facebook.com/share/p/gFFuj6QhQSioi2Zr/ Gelin şu işi çözelim! Bir sürü cemaat, tarikat var Türkiye'de. Sesi ve nefesi kuvvetli birileri çıkıp insanları maneviyatla avlıyor. Hiçbirinin kaydı kuydu yok, çok insan var buralarda, maneviyatın yanı sıra çok ta maddiyat dönüyor buralarda. Bugünden tezi yok bunların tamamı dağıtılmalı ya da dernekleşmeleri sağlanmalı. Demokratik ülkelerde bu işin raconu dernekleşmedir, her şey kayıt altında olur ve izlenmesi de sağlanır. Şu anda bunlar gizli örgüt niteliğindedir. Madem Türkiye Demokratik bir Hukuk Devletidir, ülkeyi bunlardan kurtaralım. Aksi takdirde bu cemaat gider başka cemaat iner sahaya.
- MERSİN ANA KONTEYNER LİMANI…
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 22 Temmuz 2024 Uğrola Mersin, uğrola Türkiye… Adana Konteyner Limanı nasıl gündeme geldi, nasıl bugünkü duruma gelip Mersin’i karıştırdı. Dün bir araştırma yaptım ve bulduğum bilgiyi yazımın son paragrafında kaleme aldım. 2019 Yılının Temmuz ayıydı; yanlış anımsamıyorsam 12 Temmuz 2023 tarihi. 2014-2018 Dönemini kapsayan Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma Bakanlığınca hazırlanmış olan Onuncu Kalkınma Planı süresini tamamlayıp yerine 2019-2023 yıllarını kapsayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin “İLK KALKINMA PLANI” olan On Birinci Kalkınma Planının TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesine kısa bir süre kalmışken Mersin’e bir haber düştü… Henüz Mersin’de bir iki kişinin bildiği bu haber birkaç gün içinde Mersin’de kıyamet koparacaktı… Mersin ile ilgili konuları önceden haber alıp yakından izleyen Araştırmacı Gazeteci Sayın Abdullah Ayan’dan da doğruluk teyidini aldım bu arada haberin. O zaman Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanıydım. Hemen TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı olan Devlet Planlama Teşkilatı kökenli Mersin Milletvekili Sayın Lütfi Elvan’ı aradım ve sabah Ankara’ya gelip kendisiyle çok önemli bir konuyu görüşmek istediğimi belirtip randevu istedim. Kendisi sabah bir dizi program için Karaman’da olacağını ve Karaman’a gelebilirseniz elbette görüşebileceğimizi belirtti sağ olsun. Bu arada hakkını vereyim son derece nezaketli ve çalışkan bir insandı… Onuncu Kalkınma Planını da kendisi hazırlamıştı Kalkınma Bakanıyken. Hemen Karaman Ticaret ve Sanayi Odasının YK Başkanı Mustafa Gökhan Alkan’ı arayıp sabah Karaman’a geleceğimi ve bana yardımcı olmasını rica ettim. O zaman MTSO Başkan Danışmanlığını yapan Cenk Cenkcimenoğlu’nu yanıma alıp Karaman’a gittim. Sayın Lütfi Elvan’ın Karaman programı çok yoğun olduğundan program sona erince Mersin’e dönüş yolunda Sertavul’da buluştuk kendileriyle. Orada durumu anlattım “Sayın Bakanım Onuncu Kalkınma Planında belirtilen Mersin Konteyner Limanı ibaresi, On Birinci Kalkınma Planında, Doğu Akdeniz bölgesinde bir ana konteyner limanı inşa edilecektir şeklinde değiştirilmiş; bu haber doğruysa yarın Mersin’de kıyamet kopar” dedim. “Nasıl olur, emin misin?” diye sordu, “Onuncu Kalkınma Planına Mersin Konteyner Limanı ibaresin bizzat ben koydum, planı böyle yapmıştık” dedi. Derhal telefonuna sarıldı ve sert bir şekilde sordu konuyu karşısındakine; aldığı yanıta çok sinirlendi ve bana dönüp “Olmaz Ayhan Bey böyle bir şey, ben bu işin üzerine gideceğim, müsterih olun” dedi… Teşekkür edip ayrıldım ve ertesi gün Mersin’de kıyamet koptu… ON BİRİNCİ KALKINMA PLANI TBMM PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA GÖRÜŞÜLÜYOR… Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay planı Hükümet adına sunuyor… 11. Kalkınma Planı Madde 336.2. şöyle: “Doğu Akdeniz bölgesinde, Ortadoğu ve Orta Asya coğrafyasına çıkış kapısı olacak transit yük odaklı bir ana konteyner limanı inşa edilecektir”. 10. Kalkınma Planının 849. Maddesi ise şöyleydi: “Türkiye’nin ihracat hedefine ulaşabilmesini teminen, yapılan planlamalar doğrultusunda doğru yer, zaman ve ölçekte liman kapasiteleri hayata geçirilecek, limanların demiryolu ve karayolu bağlantıları tamamlanacaktır. Çandarlı Konteyner Limanı tamamlanacak, Mersin Konteyner Limanı ve Filyos Limanının yapımına başlanacaktır.” İlgili madde sunulurken Sayın Lütfi Elvan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay’a “Doğu Akdeniz'de yapılacak bir liman ifadeniz var, buradaki kastınız nedir” diye soruyor. Sayın Oktay bu soruya “Mersin’de yapılacak limanı kastediyoruz” oluyor. Bu söz Mersinlileri biraz yatıştırıyor ama inandırmaya da pek yetmiyor… Burada şunu söyleyeyim; Gaziantep ve Adana Siyasetçilerinin Odaları ve Borsaları ile siyaset gözetmeksizin birlikte çok sessiz ve derinden yürüttükleri bu ince plan bugünkü duruma getirdi işi. Her zaman söylediğim gibi Türkiye’de planlı ve gerçeklere uygun yatırım kararları alınmıyor. Tepeye kimler etkili ulaşabiliyorsa onların kafasındaki işler için karar veriliyor… MTSO OLARAK BİZ NE YAPTIK? O günden sonra hiç boş durmadık… MTSO Başkanlığımdan sonra da boş durmuyorum tabii ki… · Her ortamda, her platformda Mersin Ana Konteyner Limanını gündeme getirdik, getiriyoruz. · Ulusal ve Yerel Basında konuyla ilgili sayısız demeç ve söyleşilerimiz yayınlandı ve Ulusal ve Yerel TV kuruluşlarında bir çok programda konuyu gündeme getirip kamuoyunu dinamik tutmaya çalıştık. Neler yaptık? · İlk olarak Mersin Ticaret ve Sanayi Oda’mızın 2021 yılı Ekim ayı Meclis Toplantısı’nda kentin tüm sektörlerini temsil eden Meclis Üyelerimiz bu konuda rahatsızlıklarını yüksek sesle dile getirdiler ve oy birliği ile alınan bir kararla bu yatırımın tekrar yatırım programına alınmasını, daha net bir ifade ile yapım yerinin Mersin olarak yazılmasını isteyip Meclis Kararı aldık. · Konuyu sürekli gündeme getiriyor olmamız birçok Bakan’ın Mersin Ana Konteyner Limanının Mersin’de yapılacağı konusunda söz vermelerini sağladı. · Ayrıca birçok kurum bu limanın Mersin’de yapılmasının gerekliliği ve desteklenmesi konusunda görüş açıkladı. Kimler derseniz? · Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay · CHP Geçmiş Dönem Genel Başkanı Kılıçdaroğlu · Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, · Ticaret Bakanı Muş · Birçok Mersin Milletvekili · Mersin Oda ve Borsaları · OSBÜK Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu YK Başkanı Kütükçü · UND Yönetim Kurulu Başkanı Nuhoğlu · UTİKAD Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği · Mersin Sivil Toplum Kuruluşları · Mersin Basın ve Medya Kuruluşları DEVLETİMİZİN SÖZÜ ESASTIR, YERİNE GETİRİLMELİDİR… Biz neler demişiz? · MERSİN Ticaret ve Sanayi Odası - 03.11.2021 Mersin, Doğu Akdeniz Havzası’nın ana liman bölgesidir Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, MTSO Meclisi’nin Ana Konteyner Limanı’nın tekrar yatırım programına alınması ve yapım yeri olarak da daha önce resmi olarak belirtilen Mersin yazılması konusunu oybirliği ile kabul ettiğini bildirdi. Ana Konteyner Limanı’nın Mersin’de yapılması gerekliliğini nedenleriyle açıklayan Kızıltan, “Mersin Ana Konteyner Limanı yatırımının geciktirilmesi ülkenin zenginliğinin ötelenmesidir” dedi. · MERSİN Ticaret ve Sanayi Odası - 24.10.2022 Çavuşoğlu “Ana Konteyner Limanı Mersin’e yapılacak” 2023’e Doğru Şehir Buluşmaları Mersin Programı kapsamında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu katılımıyla düzenlenen ‘İş Dünyası ve Sivil Toplum Kuruluşlarıyla Buluşma Toplantısı’nda Çavuşoğlu “Ana Konteyner Limanı Mersin’e yapılacak” dedi. · Ulusal gazetelerimizden Dünya Gazetesi 01.05.2023 tarihli sayısında: MTSO başkanı Kızıltan: Beklentimiz gerçekçi ekonomi politikalarının uygulamaya konulması Mersin Ana Konteyner Limanı Projesi acilen yapılmalı! Ayhan Kızıltan, Akdeniz’deki en büyük liman olan Mersin Limanı dahil Taşucu ve serbest bölge limanlarına da sahip olan Mersin’in, Türkiye’nin en büyük kara lojistik filosuyla lojistik ve dış ticaret kenti olduğunu söyledi. Yapımı devam eden Çukurova Bölgesel Havalimanı’nın da kullanıma girince deniz, kara, hava, demiryolu olmak üzere tüm taşıma modlarına sahip ender kentlerden biri olacağını belirten Ayhan Kızıltan, lojistik güç sayesinde Mersin’e ciddi bir maliyet avantajı ve rekabet gücü sağlayacağını aktardı. Kızıltan, “Deprem sürecinde de gördük ki, İskenderun Limanı’nın devreden çıkmasıyla bölgede Mersin Limanı tüm yükleri sırtlamakta zorlandı. Gemiler sırada bekliyor. Mersin Ana Konteyner Limanı Projesi, şu anki limanın 4 katı büyüklüğünde bir projedir ve acilen yapılması gerekiyor” diye konuştu. · Ulusal gazetelerimizden Ekonomim Gazetesi 12.01.2021 tarihli sayısında: Mersin, “Ana Konteyner Limanı” sözü tutulsun istiyor Mersin’in liman işletmeciliği alanında sahip olduğu altyapı, bilgi birikimi, deneyim, insan gücü ve kıyı özellikleri nedeniyle konteyner limanı yatırımı için bölgedeki en uygun kent olduğunu vurgulayan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ayhan Kızıltan, yeni konteyner limanı ile ilgili gerekli tüm kriterlerin Mersin’i işaret ettiğine dikkat çekti. Önceki dönemlerde hazırlanan fizibilite raporları doğrultusunda konteyner limanı için Mersin’de yer seçiminin yapıldığını ve ön projesinin de hazırlandığını hatırlatan Ayhan Kızıltan, “Mersin, kıyı özelliklerinin dışında lojistikte bir dünya markasıdır. Mersin ayrıca İstanbul’dan sonra Türkiye’nin en çok araç filosuna sahip, uzman ve deneyimli lojistik firmaları ile gümrükleme firmalarının konuşlandığı bir şehirdir. Konteyner Limanı yatırımında Mersin’e alternatif aramanın bir anlamı yoktur” diye konuştu. · Ulusal gazetelerimizden Sözcü Gazetesi 20.09.2022 sayısında: KENT LOBİLERİYLE BOŞA DÜŞÜRÜLMEYE ÇALIŞILIYOR Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Mersin Ana Konteyner Limanı’nın 10’uncu Kalkınma Planında yatırım yeri olarak Mersin ismi zikredilerek kayda geçtiğini ve devletin en üst perdesinden pek çok kez ilan edildiğini anımsattı. Ana Konteyner Limanı’nın Mersin’in dışında bir yere yapılmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Ayhan Kızıltan şöyle dedi: "Geçmiş dönemlerde bazı spekülatif açıklamalardan ve yatırım yerinin başka bölgelere kaydırılabileceği haberlerine yönelik olarak hem dönemin Maliye Bakanı Lütfi Elvan, hem de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay tarafından yatırım yerinin Mersin olacağı söylenmiş ve bizler de bunu devletimizin bir sözü olarak kabul ettik. Aksini Mersin kamuoyu olarak düşünmüyoruz bile. Seneler süren bilimsel çalışmaların, verimlilik ve uygunluk analizlerinin sonunda ortaya çıkan bu önemli yatırımın birkaç holdingin kulis çalışmalarıyla, bazı basit lobi faaliyetleri ile Mersin dışında başka bir bölgeye kaydırılması bu önemli projenin boşa çıkmasıdır, işe yaramaz hale gelmesidir." · Mersin Ticaret ve Sanayi Odası - 21.06.2023 OSBÜK Yönetiminden Ana Konteyner Limanı’na destek geldi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Yönetim Kurulu Başkanı Memiş Kütükcü, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bekir Sütcü Yönetim Kurulu Üyeleri Erdim Noyan ve Cem Hısımcıl, Denetim Kurulu Üyesi Sabri Tekli, Genel Sekreteri O. Fatih Soysal ile birlikte Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’na (MTSO) nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarette bölge için önem taşıyan Mersin Ana Konteyner Limanı’nın hayata geçirilmesi için birlikte hareket edilmesinin önemi vurgulandı. · Mersin Ticaret ve Sanayi Odası – 16.03.2023 Deprem güvenli ekonomi bölgeleri şart Ülkelerin ekonomilerini deprem güvenli bölgelerde kurgulamasının ulusal bir güvenlik konusu olduğunu dile getiren MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, “Bu nedenle deprem güvenli ekonomi bölgeleri şarttır” dedi. · Hürriyet Deniz Taşımacılığı Zirvesi, Mersin - 27.05.2022 Mersin’deki zirvede “Deniz Taşımacılığı” masaya yatırıldı. ‘TÜM MERSİN BU LİMANI BEKLİYOR’ Mersin’in deniz ticaretinde büyük bir üstünlüğe sahip olduğunu dile getiren Ayhan Kızıltan, "Bu üstünlüğün artarak devam etmesi için yapılması gereken yatırımlar var" diye konuştu. Mersin Ana Konteyner Limanı ile ilgili de değerlendirmeler yapan Kızıltan, şunları söyledi: "Ticaret Bakanlığı’nın yaptığı araştırma tarafımıza ulaştı ve buna göre projenin onaylanmadığı, yeniden canlandırılması için 2011 yılında olumsuz görüş beyan eden gruplarla yeniden görüşülmesi, 2017’de yapılıp süresi biten ÇED raporunun ise yenilenmesi gerektiği söyleniyor. Tüm Mersin kamuoyunun bu limanı istediğini bir kez daha belirtmek istiyorum." Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliğinin (MIP) Mersin’in yüzakı olduğuna dikkat çeken Kızıltan, "Ancak bölgedeki yük trafiğini tek başına karşılaması mümkün değil. Yeni bir ana konteyner limanına ihtiyaç duyuluyor. Güçlü gümrük müşavirliği altyapımız, geniş araç filomuz, lojistik sektörüne yönelik liselerimiz, yüksekokul ve fakültelerimizle eğitimli iş gücümüz, coğrafi avantajlarımız, hizmet verdiğimiz geniş hinterlandımız, ekonomi odaklarına yakınlığımız, Mersin’in lojistik imkanlarını siyasetle lobi ile bertaraf edilemez bir konuma getirmektedir. Unutulmamalı ki dünya yük trafiğinin yüzde 60’ı Doğu Akdeniz’den geçiyor ve MIP ne kadar yatırım yapsa da bu yükün tamamına yanıt veremez. Böylesi bir yatırım MIP’ye de yarar sağlayacaktır." · Mersin Ticaret ve Sanayi Odası - 21.04.2022 Nuhoğlu, ana konteyner limanı için Mersin’i adres gösterdi Mersin’in lojistik bir üs olduğunu dile getiren UND Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, uzun süre önce planlanan ana konteyner liman yatırımı için Mersin’den daha uygun bir yer olamayacağını belirtip, hinterlantta yer alan tüm illerdeki sektör temsilcilerinin de aynı fikri paylaştığını söyledi. RANTA DOYMAYANLAR MERSİN’İNİN ÖNÜNÜ KESİYOR… Biz bu işlerle uğraşırken bu RANTA DOYMAYANLAR ne yapıyorlardı? Ayhan Kızıltan’ı indirip MTSO’yu ele geçirelim çabasındaydılar… MTSO’DA KAOS YARATTILAR! Şimdi bir ricam olacak Mersinli siyasetçilerden; Sizler siyasi parti gözetmeksizin bu kentin çıkarları için bir araya gelin. BIRAKIN BİRBİRİNİZLE KAVGA ETMEYİN; BİR ARAYA GELİN, BU KENTİN YATIRIMLARI İÇİN NEREYLE KAVGA EDİLMESİ GEREKİYORSA ORALARLA KAVGA EDİN BİRLİKTE! İMECE Gazetesinin 23 TEMMUZ 2024 SALI günkü baskısında Mersin Milletvekili MEHMET EMİN EKMEN diğer Mersin Milletvekillerine “MERSİN İÇİN TOPLANALIM” şeklinde çok önemli bir çağrıda bulunuyor. Kutluyorum seni Sayın Ekmen, doğru yoldasın! SON PARAGRAF… Adana’da kimsenin aklında Adana’da bir limanla ilgili bir düşünce olmadığını çok iyi biliyordum; çünkü sürekli diyalog içindeydik. Onlar Kimya Endüstri Bölgesi, Enerji Sektörü Yatırımları, Polipropilen Üretim Tesisi, Organize Sanayi Bölgeleri gibi daha çok sanayi sektörü ile ilgileniyorlardı hep… Hatta Konteyner Limanının da Mersin’de yapılması konusunda mutabıktılar; çünkü Mersin’in limancılık konusundaki birikimini biliyorlardı. O zamanlar pek kimsenin dikkatini çekmeyen bir haber, Adana’nın etkili bir ekonomi gazetesinde Gazeteci Mehmet Uluğtürkan tarafından dile getirilmişti: Adana konteyner limanı hak etmiyor mu? Adana’da bu haber önce yadırgandı sanıyorum ama Mehmet Uluğtürkan çabalayarak inandırdı Adana’yı ve Adana’nın İktidardaki güçlü Milletvekili Ömer Çelik bu işi sahiplenip Cumhurbaşkanına götürdü ve işi orada kotardı. On Birinci Kalkınma Planına Doğu Akdeniz’de bir liman ibaresi kondu. Sessiz ve derinden çalışarak bu ince plan bugünkü duruma geldi. Bir EKONOMİ GAZETESİ VE UYANIK BİR ADANALI GAZETECİNİN HABERİ VE TAKİBİ NE YAPTI? Tabii yazımın ilk bölümünde de yazdığım gibi planlanmadan yürütülüyor her şey Türkiye’de… Tepeye kim etkili kişilerle ulaşabilirse onların fikirleri dikkate alınıyor. Adana’nın deprem bölgesinde olması, deniz derinliğinin sınırlı olması gibi bir çok teknik neden gözardı ediliyor… Bilemiyorum, Cumhurbaşkanlığının bu Adana limanı kararını Adanalılar, Mersin’de 10 Ağustos’ta açılışı yapılacak olan Çukurova Bölgesel Havalimanının bir rövanşı olarak mı görüyor? Eğer Adana’da rövanş olarak görülüyorsa bu rövanşlar sürer gider… ADANA-MERSİN BİRBİRİNİ ENGELLER DİĞER İLLER UÇAR GİDER Hoşça kalın, haftaya yine buradayız…
- TÜRK ORDUSU BARIŞ İÇİN KIBRIS'TA!
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 20 Temmuz 2024 20 Temmuz 1974 Saat 06.00 Anadolu Ajansı 06.10'da dünyaya flaş olarak duyuruyor: "Başbakan açıkladı: Kıbrıs'tayız" Başbakan Bülent Ecevit'in açıklaması: Türk Ordusu Barış için Kıbrıs'ta Türk Ordusu Barış için Kıbrıs'ta. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Yunanistan'ın, Kıbrıs'ın uluslararası antlaşmalarla kurulu ve Türk namusunun teminatı altında bulunan düzenini, 15 Temmuz 1974 günü silahlandırdığı sergerdelerle bozması karşısında bu sabah şafak vakti vecibeleri yerine getirme görevini büyük Türk ordusuna vermiştir. Milletimize, insanlığa ve bütün Kıbrıslılara şeref kazandıracak olan çıkartma harekatı tam bir başarı içerisinde gelişmektedir. Türkler Kıbrıs'a barış için gidiyor. Yalnız Türkler için değil, Rumlar için de barış için. Batı Dünyasının çifte standart uyguladığı bir Kıbrıs Adası var. Türkiye’yi bölmeye çalışıyorsun (bölemeyeceksin), Ukrayna ile Rusya’yı savaştırıyorsun, Suriye’yi bölmeye çalışıyorsun, Kore’yi böldün, Vietnam’ı perişan ettin, Irak’ı böldün, Libya’nın hayatını kaydırdın, Afrika’yı sömüre sömüre bitiremedin, zengin kaynakları olan ama senden olmayan ülkeleri karıştırıp bölüp parçalayıp yönetip kaynaklarını sömürüyorsun, başlarına tek adamlar oturtuyorsun, onları zayıflatıp kargaşa ve içine sokuyorsun. Ama nedense Kıbrıs Ada’sını birleştirmeye çalışıyorsun. Her yeri bölen ve bölmeye çalışan bu güç nedense Kıbrıs’ı birleştirmek için büyük çaba sarf ediyor; iki toplumun birlikte yaşayamacağı biliniyorken birleştirmeye çalışıyor. Tabii birleştirirsen Ada’daki Türk Toplumunu yutup yok edeceksin; amacın bu! Adayı Rumların eline teslim edersen Ada’nın hinterlandındaki geniş bölgeyi her türlü yayılmacı ve sömürücü zihniyetinle ekonomik ve stratejik olarak kullanacaksın. Kabul etmek gerekir ki bu böl-parçala-yönet işinde başarılı oluyorsun. Bütün dünya biliyor bu kirli oyununu ama sana karşı koyamıyor! Türkiye’yi de aynı duruma sokmak için çok çaba harcıyorsun, çook! Ama biliyorsun ki Türkiye diğer zavallı ülkelere benzemiyor… Bu coğrafyada önüne engel koyan bir tek Türkiye var; bu engeli aşmak için yapmadığın kalmıyor. Biliyorsun; Türkiye başını yerden kaldırdı mı; idealist, ilerici ve kararlı yönetimlere kavuşursa ne yapar? AYŞE’Yİ TATİLE ÇIKARIR VE BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİR! Bülent Ecevit gibi önceliği Türkiye Cumhuriyeti ve Halkı olan, “Biz milliyetçiliği sokak duvarlarına değil; Kıbrıs'ın topraklarına, Ege'nin deniz yataklarına yazmışız. Biz milliyetçiliği Batı Anadolu'nun haşhaş tarlasına yazmışız” diyebilen kararlı liderlerle senin böl-parçala-yönet siyasetini bitiririz. Bunu yaptık biliyorsun! Küresel güçlerin yönettiği sen; uluslararası ambargolar, içerimizdeki karanlık işbirlikçilerini kullanarak yarattığın yapay yokluklar, sağcı-solcu kavgaları, devrimci-ülkücü kavgaları, Alevi-Sünni kavgaları, Türk-Kürt kavgaları, cemaatler, tarikatlar, ekonomik krizler gibi türlü oyunlarla bu idealist ve cesur kadroları sildin Türkiye’den. Ama Türkiye'yi Silemedin! Türkiye üzerindeki bu oyununun da sonu geliyor… Bizim halkımız yaşayıp gördükçe anlar; biraz uzun sürebilir anlaması ama… ANLADIMI DA KANMAZ BİR DAHA! Ama bak Türkiye Cumhuriyetini yıkamadın; HERŞEYE KARŞIN AYAKTA DURUYOR TÜRKİYE CUMHURİYETİ. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni dünyadan tecrit edip onları yalnızlığa ittin; ama Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni de silemedin. Bak KKTC de ayakta! Neden? Mustafa Kemal Atatürk çok sağlam temel atmış bu cumhuriyeti kurarken. EN ŞİDDETLİ DEPREMLER BİLE YIKAMIYOR BU ÜLKEYİ! YIPRATIYORSUNUZ AMA YIKAMIYORSUNUZ! Bizim de yanlışımız yok mu? Verilen sahte sözlere, kötü niyetli vaatlere aldanıp hemen karar değiştiriyoruz; Kıbrıs Ada’sı üzerindeki Garantörlük haklarımızı kullanmayıp Rum kesiminin Avrupa Birliğine girmesine seyirci kaldık. Müslüman kardeşlerimiz dediğimiz ülkelere, iki devlet tek millet dediğimiz ülkelere Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıttıramadık, hiçbir çabamız da yok bu yönde. Türkiye Cumhuriyeti'ni ekonomik olarak çökertip tam hakimiyet sağlamaya çalışıyorsun, çok uğraşıyorsun ama bu çabaların da sonuç vermeyecek... Hem Türkiye Cumhuriyeti'nde hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR! Bu ilkeye inanan ve özümsemiş çağdaş bir çoğunluk var her iki ülkede de! 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlu olsun!
- ANA MUHALEFET SEÇENEKLER SUNMALI…
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 17 Temmuz 2024 Üç tane önemli yasa var gündemde. Vergi Yasası, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve kamuoyunda Ötanazi Yasası diye bilinen Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa. Ana Muhalefet ile diğer Muhalefet Partileri ve kamuoyu yoğun bir şekilde eleştiriyor bu yasaları. Eleştirilerinde de sonuna kadar haklılar! Karşı çıkılıyor ancak, bu yasaların karşılığında Ana Muhalefet seçenek yasalar hazırlayıp Meclise ya da kamuoyuna sunmalıydı. Ya da yasaya dahil edilmesi için somut önerilerini deklare etmeliydi diye düşünüyorum. Yalnızca karşıyız, çıkarttırmayız demekle olmuyor! Seçenekler koyulmalı ortaya. Bildiğim kadarı ile Gölge Hükümet kurmuştu Ana Muhalefet; Gölge Hükümetin Bakanlar Kurulu, iktidara geldiklerinde neler yapabilecekleri ile ilgili umut verici somut programlar koymalı ortaya. Cumhurbaşkanlığı seçiminden önceki süreçte gündemin önemli konularından biri olan Parlamenter Sisteme dönüş ile ilgili niyetini de ortaya koymalı. Tek adama dayalı Ortadoğu Ülkelerinde yıllardır uygulatılan köhnemiş tek adamlık rejimi sürdürülecek mi? Ana Muhalefet kendini iktidara hazırlıyorsa artık bunun salt eleştirmekle olmayacağını, uygulanabilir, gerçekçi programlar, planlar hazırlayıp bunların nasıl uygulanacağını da ayrıntılı açıklayan bildirgeler yayınlamalı ve anlatmalı. Yapılan Mitingler ses getiriyor! Ama anketlerde hala İktidar ve Ana Muhalefet kafa kafaya çıkıyor. Bunu irdelemeli Ana Muhalefet Uzmanları. Ülkenin içinde bulunduğu çıkmazın temel nedeninin LİYAKATSİZLİK (MERİTOKRATİK Sistemin Olmayışı) olduğunu bilip her alanda liyakati temel alan kadrolaşma oluşturacağı BAŞAT VAADİ OLMALI ve bunu uygulayacağını somut olarak göstermelidir. Liyakatsiz kadrolarla yönetilen bir ülke içten içe çürür; idealistlik, ilkelilik, ülke sevgisi, ülke için fedakarlık, topluma hizmet, görev disiplini, etik davranma gibi duygular yok olur. Bunun yerine göreve getirilen kişilere minnet ve biat duyguları gelişir. Liyakat Sistemi (Merit Sistemi), dünyada siyasi kayırmacılık sisteminin uygulamada olumsuz sonuçlar vermesi neticesinde ortaya çıkan bir sistemdir. Liyakat Sistemi Türkiye’de mutlak surette yerleştirilmelidir. İktidara hazırlanan bir Siyasi Parti Milletvekillerini izlemeli, denetlemeli, kimlerle birlikteler, nelerle uğraşıyorlar, vatandaşın işini mi çıkarcıların işlerini mi takip ediyorlar bilmeliler. Her devrin insanları olan ranta doymayan insanlardan uzak durmalı Ana Muhalefet Kadroları. İhale organizatörlerine kapılar kapatılmalı... Yoksa hergün suçladıkları İktidara silah verirler; bu silahla da İktidar Ana Muhalefet Partisini vurur. İktidara da sözüm var; onlar da izleyip denetlesin Milletvekillerini ve İl İlçe Örgütlerini. İktidar en büyük kaybı Muhalefetin yandaşlar söylemleri ile yaşadı... Bu yanlışa düşülmemeli! Bitsin artık bu yandaşlar; bunların partisi martisi yok. Bugün İktidar güçlü onun yanında, yarın muhalefet güçlü onun yanındalar. Görüyoruz tabii, bu tür kaynaşmaları oluşuyor... Partinin İl ve İlçe Örgütlerini de aynı şekilde liyakat temelli, partiye katkı koyacak şekilde kadrolarla donatmalı. Siyaset düzelmeli; liyakatli, önce ülkem, kentim ve halkım diyecek ilkeli, idealist, dürüst siyasetçilerden oluşan kadrolar başarıyı getirir. Ülke ancak böyle kurtulur. Benden söylemesi!
- BÜYÜME Mİ, KALKINMA MI, YOKSA KALKINARAK BÜYÜME Mİ?
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 15 Temmuz 2024 Uğrola Mersin, uğrola Türkiye… BÜYÜME Belirli bir dönemde bir ülkenin parasal büyümesindeki artışı ifade eder. Bir ülkenin ekonomik büyümesini ele alan tek boyutlu bir yaklaşımdır. GSYH-Gayrisafi Yurtiçi Hasılanın bir yıldaki değeri ile belirlenir. Daha açık olarak ekonomide belirli bir dönemde üretilen tüm mal ve hizmetlerin parasal değerinde meydana gelen artış olarak ifade edilebilir. Yani BÜYÜME üretim, tüketim ve gelir odaklı niceliksel değişikliklerdir. Ekonomik olarak büyürsen gelirin artar; bu gelir GSYH olarak belirlenir. GSYH ülke nüfusuna bölünürse KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GSYH bulunur. KALKINMA Kısaca yaşam kalitesi ve yaşam standardının gelişmesidir. Bir ülkenin gelirinin yanı sıra yaşam kalitesini de inceleyen çok boyutlu bir yaklaşımdır. Bir ülkenin tüm nüfusunun genel sağlık, yaşam, eğitim, kültür, sanat ve spor düzeyinin iyileşme sürecini ifade eder. Aynı zamanda teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak artan üretim hacmini, ekonominin rekabet yeteneğini, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının, kişi başına düşen millî gelirin ve ekonomik özgürlüğün olumlu yönde değişmesi ile tanımlanan bir süreçtir. Ekonomik kalkınma, ekonomi, eğitim, sağlık, kültür, sanat, spor hizmetleri, altyapı ve çevresel sürdürülebilirlik gibi faktörler de dahil olmak üzere hem NİCELİKSEL hem de NİTELİKSEL yönleri dikkate alır. BÜYÜRKEN KALKINABİLİYOR MUYUZ? Türkiye son 20 yıldır Dünya ortalamasının üzerinde büyümüş, ortaya konan rakamlar öyle gösteriyor… Parasal olarak büyümüşüz yani… Türkiye ekonomisinin 2023 yılında yüzde 4,5 büyüdüğü belirtildi. GSYH 2023 yılında rekor kırarak 1,1 trilyon ABD doları olmuş. 2023 Yılında Kişi Başına Düşen Milli Gelirin ise yine rekor kırarak 13.110 ABD doları olduğu açıklandı. Rekor kırıldı ama, Türkiye kişi başına gelirde Dünyada 72. sıraya inmiş. Son 10 yılda kişi başına düşen milli gelir sıralamasında Türkiye gerilemiş. Kişi başına milli gelir 10 sene önce 2013 yılında dünya ortalamasının 1500 dolar üzerindeyken 2023’te 500 dolar geriye düşmüş. Dünyanın en büyük ekonomileri sıralamasında da Türkiye 2013 yılında 66. Sıradayken 2023’te 72. Sıraya düşmüş. 2023 yılında Milli Gelirde rekor kıran Türkiye’de, 2024’te neler oldu da her sahada fırtınalar kopuyor? Aslında 2024 yılına gelinceye kadar geçen 10 yıllık süreçte hatalı politikaların izlenmesi bu duruma getirmiştir Türkiye’yi. YILLARDAN BERİ BİR SICAK PARADIR TUTTURULMUŞ… Döviz rezervlerimiz sıcak para ile rekor kırsın ama bu kısa süreli gelen emanet ve yüksek maliyetli sıcak parayı kalkınmaya katkı sağlayacak şekilde hızlı ve rantabl değerlendiremedikten sonra hiçbir katkısı olmaz. Sıcak para getirenler ülke kaynaklarından paralarına para katıp giderler. Dünyada 72. sıradaki Ekonomik Büyüme yerimizi bir kenara bırakalım; uzmanlar, ekonomistler hesaplasın 13.110 ABD doları, TL olarak ise 307.952TL (Üç Yüz Yedi Bin Dokuz Yüz Elli İki Türk Lirası), olan Kişi Başına Düşen Milli Gelirimiz nasıl pay ediliyor? 10.000 lira olan en düşük emekli maaşı 303,12 ABD doları 17.002,13 lira olan asgari ücret 515,363 ABD doları En Düşük Emekli Maaşı ve Asgari Ücretin toplamı 818,48 ABD Doları. Buyurun hesaplayın! ACABA DÜNYA ORTALAMASININ ALTINDA OLAN GSYH’MIZI DAHA VERİMLİ Mİ KULLANMALIYIZ? İnsanlarımızı iyi eğiterek ilimde, bilimde teknolojide ucuz insan kaynağı yerine iyi yetişmiş kalifiye insan kaynağı yaratarak daha verimli, kaliteli üretim yapmaya odaklansak? Gelir dengesizliğini yok edip adil ve dengeli bir gelir dağılımı sağlayarak daha mutlu, daha üretken bir çalışma ortamı sağlasak? NEDEN BATILI KALKINMIŞ ÜLKELERE GIPTAYLA BAKIYORUZ? İnsanlar sağlıkta, eğitimde, sanatta, sporda, sosyal yaşamda, ilimde, bilimde, teknolojide, refahta, düzende, şehircilikte, hemen her konuda bizden ilerideler değil mi? İŞTE! ONLAR KALKINARAK BÜYÜMÜŞLER… Yani topyekün kalkınmışlar, ekonomik büyümelerini kalkınmak için değerlendirip daha da çok kazanmışlar… Milli gelirimizi daha da çok arttırabiliriz ancak bu geliri rantabl kullanmazsak kalkınamayız. Kalkınmak için gerçekçi planlar yapmak ve uygulamak gerekir… İNCELEYİN LÜTFEN! Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk hep ülkenin kalkınması için planlar yapmış ve disiplinli bir şekilde bu planları uygulamış. Kalkınma için gerekli üretken kurumları kurdurtmuş, hepsi de kalkınmaya katkı sağlayacak kurumlar, sömürücü kurumlar değil… Ama biz sonradan bu kurumların hepsini dejenere edip sömürücü kurumlar haline getirmişiz. Yalnızca büyümeye dayalı ekonomik politikalar kalkınmaya yetmez. Ülkemizin bölgesel özelliklerine göre kalkınma planları yapmalıyız; bu planlar yalnızca ekonomik ve sanayi üretimi artışı sağlamak için değil bölgesel kalkınmayı da sağlamak için değerlendirilmeli. Böylece bölgesel kalkınma dengesizliklerini de bertaraf edebiliriz. Aksi durumda yalnızca iktidara (hem hükümet hem de belediyeler anlamında) yakın sayılı insanları kalkındırırız! Devletin devleti, ekonomiyi, toplumu ve kamuyu yönetme yeteneklerini kalkınma odaklı geliştirmesi gerekmektedir. Tüm toplumu kalkındırmalıyız! Mevcut sistemle yalnızca mutlu ve zengin bir azınlık yaratırsınız… Plansız kalkınmak olası değildir! Plansız büyüyebilirsiniz ama kalkınamazsınız! Hoşça kalın, haftaya yine buradayız…
- NEDEN ÜZGÜNSÜN BOBİ!
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 15 Temmuz 2024 Hayvanlar her şeyi anlar. Hele köpekler! Çok duygusaldırlar. Bir insana yardımcı olduklarında o kadar çok mutlu olurlar ki! Toplu olarak öldürüldüklerini de hissederler. Böyle bir durumda sahipli olan köpekler bile durumu hissedip üzülür ve insanlardan uzak durmak ister. Aslında sokak köpekleri geceleri sokaklarımızın güvenli ve yılmaz bekçileridir. Onlar sokaklarda karınları tok ve insanca yaklaşılan bir ortamda yaşarlarsa hiçbir sıkıntı yaşatmazlar. Biz onlara sağlıklı bir yaşama ortamı sağlayamıyoruz ne yazık ki! İnsanı da aç bırakırsan karnını doyurmak için şiddete başvurabiliyor. Dün köpeklere yapılan bir ötenazi videosu izledim; AĞLADIM! Hele ötenazi yaparak öldürdüğü köpeği kaldırıp yere atan o görevli kahretti beni... Bu yasayı belediyelerin sokak köpekleri popülasyonu oranında belirli şartlara ve standartlara uygun sıhhi barınma ve bakım merkezleri açmalarını sağlayacak biçimde değiştirmek gerekir. Genel Bütçeden belediyelere sokak köpekleri popülasyonu oranında gelir tahsis edilme şartı da konmalıdır. Haydi Türkiye! Sen CAN DOSTALARINA bakarsın; YAŞATALIM ONLARI!
- MERSİN GENİŞ BİR ARTBÖLGEYE HİZMET EDİYOR…
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 10 Temmuz 2024 MERSİN’E YAPILAN YATIRIMLAR SALT MERSİN İÇİN DEĞİLDİR… Bu kent geçmişten bugüne birçok milletvekili seçti, aralarından bakanlar çıktı… Hükümetlerde çok güçlü ve etkili konumlardaydı bakanlarımız… Geldiğimiz noktada hala tamamlanmayan, başlatılmayan yatırımlarımızı konuşuyoruz. Hep konuştuk, bu gidişle de konuşmayı sürdüreceğiz! İMECE Gazetesinin 11/09/2023 tarihli baskısında MERSİN, AYRICALIKLI KENT başlıklı köşe yazımda da dile getirdiğim gibi Mersin’de planlanan ve yapılmakta olan yatırımlar yalnızca Mersin'i ilgilendirmiyor. Mersin yalnız kendine hizmet eden bir kent değil, geniş bir artbölgeye (hinterlanda) hizmet eden güçlü ekonomik kimlikleri olan bir kenttir. Mersin'e yapılmış ve yapılacak olan çoğu yatırım, artbölgesindeki Konya, Karaman, Adana, Kahramanmaraş, Kayseri, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır gibi illere de hizmet ediyor ve edecektir… Bu kentlerin Mersin ile ortak hareket etmesi gerekiyor, bunu sağlamalıyız; çünkü bu yatırımlar bu kentler için de yaşamsal yatırımlardır. MTSO Başkanlığım sırasında bu konuda planlarım, görüşmelerim ve çalışmalarım olmuştu. Hatta son görüşmemizde Konya ve Adana’nın sanayisine yön veren dostlarla görüş birliğine varıp bir eylem planı hazırlamaya karar vermiştik. Sonrası malum; RANTA DOYMAYANLAR tarafından MTSO’daki görevimden ayrılmam sağlanınca kaldı bu iş, BU İŞ VE DAHA BİRÇOK İŞ… Bu yazım Mersin'in ve diğer illerin Milletvekillerini ve bu kentlerin dinamiklerini harekete geçirir belki… MERSİN MİLLETVEKİLLERİ BU İŞLERLE UĞRAŞSIN! Saydığım illerin Milletvekilleri ile iletişime geçip Mersin ve bu illerdeki tüm yurttaşların rantını yükseltsinler; RANTA DOYMAYANLARIN DEĞİL. MERSİN’E SOMUT KATKILAR KOYACAK MİLLETVEKİLLERİNİ BAŞIMIZIN ÜZERİNDE TAŞIRIZ… Yine İMECE Gazetesinin 08/07/2024 tarihli baskısında RANTA DOYMAYANLAR: HERŞEYİ TASARLAYAN ONLAR… başlıklı yazımda belirttiğim tasarlayanlar siz olun; hemşerilerinize danışıp şeffaf olarak planlayalım bu kenti. Mersin Milletvekilleri Mehmet Emin Ekmen’e ve Talat Dinçer’e teşekkür ediyorum, en azından TBMM’de Mersin’deki tamamlanmayan ve başlatılmayan yatırımların hesabını sordukları için. Yine Mersin Milletvekili Ali Kıratlı’ya da hükümet nezdinde Mersin Yatırımları için sıkı görüşmeler yaptığı ve özellikle Çeşmeli-Taşucu Otoyolu yapımında gözle görünür bir hareket sağlandığı için. Yukarıda söz ettiğim üç Milletvekilimiz ile diyaloğumuz oluyor, fikir alış verişinde bulunabiliyoruz. Bu yatırımlar Doğu Akdeniz, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu için çok önemli yatırımlardır. BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ ile iletişim ve dayanışma içinde bu yatırımlar kısa sürede bitirilir. Mersin Milletvekillerini siyaset gözetmeksizin işbirliği ve dayanışma içinde Mersin'i kalkındırma çabası içinde görmek istiyor Mersinliler. RANTA DOYMAYANLARI KENARA BIRAKIP RANTA ASIL GEREKSİNİM DUYAN HALKIN ÇIKARLARI İÇİN UĞRAŞALIM!
- RANTA DOYMAYANLAR: HERŞEYİ TASARLAYAN ONLAR…
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, İMECE Gazetesi, Mersin 08 Temmuz 2024 Uğrola Mersin, uğrola Türkiye… RANTA DOYMAYANLAR… Ne hırslılar bunlar! Hilekarlık zekaları sayesinde karaborsa, faiz, kaçak göçek gibi yollardan düşlenemeyecek kadar paralar kazanırlar; cemaat, siyasetçi, kamu yöneticileri, vs. kim ne zaman, nerede güçlüyse perde arkasında onlarla diyalogları çok sıkıdır, onları çok iyi kullanırlar. Çok paraları olduğu için de pek muteber ve saygın insanlar olarak kabul görürler. Kapalı kapılar ardında organize edemeyecekleri hiçbir şey yoktur… Kullandıkları insanlar genelde partileri içinde güçlü konumda görünen siyasetçiler ve yerelde güçlü konumdaki kamu görevlileridir. Kullandıkları siyasetçi tipleri, siyasi partilerinin kimliklerini ve ideolojilerini kullanırlar… Bunlar halkın yanındalarmış gibi görünüp sürekli halkın yoksulluğunu, halkın geçinemediğini, gelir adaletsizliğini, yandaş iş insanlarını ve firmaları, yandaş medyayı, hukuksuzluğu, keyfi kararları hiddetli bir şekilde dile getirip yönetenleri ağır eleştiri bombardımanına tutarlar. Ama görünürde halkın yararına yaptıkları pek bir şey yoktur; bol laf vardır, boy gösterme, bağırma çağırma vardır. İMECE Gazetesinde 09.06.2024 tarihinde yazdığım HER DEVRİN ADAMLARINA DİKKAT başlıklı köşe yazımın bu konuyla ilgili bölümünü bu yazımda bir kez daha aşağıda aynen yazdım; anlayan anlasın, okuyup anlayanlar okumayanlara ve anlamayanlara anlatsın! İLK OLARAK HEP HER DEVRİN ADAMLARI SEZER BİR İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİ OLACAĞI EMARELERİNİ! Şu anda da özellikle Yerel Seçimlerde başarı elde eden partinin yeni belediye başkanlarını kıskaca alıyorlar… Önceden yapılan planları başlamıştır bile! ÇOK ÖNEMLİ BİR DÖNEMDEYİZ; TÜRKİYE İÇİN ADETA BİR DÖNÜM NOKTASINDAYIZ! YEREL SEÇİM SONUÇLARINI BELİRLEYEN EN ÖNEMLİ İKİ UNSUR: EKONOMİK KRİZ VE YOLSUZLUKLAR. Ekonomik Krizi de oluşturan yolsuzluklardır zaten. Özellikle yeni seçilen başkanları ve milletvekilleri, bu her devrin adamlarını yanınıza yaklaştırmayın. Onların sizleri yönlendirmesine izin vermeyin. ASIL SORUMLULUĞUNUZ SİZİ PARTİLERİNİZDEN DOLAYI GÖNÜLDEN VE KOŞULSUZ DESTEKLEYEN HALKADIR. ONLARIN İŞLERİNİ HALLEDİN! Seçimleri kazanan partiye ve partinin adaylarına on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca karşılıksız oy veren ve partilerine gönül vermiş insanlar seçimlerden sonra, kenarda bırakılmamalı; ONLAR DOLGU MALZEMESİ DEĞİLDİR. GÜÇ HALKTADIR!… Partilerine gönül vermiş ve karşılık beklemeden seçimlerde tabanlarını şişirmiş insanlar; seçim kazanıldığında göz yaşı döken emekli öğretmen teyzemler ve amcamlar, genç kardeşlerim, sokakta simit satarak ailelerine katkı sağlamaya çalışan simitçi çocuklar, memur anneler ve babalar, işsizler, atama bekleyen öğretmenler, işçiler, köylüler, memurlar, alın teriyle helal para kazanmaya çabalayan esnaflar, iş insanları… Kısaca, geçim sıkıntısı çeken herkes! SEÇİMLERİ SİZLER KAZANDIRIYORSUNUZ HEP! SEFASINI HER DEVRİN ADAMLARI SÜRÜYOR HEP? Biri TASARRUF MU dedi? EĞER HER DEVRİN ADAMLARINDAN TASARRUF YAPILIRSA, SİYASETÇİYİ MAKAMLARA GETİREN ASIL HALKIN HAYALLERİ GERÇEKLEŞEBİLİR… MERSİN MİLLETVEKİLLERİ… Siyasi Parti gözetmeksizin Mersin’den seçilen bazı milletvekilleri ile ilgili ilk izlenimlerimi belirtmek istedim bu yazımda. Bazı milletvekilleri derken seçildikten sonra benimle diyaloğu olan ve izlediğim milletvekillerini kastediyorum. Çok uzun yıllardır tanıdığım ve birlikte çalışma olanağı bulduğum Mersin Milletvekili Talat Dinçer’den söz edeceğim ilk önce. En son geçtiğimiz Cumartesi günü sohbet ettik kendisiyle; yoğurt pazarı civarında bir sokak kahvesinde. Talat Dinçer milletvekili seçilmeden önce Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanıydı. Mersin’in esnaf ve sanatkarlar kesiminin tüm sorunları ve dertleri ile ilgili geniş bir deneyime ve bilgi birikimine sahip olduğu gibi Mersin ile ilgili portföyü de hayli yüklü. Siyasi anlamda bir beklentisi olmadığı gibi göbek borcu olduğu kimseler de yoktur. Bu bağlamda Mersin’le ilgili konuları yansız ve çıkarsız değerlendirip gündemine alıp sonuçlandırmaya çalışacağından eminim. Çıkar gruplarıyla bir işbirliği de yok ve olamayacağına da inanıyorum. İkincisi Mersinli olmadığı halde Mersin ile ilgili konuları sıkı takibine alıp etkili bir şekilde doğuştan Mersinliymiş gibi çalışan Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen. MTSO Başkanıyken seçim çalışmaları sürecinde kendisiyle tanıştım ve diyaloğum halen içten bir şekilde sürüyor. Her karşılaştığımızda yazılarımı okuduğunu ve çok yararlandığını belirtmekten kaçınmıyor. Kendisini Mersin’e olan ilgisi ve çalışmaları için çok takdir ediyorum. Mersin adına gerçekten çok umutluyum Mehmet Emin Ekmen’den. Son olarak MTSO çatısı altında kısa süre de olsa birlikte çalıştığımız Mersin Milletvekili Ali Kıratlı’dan söz edeceğim. MTSO Meclis Üyeliği sürerken Milletvekili Aday Adayı olmak istediğini ve nezaketen de olsa uygun görmem halinde başvurusunu yapma konusunda şahsıma danışması ona güvenimi arttırdı. Mersin’in tarım bölgelerinden Bozön Köyünden olan Ali Kıratlı’nın büyükleri ile de eskilerden tanışırım. Kendisi son derece hatırşinas, saygılı bir kişidir. MTSO çatısı altında iken Mersin ile ilgili birçok konuyu hafızasına not ettiğini biliyorum. Mersin’de halkın içinde sürekli görünmesi olumlu bir davranış. Hükümetle olan diyaloğunu kullanarak Mersin’in projelerinin hızlandırılması için çalıştığını da biliyorum. Bu zihniyetteki milletvekillerimizin siyasi parti gözetmeksizin birlikte Mersin için çalışması kentimize büyük katkı sağlayacaktır. Mersin için başarılı olmanız gerekiyor… MERSİN’İN KALE KÖYÜ… Mersin’in yakın çevresinde imarlaşmamış, görece olarak yeşil kalmış, tarımın sürdürüldüğü bir merkez köyümüzdür Kale Köyü… Mahalle demek istemiyorum; mahalle dendiğinde konut inşaatları ile betonlaşmış bir konumu çağrıştırıyor. Kale Köyü korunmalı! Ranta doymayanlar göz koydukları bölgelerden arazileri satın alıyor ya da tarımla uğraşan bahçe sahiplerine tarımdan elde edemeyecekleri paralar vaat edip akıllarını çeliyorlar… Sonra da işbirliği içindeki siyasetçiler marifetiyle imarlarda değişiklikler yaptırıp hiç dinmeyecek ranta susamışlıklarını bastırmaya çalışıyorlar. Göz koydukları yerleri önce konutlaşmaya açtırma, sonra da yoğunluk, kat sayısı, vs. gibi donelerle ranta rant katacak hale getirtiyorlar… Sonra kesilsin ağaçlar, yok olsun bahçeler ve tarlalar… Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı kentte güvendiğim siyasetçilerdendir. Kentin geleceğini düşündüğüne inanıyorum. Geçmişte bu tür imar ve yoğunluk artışlarına izin vermediğini biliyorum ve şahidim. İnce eleyip sık dokuyacaktır; kentin önü kesiliyor gibi asılsız eleştirilere de kulaklarını tıkayacaktır. Kentin önünü betonlaşma mı açacak? Kentin önünü tarımın, ticaretin, sanayinin, lojistiğin, turizmin gelişmesi açacaktır! Hadi gelin Kale Köyünde beton bloklar yapacağımıza, sektörel ticaret siteleri, çevre kirliliği yaratmayacak teknolojik sanayi siteleri yapalım. İnsanlara iş sağlayalım, sürekli katma değer sağlayacak işletmelerle donatalım… Ama konut dışında bir imar durumu ortaya atıldığında, özelikle sanayinin S’si duyulduğunda herkes ayağa kaldırılıyor.… İYİ DÜŞÜNÜP DOĞRU KARAR VERİN! GENÇLERE… Bu kentte bizlerden sonra siz yaşayacaksınız, sizden sonra sizin çocuklarınız yaşayacak… Onlara yaşanılası bir kent, bir çevre bırakmak istiyorsunuzdur mutlaka… Kentinize sahip çıkın, çocuklarınızın geleceğini karartmasınlar… Hoşça kalın, haftaya yine buradayız…
- OTOMOBİLDEN SONRA ÇİP ÜRETİMİ
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 08 Temmuz 2024 TÜRKİYE YERLİ OTOMOBİL TOGG’U ÜRETİYOR… İyi de ediyor… Yatırım tutarı bu ana kadar şu kadar, 15 yılda şu kadar daha yatırım yapılacak, bu bir siyasi tercihti, aslında şöyle böyle gibi konularla ilgilenmiyorum… Otomotiv sanayinde Türkiye’de yıllardır dünya devi otomotiv firmaları Türk ortaklığıyla çeşitli markalarda otomobil, kamyon, otobüs gibi araçlar üretiyor. Türkiye bu sektörde tasarımdan AR-GE’ye, araç üretiminden yedek parça üretimine kadar yeterli miktarda teknolojik bilgi birikimine ve beyin gücüne sahip oldu. Ayrıca çok sayıda otomotiv yan sanayisi oluştu. Bu birikimler TOGG üretiminde değerlendiriliyor ve en önemlisi elektrik enerjisi kullanan otomotiv sanayi ve teknolojisinde de deneyim, bilgi birikimi ve uygulama yeteneği kazanıyoruz. TOGG Otomotiv yatırım modelini kullanarak başka stratejik ürünler de üretebiliriz pekala! NEDEN ÇİP ÜRETMEYELİM? Çip nedir? Genellikle silisyumdan yapılmış yarı iletken maddeler ile tasarlanmış, metal bir levha üzerine yerleştirilen ve bir muhafaza ile kaplanmış gömülü elektronik devreler grubudur. Akaryakıtlı bir araç içerisinde ortalama olarak binden fazla çip bulunuyor. Bu miktar elektrikli araçlarda iki bini geçiyor. Sürücüsüz araçlarda ise on bin adete ulaşıyor. Otomobiller gün geçtikçe adeta birer bilgisayar durumuna geliyor. Çipler yalnızca otomobillerde mi kullanılıyor? Neredeyse artık her elektronik aygıtta kullanılıyor: Bilgisayarlar, akıllı telefonlar, tabletler, televizyonlar, oyun konsolları, ev aletleri, oyuncaklar, beyaz eşya, müzik aletlerinde, spor aletlerinde… Hatta insanlarda ve hayvanlarda! Yeterli kalitede ürettin mi pazarlama sorunu da yok. Peynir ekmek gibi satılabiliyor. TOGG Otomobilde uygulanan Babayiğitler Yatırım Modeliyle pekala Türkiye’de üretebiliriz.
- GRİ LİSTEDEN ÇIKTIK; YİNE TOZ PEMBE LİSTEYE Mİ GİRİYORUZ?
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, İMECE Gazetesi, Mersin 01 Temmuz 2024 Uğrola Mersin, uğrola Türkiye… FATFT Gri Liste Gözümüz aydın! Türkiye Gri Listeden çıktı. Girdiğimiz gibi çıkmasını da biliriz yani… Nasıl girdiysek artık? 26-28 Haziran 2024 tarihleri arasında yapılan FATF Genel Kurulunda Türkiye ile Jamaika Gri Listeden çıkartıldı. Bu iki ülke artık Arttırılmış İzleme kapsamında olmayacak. Mali Eylem Görev Gücü (FATF - The Financial Action Task Force) küresel kara para aklama ve terörün finansmanı gözlemcisidir. Yasa dışı faaliyetleri ve topluma verdikleri zararları önlemeyi amaçlayan uluslararası standartları belirleyen uluslararası bir kurumdur. Kara (Black) ve Gri (Grey) olarak iki bildiri yayınlar bu kurum. Kara Liste: Eylem Çağrısına Tabi Yüksek Riskli Ülkeler. Bu bildirim (önceden "Kamu Açıklaması" olarak adlandırılıyormuş), kara para aklama, terörün finansmanı ve nükleer silahların yayılmasının finansmanıyla mücadele konusunda ciddi stratejik eksiklikleri olan ülkeleri veya yetki bölgelerini tanımlıyor. Kara listede Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, İran ve Myanmar var. Gri Liste: Arttırılmış İzleme Altındaki Hükümetler. FATF tarafından kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede yetersiz kalan ülkeleri belirlemek amacıyla oluşturulan bir liste. Kuruluş, bu listeye giren ülkelerle bu alandaki eksikliklerin giderilmesi için çalışmalar yapıyor. Gri listede Bulgaristan, Burkina Faso, Kamerun, Hırvatistan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Haiti, Kenya, Mali, Monako, Mozambik, Namibya, Nijerya, Filipinler, Senegal, Güney Afrika, Güney Sudan, Suriye, Tanzanya, Venezuela, Vietnam ve Yemen var. Rezerv yükseltmek için Mevlana gibi “kim olursan ol, yine gel” mantığından vazgeçeriz. Bundan sonra umarım dikkatli oluruz; kara paranın Türkiye’nin varlıklarını ele geçirmesini engelleriz.… İki önemli sorunumuz daha var: Yolsuzluk ve rüşvet… Kara paranın oluşmasını sağlayan da bu iki unsur zaten; Yolsuzluk ve Rüşvet… Bunları nasıl önleyebiliriz? ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMİN PARLAYAN YILDIZI TMMOB OLMALI… TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği mühendis, mimar ve şehir plancıları meslek gruplarından oluşan 24 odanın oluşturduğu Türkiye’nin en güçlü, en yetkin ve etkili birliğidir. TMMOB’ni oluşturan odalar: Bilgisayar Mühendisleri Odası, Çevre Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Fizik Mühendisleri Odası, Gemi Makinaları İşletme Mühendisleri Odası, Gemi Mühendisleri Odası, Gıda Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İçmimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Maden Mühendisleri Odası, Makine Mühendisleri Odası, Metalürji ve Malzeme Mühendisleri Odası, Meteoroloji Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Orman Mühendisleri Odası, Petrol Mühendisleri Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Şehir Plancıları Odası, Tekstil Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası. Bilim burada, Teknoloji burada, Mühendislik burada, Mimarlık burada, Şehir Plancılığı burada… Planlar, hesaplar, çizer, teknoloji üretir, araştırır geliştirir, sanayi ürünü üretir, tarım üretimi yapar, inşa eder, işletir, yönetir… Taşın altında hep TMMOB Üyelerinin elleri vardır. Meslek Örgütleri ve Sivil Toplumun gücünü, bilgisini, yeteneğini gözardı etmek bir ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Önümüzdeki dönem TMMOB gibi etkin ve yetkin meslek örgütleri ile liyakatli yöneticilere sahip sivil toplum örgütleri artık ağırlıklarını hissettirmelidirler. Hesap kitap, teknik, bilgi, teknoloji, plan, program ne varsa ülkenin ve toplumun yararı ve gelişmesi için daha etkili bir şekilde ortaya koymalıdır TMMOB… Siyasetçiler için bulunmaz bir nimettir TMMOB… Mesleki bilgi ve tekniği ön plana çıkartan, üyelerinin arkasında sıkı duran ve kamudaki üyelerini sıkı denetleyen bir TMMOB ülkenin geleceğine çok büyük katkı sağlar. Tabii ki TMMOB siyaset de konuşacaktır, siyaseti ve siyasetçiyi bilgilendirip yönlendirecektir de, ekonomi de konuşacaktır, toplumsal konularla da ilgilenecektir, emeği ve emekçinin haklarını da savunacaktır, işçi işveren arasındaki yakınlaşmayı sağlamak için de çaba harcayacaktır, emek ve sermayenin ürettiği katma değerin adilce paylaşılmasına da katkı koyacak politikalar ortaya koyacaktır, hükümetlere ve belediyelere yapıcı eleştirilerini yapıp önerilerde de bulunacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’ni de koruyup kollayacaktır! Bu birinci görevidir. Bunların hepsini yapabilecek en yetkin kurumdur TMMOB! Siyasetçilerin kamuda çeşitli makamlarda görev yapan TMMOB Üyelerini yozlaştırmalarına da izin vermeyecektir… Yapılan tüm kamu ihalelerinin teknik ve idari şartnameleri, ihalelerin ve satınalmaların yapılması, işlerin kontrol edilmesi, bütçelerin hesaplanması, planlamalar, vs. tüm işler TMMOB Üyesi görevliler tarafından yürütülmektedir. İşte burada siyasetçilerin kamuda görev yapan TMMOB üyelerini baskı altına alıp, görevden alma, tayin etme, vs. gibi tehditlere maruz bırakmalarını önleyecek bir mekanizma kurulmalıdır. Siyasetçinin usule uygun olmayan isteklerine ve baskılarına boyun eğmedikleri takdirde arkalarında güçlü ve sıkı bir TMMOB’un olduğunu bilmeliler. TMMOB aslında hükümetler, belediyeler ve kamu kurumları için bulunmaz danışmandır; üstelik çok da ekonomiktir… Haydi TMMOB’a bağlı odaların üyeleri odalarınıza sahip çıkın… Odalarınız güçlensin… TMMOB güçlensin! Türkiye’nin parlayan yıldızı olsun! Türkiye güçlensin! Hoşça kalın, haftaya yine buradayız…
- SICAK PARA KİMLERİN CEBİNİ ISITIYOR?
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, İMECE Gazetesi, Mersin 24 Haziran 2024 Uğrola Mersin, uğrola Türkiye… Her şey siyasete bağlı… Ülkeleri, şehirleri yöneten, yasaları koyan siyaset kurumudur; yani ellerimizle seçtiğimiz siyasetçidir. İyilerini seçersek iyi yönetiliriz, iyilerini seçmezsek kötü yönetiliriz. Ama iyinin iyisini seçmeliyiz, kötünün iyisini değil… Bir karpuz tezgahı düşünün; pazarcı hep kötü karpuzları doldurmuşsa tezgaha. Bunların içinden seç beğen al! Doğal olarak seçeceğimiz kötü olacaktır. Eve gidip karpuzu kestiğimizde kötü olduğunu anlarız; kandırıldık deriz ama iş işten geçmiştir. Geri götürsek, kendiniz seçtiniz der pazarcı. Ama hep iyilerin olduğu tezgahtan seçersek iyisini seçmemiz doğaldır. Pazarcıları tenzih ediyorum… Siyasetçi seçmek de buna benzer bir şey… Onun adamı, bunun köylüsü falan sandıkta önümüze konanlardan birilerini hiç incelemeden seçiyoruz. Partimiz daha önemli deyip önümüze konanların içinden seçiyoruz. Hiç olmazsa, karpuz seçerken önümüze konanların en iyisini seçmek için yoklayıp inceleyip seçiyoruz. Türkiye’nin düzelmesi seçeceğimiz siyasetçilere bağlı demek istediğim. Bazı konular var ki; kafa yapımızı mutlaka değiştirmeliyiz. En önce kendimizi geliştirmeliyiz; okumalıyız, incelemeliyiz, sorgulamalıyız, düşüncelerimizi açıklamalıyız, doğrusunu bulup kendi kararımızı vermeliyiz. VERGİ BARIŞI DEĞİL VERGİ ADALETİ GEREKİYOR… Bildiğiniz gibi bozulan Türkiye Ekonomisini düzeltmek içim Tasarruf Önlemleri başta olmak üzere birkaç plan ortaya kondu. Tasarruf Önlemleri açıklandı; başarılı sonuç alındı mı ya da süreye mi gereksinim var sonuç için bekliyoruz? Bir diğer gündem de Yeni Vergi Paketi. Bu hafta TBMM’ye sunulacak vergi paketi taslağında, çok kritik bazı maddeler paketten çıkarılmış. Servet İncelemesi Vergi Adaleti açısından önemli bir unsur olarak belirtiliyor uzmanlarca. Servetinin hesabını veremeyenlerden ciddi oranda vergi alınmalı. Kaçakçılıktan, rüşvetten, yasal olmayan yollardan servet edinilmesinin önünü kesecek ürkütücü, korkutucu ve caydırıcı yasalar çıkartılmalı. Ekonomiyi bozan da bu yollarla elde edilen paralardır. Bu yoldan para kazanan insanlar paralarını aklamak amacı ile taşınmaz alımına yükleniyorlar ve taşınmaz fiyatlarının yükselmesinde başrol oynuyorlar. Hazırlanmakta olan yeni Vergi Yasası Taslağında bazı değişiklikler yapılmış ulusal basından okuduğuma göre: Gelirler İdaresi Başkanlığı, beyana esas gelir ile yapılan harcamalar arasında yüzde 20'nin üzerinde uyumsuzluk olan mükelleflerden özel gider bildirimi istenmesini, izah edilemeyen fark tutarlarından ise servet vergisi alınmasını talep etmiş ama, bu madde ne yazık ki taslaktan çıkarılmış. Taslağa eklenen maddelerden biri de emlak vergileri ve tapu harçlarının taşınmazların emlak vergisine baz alınacak değeri (belediye rayici) değil bölgesel rayiç bedeli üzerinden alınmasıymış. Ekspertizler aracılığı ile belirlenen bölgesel rayiç bedeli fiyatları üzerinden tapu harcı ödemeleri ve emlak vergisi ödemelerinin alınması üzerinde çalışılırken, söz konusu maddenin de taslaktan çıkarılmasına karar verilmiş. Gelirler İdaresi Başkanlığı yukarıdaki iki madde gibi bir madde önerisinde bulunmuş ama siyasetçiler bu maddelerin taslağa konmasına engel oluyorlarmış. Gelirler İdaresi Başkanlığı dersini iyi çalışmış; asıl kaçağın nerden olduğunu biliyor. Anladığıma göre çok para kazanandan çok vergi alınıp devletin kasasını doldurmanın yolunu açacak maddeler tasarıdan siyasetçiler tarafından çıkarttırılmış. Devleti zengin edecek çok yol var aslında! İhaleler de incelensin, aradaki fiyat farkları hesaplansın ve bu paralarla taşınmazlar alıp orantısız servet edinilmesi önlenerek bu paraların devletin kasasına vergi olarak girmesi sağlansın. Yanlış anlaşılmasın, yazdığım konular yalnızca Hükümeti değil Belediyeleri de kapsıyor. SICAK PARA, CARRY TRADE, KARA PARA… Sıcak Para, Carry Trade (taşıma su diyorum ben buna) ile gelen paraların büyük bir kısmı yukarıda anlattığım yollarla elde edilen paralardır. Merak ettiğim bir konu var: gelen bu sıcak para içinde İsrailli Carry Trade’cilerin izi var mı? Hani onlara ambargo uyguluyoruz ya! Yapılan pazarlıklar ile verilen tavizler üzerine bu paralar geliyor ve üstüne katarak geri gidiyor. Adamlar yeteri kadar kazandık, sömüreceğimiz daha kazançlı yer bulduk oraya gidiyoruz, verin paralarımızı deyip alıp giderlerse rezervler tısss... Yani Para Babalarına çalışıyoruz! Gelen paralar borç hanemize mi yazıyor yoksa kasamıza gelir diye mi yazıyor, bilen varsa söylesin. Yani Merkez Bankası Rezervlerinin kaçta kaçı Türkiye Cumhuriyeti'nin öz sermayesine katılıyor. Bari bizim olmayan bu paraları iyi değerlendirelim biz de kazanç elde edelim… Yıllardır aynı terane, sıcak para geldi, sıcak para gitti. Sıcak para getirmek için Ekonomist olmaya da gerek aslında! Sana yolu onlar gösterir zaten. Sıcak Para mı istiyorsun? Şunları yap bunları yap, en az şu kadar kazanacağımızı ve paramızı çok kolay geri götüreceğimizi garanti et yeter! Ondan sonra gelsin sıcak sıcak paralar… BİZDE ZENGİNLİK DEVLETİ SÖMÜREREK OLUYOR… Avrupalılar yüzlerce yıldır zapt ettiği coğrafyaları sömürge haline getirip kaynaklarını sömürerek zenginleşmiş… Bu yöntemi hala sürdürüyorlar! Bizim gibi ülkeleri de para tuzaklarıyla sömürüyorlar… Biz ise Devletimizi sömürerek zengin olmak istiyoruz. Siyasetçiler Devleti, Belediyeleri, Kamu Kurumlarını yönetir; yandaşları da siyasetçi abilerinin desteği ile devleti sömürür. Yine de çok güçlü ve zengin bir ülkeyiz; içerden de dışardan da yıkamıyorlar bizi… Ayakta kalacağız ama kafamızı kullanırsak! Hoşça kalın, haftaya yine buradayız…












