Arama Sonuçları
Search this site
Boş arama ile 171 sonuç bulundu
- YEREL SEÇİMLER: SİYASİ PARTİLERDEN ÇOK BAŞKAN ADAYLARININ NİTELİKLERİ ÖNEMLİ OLACAK
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, İMECE Gazetesi, Mersin 30/09/2023 Uğurola Mersin! Bu yazımda biraz siyaset yazdım, malum siyaset hep güncelliğini koruyor… KILIÇDAROĞLU'NUN KONUŞMASI İPUCU VERDİ… CHP Genel Başkanı sayın Kılıçdaroğlu'nun Genel Seçimlerin ardından CHP'li belediye başkanları toplantısında yaptığı konuşmada söylediği sözler en azından CHP'de Belediye Başkan adaylarının nasıl belirleneceği konusunda bir ipucu verdi: 'Altı bin tane aday adayı vardı. Ben en yakın çalışma arkadaşlarım olan MYK üyelerime güvendim. Bölge bölge çalışıp getirdiler. Zaten benim başımda bir sürü iş vardı. Bu adayları benim tanıma fırsatım olmadı. Ben arkadaşlarıma güvendim, onlar da HAK EDENDEN ZİYADE KENDİLERİNE YAKIN İSİMLERİ MİLLETVEKİLİ YAPTILAR.' Ana muhalefet CHP'de durum böyleyse, aşağı yukarı tüm partilerde de böyledir; zaten milletvekili aday listelerinden neredeyse tüm partilerin gönül verenleri rahatsızlık duydu. Yani seçmeleri için önlerine konulan milletvekili adaylarının birçoğunun kendilerini temsil etmediğini gördüler… Önlerine öyle milletvekili adayları konuldu ki; aşağıdan yukarıdan baksan da sağdan soldan baksan da aday gösterildikleri partilerle hiçbir ilgisi yok… Yani, partimizin adayları bunlar işte, ses çıkarmayıp partimizin birlik beraberliği için bunlara oy verin diyorlar… Partilere gönül verenler de kalpleri kırılmış bir durumda istemeye istemeye oy veriyorlar… İttifak milletvekili adaylarını ayrı tutuyorum; onlar da ayrı bir tartışma konusu… Gerek milletvekili gerekse belediye başkan adaylarının belirleneceği illerde geniş çaplı araştırma ve danışmaların yapılması gerekirdi… Kentlerin nabzını tutan ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, mühendis ve mimar odaları, sivil toplum kuruluşları var… Bu kurumlar yok sayılıp yalnızca parti örgütlerinin ya da partilerin yerelde en etkili konumundaki insanlarına bırakılamaz adayların belirlenmesi… Bırakılırsa sayın Kılıçdaroğlu'nun söylediği gibi hak edenden ziyade kendilerine yakın isimleri belirlerler… Bu da büyük rahatsızlık yaratır… Birilerinin sözünden çıkmayacak değil, tüm kent için çalışacak, kenti dinleyecek adayların belirlenmesi gerekiyor… BU YÜZDEN BU SEÇİMDE PARTİ GENEL MERKEZLERİ, YALNIZCA PARTİ ÖRGÜTÜNÜN BAŞINDAKİ YA DA YERELDE PARTİNİN EN ETKİLİ KONUMUNDAKİ KİŞİLERİNE BIRAKMAYACAK, BIRAKMAMALI DA ADAYLARIN BELİRLENMESİNİ DİYE DÜŞÜNÜYORUM… MERSİN'DEKİ SİYASİ PARTİLERİN GENEL GÖRÜNÜŞÜNE KISA BİR GÖZ ATALIM… Genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Ana Muhalefet Partisine gönül verenlerin bozulan morallerini, yıkılan hayallerini toparlayacak olgun bir davranış sergilenmedi. Bu ruh haliyle CHP İl ve İlçe Genel Kurulları, Delege ve Kurultay Delegeleri seçimlerine girildi. Hayli hareketli, heyecanlı, tartışmalı günler geçirdi CHP'liler. Gerilen sinirler de hala hayli yüksek… Delege seçimlerindeki tutumlar yüzünden özgür iradenin listelere yansıtılmadığını düşünüyor bir kesim… Listelerin belirlenmesine hayli itirazlar var partililerde… Belediye başkan adaylarının belirlenmesinin milletvekili adaylarının belirlendiği şekilde yapılacağı endişesi var partililerde… İyi Parti ise arayışını sürdürüyor… Altılı masada çok fedakarlık yaptığını düşünüp şimdi İyi Parti için fedakarlık yapılmasını istiyor ve bekliyor. Yeşil Sol Parti de anahtar parti olduğunun bilincinde olarak sessiz ve derinden gidiyor… Yeşil Sol Parti seçmeni de artık yeni şeyler duymak ve görmek istiyor… Etnik kökene dayandırılmayan, Türkiye'nin birliğine yönelik bir tutum bekliyor Yeşil Sol Partiden. Adımlarını tüm Türkiye halkını düşünerek atarsa seçmenden takdir görür Yeşil Sol Parti… MHP tabanının desteğini hiç kaybetmiyor; milliyetçiliğin yanısıra Atatürk değerlerini ve Cumhuriyet kazanımlarını koruyup kollamasını istiyor seçmenleri… Ekonomik ve sosyal alanlarda Türkiye adına biraz daha etkin olması gerektiği düşünülüyor. Ak parti ise yine kendinden emin görünüyor… Genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki başarısı daha da umutlandırdı ve cesaretlendirdi yerel seçimler için… Özellikle Büyükşehirleri almak için farklı planlar ve atraksiyonlar hazırlıyorlar… Ama ekonomideki kötü gidişin bir türlü durdurulamayışı da seçmeninde endişe yaratmıyor değil… Bir de Atatürk, Cumhuriyet ve Demokrasi karşıtı insanların bu değerlere hakareteler yağdırmasının engellenmesini istiyor halkımız. Sessiz kalınması bu çevrelerin cesaretlenmesini ve daha şiddetli söylemlere ve eylemlere girişeceği endişesini doğuruyor. OKURLARDAN GELEN MESAJLAR… Bu köşede okurlarımdan gelen çeşitli anekdotları, bilgileri ve önerileri de paylaşacağım. Son genel seçimlerde önemli bir partiden Mersin milletvekili aday adaylığı başvurusu yapan bir okurum anlatıyor başından geçenleri; aynen aktarıyorum yazdıklarını noktasına virgülüne dokunmadan, yalnızca isimleri kararttım: Son genel seçimlerde önemli bir partiden Mersin milletvekili aday adaylığı başvurusu yapan bir okurum anlatıyor başından geçenleri; aynen aktarıyorum yazdıklarını noktasına virgülüne dokunmadan. 'Baskanim chp de milletvekili aday adayligi sürecini bizzat yaşamış biri olarak katkı sunmak isterim yaziniza. Malumunuz chp de milletvekili aday adayligi sureci parti icinde belirlenen bir komisyon tarafindan yurutuldu. Ben gorusmemi Engin Özkoç ile gerceklestirdim. Gorusmeden ciktigimda kesin aday listesinde yer alacagimi dusundum. Sonrasinda ogrendim ki her aday adayi oyle dusunmus çunku herkese ayni davranilmis. Bu samimiyetsiz surecin ardindan Genel Baskan bir aciklama yapti ' Bizim komisyondaki arkadaslar bu süreci ahbap cavus iliskisi ile yurutmus ' akabinde ne oldu derseniz. Hic bir sey. Engin Özkoç örgütlerden sorumlu Genel Baskan Yardimcisi... il ilce kongrelerinde bu durumu engellemeye dönük bir sey yapildi mi ? Tabiki hayir. Dolayisiyla yasananlar gosteriyor ki önümüzdeki süreçte de pek bir sey degismeyek. Peki bu durum chp ye kazandirir mi ya da kaybettirir mi onu da secimlerde gorecegiz.' Diye mesaj atmış bana okurum. Partiye kazandırmaz ama kişilere kazandırır değerli okurum. Bu yurttaşımız partisi için emek harcamış, idealleri var, gönül verdiği partisinin milletvekili olarak ülkeye hizmet etmek için aday adaylığı başvurusunda bulunmuş… Elbette adaylığın garanti olmadığını biliyor. Ama partisiyle hiç ilgisi olmayan insanların aday gösterildiğini görüp kahroluyor… BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI ÇOK NİTELİKLİ OLMALI… Evet bu kent partisine gönül vermiş, nitelikli ve Mersin'de yaşayan insanlar tarafından yönetilmeyi ve temsil edilmeyi istiyor ve hak ediyor. Başlıkta yazdığım gibi Belediye Başkan adaylarının nitelikleri seçimlerde belirleyici başat kriter olacak. Belediye başkan adayları kişilik ve etik değerler anlamında, eğitim, bilgi, zeka, deneyim ve mesleksel yönden üstün nitelikli olmalı… Çıkar gruplarına ve kişilere bağımlı olmayıp bu tür insanlarla kol kola olmayan ve olmayacak, illegal örgütlerin kapısından bile içeri girmemiş, yüzü ileriye dönük insanlar olmalı… İhaleleri şeffaf yapmalı, adrese teslim ihale şartnameleri hazırlatmamalı, serbest rekabet ortamı hazırlayıp kentin kaynaklarını dar bir çevrenin hortumlamasına engel olmalı… İhaleler için gizli ittifaklar kurulmasına engel olmalı… Etnik kökenine, mezhebine, hemşeriliğine ya da partideki dayısına güvenerek aday adayı olmamalı… Tüm ilin sorunlarına vakıf olmalı… Aday adayları kenti ileriye taşıyacak projelerle birlikte başvuru yapmalı… Her şeyden önce kibirli, despot, anlayışsız ve dediğim dedik olmamalı… Alçakgönüllü, halkı dinleyen, sivil toplum kuruluşları ile barışık olmalı… Eleştiri yapanları düşman ilan etmemeli… Bir de KENTİ BİRLİKTE YÖNETECEĞİZ sloganını kullanmamalı… Birlikte yönetmeyelim de kentin nabzını tutsun, istişarelerde bulunsun, topladığı bilgileri değerlendirip kendi yönetsin. Sonuçta tüm kente hizmet edeceğini bilmeli… BU KÖŞE ETKİLEŞİMLİ BİR KÖŞE… Bu köşedeki ilk yazımda belirttiğim gibi etkileşimli bir köşe burası… Okurlarım görüşlerini, yaşadıklarını, önerilerini bana iletebilir, iletiyorlar da… Elimden geldiğince bu kentin sesi olacağım… Belki yazdıklarımdan hoşlanmayıp bana düşmanlık yapmak, maddi manevi zarar vermek isteyenler olabilecektir… Ama her şey Mersin için diyerek her kötülüğe karşı dururuz… GELELİM GENÇLERE! Kendinize güvenin ama önemli olan başkalarının güvenini kazanmak ve daha da önemli olan bunun sürdürülmesidir. GÜVEN BİR AYNA GİBİDİR. BİR KEZ ÇATLADI MI HEP ÇİZİK GÖSTERİR. Haftaya yine buradayız, sağlıkla kalın!
- NE OLACAK BU ÜLKENİN HALİ? İYİYE DOĞRU GELİŞİP DÜZELEN PEK BİR ŞEY YOK
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, İMECE Gazetesi, Mersin 08/10/2023 Uğurola Mersin, Arada bir sosyal medyada geçmiş paylaşımlarıma göz atıyorum; değişen bir şeyler var mı yoksa hala güncelliklerini koruyorlar mı diye… Bu yazıyı yazmadan önce yine şöyle bir karıştırdım geçmiş paylaşımlarımı… Dokuz yıl önce 7 Ekim 2014 tarihinde Sosyal Medyada aşağıdaki paylaşımı yapmışım. 'Yazık oluyor Türkiye'ye. Suya sabuna dokunmak gerekir, artık, daha çok geç olmadan. Kimler yanlış yapıyorsa, kötü niyetli davranıyorsa onlara artık dur demeliyiz. Kenetlenmeliyiz yalnızca Türkiye için. Türkiye'nin önünde başka bir öncelik yok, hele de kişilerin çıkarları, Türkiye'nin çıkarlarının önüne geçmemeli, geçirilmemeli. Türkiye nerelere sürükleniyor, bilen var mı? Kusura bakmayın ama bıktım artık etnik kökencilikten, mezhepçilikten, dincilikten, din tüccarlığından, Atatürk düşmanlığından. Kime, kimlere yalakalık yapıyoruz, yaranmaya çalışıyoruz; her gün sahte, yapmacık mesajlardan geçilmiyor ortalık.' Sonra da sordum kendime: Kişisel çıkarlar mı ülke çıkarları mı? Kişisel çıkarlar mı toplumun çıkarları mı? Türkiye'nin önünde başka bir öncelik olabilir mi? Doğal davranan var mı yoksa çoğunlukla yapmacık mı davranılıyor? Toplumun hassas değerleri siyasetçiler tarafından kullanılıyor mu? Toplum hassas değerlerinin kullanılmasına izin veriyor mu? Din tüccarları tarikat, cemaat adı altında çıkar güruhları oluşturup ülkeyi ve insanları sömürüyor mu? Dinciler halkın cahilleşmesi ve safsatalara inanması konusunda daha bir cesaret ve azimle her yerde boy gösteriyor mu? Atatürk düşmanları daha da bir cesaret ve azimle Ulu Önder'i karalıyor mu? Siyasetin ve siyasetçinin esiri olmayı sürdürüyor muyuz? En ufacık bir çıkar karşılığında kolaylıkla saf değiştiriyor muyuz? Liyakat kriterlerimizde yer alıyor mu? En önce kendimizi sorguluyor muyuz? Etrafımızı sorguluyor muyuz? Bizi yönetenleri sorguluyor muyuz? Siyasetçileri sorguluyor muyuz? Koltuğu kapanların tutum ve davranışları değişiyor mu? Sorgulamalarımızı derleyip toparlayıp ona göre karar veriyor muyuz? Doğruya doğru yanlışa yanlış diyor muyuz? Yukarıdakiler gibi yüzlerce soru sorup kendiniz yanıtlayabilirsiniz… Çıkan sonuçlara göre de iyiye doğru gelişip düzelen pek bir şey var mı yok mu karar verirsiniz… Sorgulayıp değerlendirme yaparak özgür irademizle karar verirsek doğru yapmış oluruz diyorum… Eğer sorgulamadan karar veriyorsak sorun bizdedir; taraftar olmuş oluyoruz… İlimizin değerlerini, geçmişini, kültürünü, güzelliklerini koruyabilip gelecek nesillere iletebiliyor muyuz? MERSİN'İN DEĞERLERİNİ KORUMALIYIZ... Bu Cumartesi günü Toroslardaki Sadiye Köyü'ne, adı şimdi Atlılar Mahallesi, Toroslar Belediyesi ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odasının işbirliğinde yapılan Sadiye Köyü Sosyal Tesisinin açılışı için gittim… Geçen dönemdeki MTSO Başkanlığım döneminde o zamanki Yönetim Kurulu ile hayata geçirdiğimiz bir projeydi. Sağolsunlar MTSO'nun yeni başkanı Hakan Sefa Çakır ve başkan yardımcısı Cem Bucugenin davetleri üzerine katıldım bu açılışa… Görülmesi gereken bir köy Sadiye… Tarihi hayli ilginç ve kendilerine özgü bir kültürleri var… Kafkasya'da yaşanan soykırımın ardından anavatanlarından sürgün edilen Çerkeslerin kurmuş olduğu bir köydür Sadiye. 1885 Yılında Novorossisk Limanı'ndan içinde sürgüne gönderilen Çerkes halkın olduğu 3 gemi Ürdün ve Lübnan'a doğru yola çıkarılıyor… Mersin önlerine ulaşan gemilerden birinde çıkan arızadan dolayı gemi Mersin'de onarıma alınıyor… Arıza uzun sürünce gemideki insanların Mersin'e yerleştirilmesine karar veriliyor… Mersin'in 60 km kuzeyindeki Toros Dağları eteklerinde yer alan bölgeye yerleştiriliyorlar. Bu çalışkan insanlar Mersin'in halen tek Çerkes köyü olan Sadiye köyünü kuruyorlar… Harika bir doğa var; ormanlarla çevrili… Dünyaca ünlü kirazlar yetiştiriliyor… Mersin'deki tek Çerkes Köyü olan Sadiye köyünü, kültürünü ve doğasını korumalıyız. Bu bölgenin kiraz bahçelerini satın alıp villa siteleri oluşturulmaya çalışıldığı köyde dile getiriliyor… Eğer Türkiye'de bir şeyler değiştiyse bunun önüne geçilir… Gençlere… Doğayı sevin, çevreyi koruyun… Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk doğayı çok sever ve önem verirdi… Atatürk ün doğayı, ağacı sevmesinin en belirgin örneklerinden birisi de kuşkusuz Bozkırın ortasında kurduğu Atatürk Orman Çiftliğidir. Günümüz insanı bugün çevre sorunlarıyla boğuşurken Ulu Önder Atatürk'ün 1930 yılında söylediği şu sözleri onun ne kadar ileri görüşlü olduğunu bir daha göstermektedir: 'Çevreyi korumak aklın gereğidir.' 'Yeşil görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırınız ki, görmeyenler bile yeşillikler arasında olduğunu anlasın.' 'Ağaç, çiçek ve yeşillik uygarlık demektir.' 'Ormansız ve ağaçsız toprak vatan değildir.' Hoşça kal Mersin, haftaya pazartesi yine buradayız kısmetse…
- NE OLACAK BU SİYASETİN HALİ? ÜLKE ÇIKARLARI MI? PARTİ ÇIKARLARI MI? YOKSA KİŞİSEL ÇIKARLAR MI???
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, İMECE Gazetesi, Mersin 16/10/2023 Uğurola Mersin! Bu hafta biraz siyaset ve siyasi partilerle ilgili yazdım… Neden??? Çünkü Türkiye'de her şey siyaset… Çünkü siyasi partilerimiz iyi yönetilmiyor… Ülkenin kalkınması, halkın refahı, huzuru ve mutluluğunun artması için iyi yönetilmesi gerekir… İyi yönetilmesi için de güçlü liderleri ve kadroları olan iyi yönetilen güçlü siyasi partilere gereksinim duyuyor Türkiye… İnsanlar hakkıyla oy verecek parti göremiyor… İnsanlar gönül rahatlığı ile oy verecek lider ve adaylar göremiyor… Partilerde köşeleri tutanların belirleyip dayattığı adaylara oy vermek zorunda bırakılıyor seçmenler… Bunları ben söylemiyorum; sokaktaki, işyerindeki, evindeki insanlar söylüyor… Sohbetlerde kime oy verelim, sen niye ona oy veriyorsun diye sorulduğunda en çok duyduğumuz yanıt şu: 'Tamam ona oy vermeyelim ama kime verelim, kim var söyle? Göster birini, şuna verelim de, verelim'… İnsanların birçoğu seçenek göremeyince en güçlü gördükleri parti ve lider kimse ona yöneliyor… İnsanlar ülke çıkarlarını en önde tutan güçlü liderler, güçlü kadrolar ile donanmış güçlü partiler istiyor… İnsanlar partilerde ne yerelde ne de ulusalda kişisel iktidar peşinde koşan insanları istemiyor… İnsanlar partilerinde koltuklarında kalmak için yandaş ve dar kadrolarla yönetilen partiler istemiyor… Yalnızca kendi tabanına yönelip, kendi tabanına göre politikalar izleyen partilere yönelmiyor ne yazık ki… Onun içinde oy oranları aşağı yukarı hep aynı kalıyor; oylar artmıyor. Kararsızlar bekliyor, inceliyor… Adaylara bakıp süzüyor, adayların belirlenme sürecini izliyor… Oy vermeye değer bir parti, aday ve lider göremezse; Ya oy kullanmıyorlar ya da yeni kurulmuş bir parti ufacık bir umut veriyorsa ona, ya da en güçlü gördükleri lider ve partiye, ya da kızıp hiç ilgisiz bir partiye oy atıyorlar… Siyasi Partiler artık yenilenmeli; programları, tüzükleri, kadroları gözden geçirilip çağa ve geleceğe uygun hale getirilmeli… Tüm üyelerin, kadroların belirlenmesi süreçlerinin içinde olduğu bir siyaset ortamı isteniyor… İşin kolayı tabanını tut yeter taktiği, yani ufak olsun bizim olsun… AK PARTİ: GÜÇLÜ LİDER PARTİYİ SIRTLIYOR… AK Parti var olan partiler arasında belirsizliğin olmadığı, üyelerinin pek rahatsızlık duymadığı, itişip kakışmanın olmadığı tek parti görünümünde… Tabii perde arkasında onların da çok büyük sıkıntılar içinde ve parti içi çekişmelerinin olduğu biliniyor… Ama güçlü ve iradesini her ortamda ortaya koyan bir liderleri var… Parti gücünü bu güçlü liderden alıyor. Neredeyse partiye verilen oyların tamamı lider için veriliyor… Durun dediği zaman duruluyor… Atadığı kadrolara itirazlar olmuyor… Tabii bir de iktidarda olmanın gücü ve etkisi var… AK Partinin özellikle büyük illerde sevilen, sayılan, çok güçlü, yalnızca AK Parti tabanına değil o kentin kültürüne ve farklı siyasi görüşlere hitap edebilecek, iktidarın gücünü o kente aktarabileceğine halkı inandırabilecek belediye başkanı adayları arayışında olduğunu herkes konuşuyor. Kentler artık her konuda atılım yapmak istiyor, insanlar çağdaş ve konforlu yaşayabilecekleri kentlerde yaşamak istiyor… AK Parti bunu biliyor… Ancak şunun da farkına varmalı: kültürüme dokunma, yaşama biçimimi değiştirmeye çalışma… Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e, Cumhuriyete ve çağdaşlığa dil uzatan meczuplar güruhuna da izin verme… Tabii ekonomiyi düzelt yerel seçimlerden önce diye büyük bir de talep var halktan. Ekonomideki sıkıntılı durum en büyük handikap AK Parti için bence… AK Partinin güçlü lideri Sayın Tayyip Erdoğan ile birkaç kez el sıkışıp ayaküstü sohbet ettik… Ama Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin 21 Ocak 2019 yılında yapmış olduğu Türkiye Ekonomi Şurasında Sayın Erdoğan'a kürsüden Ticaret ve Sanayi Odalarının görüşlerini ve sorunlarını aktarmıştım… Yine aynı toplantıda Mersin'in bekleyen yatırımları ile ilgili bilgi verip bir an önce tamamlanması isteğimizi de iletmiştik. Yüzlerce oda ve borsa başkanının huzurunda karşılıklı konuşma şeklinde geçen bu görüşmede Sayın Erdoğan'ın Mersin'i ve yatırımlarını çok iyi bildiğini gördüm. Orada ilgililere talimatlar da vermişti bu yatırımların biran önce tamamlanması için. Ama ne yazık ki Mersinliler olarak bir türlü etkimizi koyamadık Mersin'deki yatırımlar için… CHP: Sular durulmalı… CHP Kurultayı için önemli ve etkili olacak İstanbul İl Genel Kurulu sonuçlandı… Değişimden yana olan İl Başkanı adayı Özgür Çelik seçildi. Kadrolarda da değişim olmalı ancak CHP'yi gerçek sosyal demokrat kimliğine büründürecek zihniyet değişimi daha önemli… Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ile ilgili üzerinde büyük bir vebal taşıyan CHP'de sular durulmalı, kısa sürede birleştirici, tüm ülkeye inanç ve umut veren olgun bir tutum sergilenmeli. Çünkü Yerel Yönetimler Seçimlerinde iddialı olma planlarını gerçekleştirmek zorundalar, bu kez de başarısız olunursa partiye gönül verenlerin umudu çok kırılır… Koltuk kapma ve mevcut koltukları koruma mücadelesinde dikkat edilmeli, yandaşlar yaratılmamalı, insanları ayrıştırıp, kırıp dökmeden yapmalılar bu mücadeleyi… Aslında bu iç kavga ve çekişmeler CHP'nin ne kadar dinamik olduğunu gösteriyor... Ama fazlası da hayli agresif ve antidemokratik bir görüntü yayıyor... Umarım düşmanlıklar, ayrışmalar yaratmaz bu ortam… Kurultay Delegeleri töhmet altında bırakılmamalı; o yazdı listeye, bu yazdı listeye, onlar onun akrabası, bunlar şunun yanında çalışanlar, aslında kendi adaylığını garantilemek için delegeleri pazarlık konusu yapacak, o ne derse o yönde oy kullanacaklar, vs… Artık delegeler seçildi… Delegelerin geçmişten bugüne değerlendirmeler yapıp, sorgulayıp, düşünüp kişilerin çıkarları için değil, özgür iradeleri ile Türkiye'nin ve yaşadıkları kentlerin çıkarları için CHP Kurultayında oy kullanacaklarına inanmak istiyorum… Kurultay Delegeleri seçildikleri ili ve illerde yaşayan insanları temsil ediyorlar ve etmeliler… Kendilerini listelere yazdıranları temsil etmiyorlar, bunun bilincinde olmalılar… Ortada Türkiye var, kişilerin çıkarları yok… Sonuçta Kurultay biter kavga da biter diye düşünüyorum... Sonra ne yapılmalı? Yerel Yönetimler Seçimlerine odaklanılmalı... Yerel Yönetimlerle ilgili kentlerde yaşayanların yaşamlarını kolaylaştırıcı, giderlerini azaltıcı, kentlerin her anlamda gelişmesini sağlayacak ve gelecek nesillere göre çevreci planlar yapıp iş dünyasının da önünü açıcı gerçekçi projeler ve programlar ortaya konmalı. Özellikle Büyükşehir Belediye Başkanları illerin liderleri ve lokomotifleri olmalı; sivil toplum kuruluşları, akademik meslek odaları, ticaret, sanayi ve esnaf odaları ile işbirliği içinde olmalı… Tüm kenti kucaklayıp birleştirmeli ve kentin gücünü ortaya çıkartmalı… Adaylarını belirlerken ince eleyip sık dokumalı CHP… İstanbul'u Değişimcilerin almasının elbette Kurultayda sonucu belirleyici bir rolü olabilir… Genel Başkan adaylarından Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Sayın Özgür Özel ile bir kaç kez görüşmüşlüğüm var. Sayın Kılıçdaroğlu ile Mersin'de düzenlenen Büyük Nakliyeci Buluşması etkinliğinde birlikte olup Mersin ve Nakliye Sektörü üzerine sohbetimiz olmuştu. Daha sonra Ankara'da CHP Genel Merkezinde ziyaret edip Mersin ve Türkiye üzerine sohbet yapıp görüşlerimizi aktarmıştık. Nazik bir insan, karşısındaki dikkatle dinliyor ama söylediklerinizi onaylıyor mu, onaylamıyor mu tepkisini hiç belli etmiyor. Tabii ben birçok şey anlattım, acaba ne düşündü diye de hayıflanmadım değil. Sayın Özel ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası'nı ziyaret ederek Mersin İş Dünyasına partisinin hedeflerini ve çalışmalarını anlattığı toplantıda bir araya gelmiştik. Bu toplantıdan sonra Sayın Özgür Özel'e Atatürk Rozetimizi takmıştık. Rozeti taktıktan sonra bana teşekkür edip, sayın başkan bu rozeti Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı ilk gün göğsüme takıp size fotoğraf atacağım demişti. Gerçekten de sözünü tutup 05/10/2021 tarihinde fotoğrafı çekip yollamıştı bana. Yani sözünü unutmayıp tutan birisi. Her ikisine de başarılar diliyorum, ülkemiz için en iyisi neyse o olur diye umuyorum. Söz Kurultay Delegelerinin artık; düşünüp, sorgulayıp özgür iradeleri ile temsil ettikleri ilin adına kararlarını vermeliler! YEŞİL SOL PARTİ: ARTIK NORMALLEŞME VE TÜRKİYE PARTİSİ OLMASINI BEKLİYOR İNSANLAR… Etkin kökene dayalı bir parti görünümünden süratle çıkıp Türkiye partisi olmalılar… Programları, uygulamaları ve kararlarının parti organlarının içerisinde tartışılıp planlandığına insanları inandırması gerekiyor… İnsanlar böyle istiyor inanın… Artık karar vermeli Yeşil Sol Parti… Sol bir parti mi? Sosyal Demokrat bir parti mi? Sağcı bir parti mi? Milliyetçi bir parti mi? Etnik kökene dayalı bir parti mi? Halk siyasi malzeme olarak kullanılmamalı, demokrasi isteyen demokrat davranır; bunlar Türkiye'deki bütün partiler ve siyasetçiler için geçerlidir… Yani halkın dini, mezhebi, etnik kökeni, nereli olduğu siyasi malzeme olarak kullanılmamalı siyasiler tarafından. Ekonomik sıkıntıyı Türk te çekiyor, Kürt te çekiyor Arap ta, Sünni Müslüman da Alevi Müslüman da Hristiyan da… MHP: KENDİ POLİTİKALARINI ORTAYA KOYUP ÇAĞIMIZIN GEREKLERİNE GÖRE PROGRAMLAR ORTAYA KOYMALI… Tabanının hiç terk etmediği ideoloji partisi MHP artık dünyadaki ve Türkiye'deki konjonktürü görüp okumalı… Kendi özgün ekonomik, siyasi ve toplumsal programlarını ortaya koymalı artık… Salt milliyetçi söylemlerle bir noktanın ötesine geçilemeyeceğini anlamalı ve aynı safta olmayanlara kızıp bağırıp hakaret etmekle de bir yere varılamayacağını anlamalı… Bu tutumla yalnızca kendi tabanını dinamik tutabiliyor… MHP'yi büyütmek için önce gidenleri geri getirecek yumuşak, insani ve içten söylemler kullanmalı. Sonra da pastayı büyütmek için tüm topluma yönelik sıcak, birleştirici ve gelecek vaat eden programlar ortaya koymalı… Elbette Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve bölünmez bütünlüğünü perçinleme çabalarını takdir edip saygı gösteriyorum… Ama 'NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE' sözünü söylemiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e de sahip çıkması gerekiyor… MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli ile bir kez Mersin'deki bir toplantıda bir araya geldim, ama sohbet etme imkanım olmadı. İYİ PARTİ: MASADAN KALKTIKTAN SONRA SARSILDI EPEYCE… Çok uzun süren yuvarlak masa toplantıları sürecinde ağırbaşlı ve mantıklı bir tutum izleyip topluma güven verici açıklamalar yaptı. Karşılık da buldu… Ancak son anda masadan kalkması soru işaretleri yaratınca topladığı seçmenin bir kısmı geri döndü. 81 İlde de kendi adaylarıyla seçimlere girecekleri açıklamalarını ısrarlı bir şekilde sürdürmesi acaba sorularını ortaya çıkarıyor. Acaba yeni ittifaklar arayışı için manevra mı yoksa gerçekten dediklerini yapacaklar mı? İddialı olabilecekleri kentlerde çok güçlü, güvenilir, tanınır, saygı görür adaylar çıkarması gerekir… Sayın Meral Akşener ile Mersin'de yaptığı iki toplantıda bir araya gelip sohbet etme imkanı buldum. Etkileyici bir insandı ve kararlı bir duruş görüntüsü veriyordu... GENÇLERE… Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyet'ini siz gençlere emanet etti. 'Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister' demiş Gazi Mustafa Kemal. Aslında Ulu Önder'in istediği gibi yetiştirilmiş o kadar çok genç var ki Türkiye'de… İyi eğitimli, bilgili, teknolojiyi benimsemiş ve çok iyi kullanan, ileri görüşlü, girişken, yüksek kültüre sahip, etik davranan, yabancı dili olan, insanlarla iyi iletişim kuran bir gençlik var Türkiye'de… Değerlendirilmeliler bu genç insanlar. Organize olup siyasetle ilgilenmeli, dinamikliklerini siyasete katmalı bu gençler… Türkiye'yi ve Türkiye'deki siyaseti ancak siz gençler, her yönden iyi donanımlı siz gençler değiştirebilirsiniz… Haydi gençler Türkiye ve yaşadığınız kentler için kolları sıvayın… Gençler deyince tabii ki kızlar ve erkekler birlikte, yalnızca erkekler üstüne alınmasın… Hoşça kal Mersin, haftaya pazartesi yine buradayız kısmetse…
- ÖĞRETMENLER: TOPLUMUN EN SAYGIN İNSANLARIDIR.
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 24 Kasım 2023 ÖĞRETMENLER… Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenleri ne kadar çok önemsediğini gösteren kısa bir anı. Yıllardan 1923… İlgili kişiler Atatürk’e soruyor: “Paşam, vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, ne kadar verelim?” Ulu Önder’in yanıtı; kısa ve net: “Öğretmen maaşlarını geçmesin.” Öğretmenlerin değerini anlatmak için başka söze gerek bırakmıyor Ulu Önder’in bu talimatı; anlayan anlasın! 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutladık dört gün önce… Öğretmenler geçim derdinde… Öğretmenler borç harç içinde… Öğretmenler atama bekliyor… Birçoğu asgari ücretle, bazıları belki biraz üzerinde çalışmaya razı oluyorlar… Ama yine de helal olsun onlara eğitim ve öğretimi aksatmadan sürdürüyorlar… Çünkü Başöğretmenleri onlara talimat vermiş: “Öğretmenler; yeni neslini, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve YENİ NESİL, SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR…” Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşından sonra CEHALETLE savaşmıştır. Cehaletin ancak çağdaş eğitim ve bilim ile yenilebileceğini biliyordu… Öğretmenler toplumun en üst düzey, en saygın mesleğine sahip insanlarıdır. Öğretmenlere öyle saygı dolu, öyle huzurlu bir ortam oluşturmalıyız ki; Başöğretmenlerinin talimatını eksiksiz yerine getirsinler… KIRSALDA EĞİTİM… Eğitim sisteminin sürekli yap boz tahtasına çevrilmesi, Eğitim Sistemini Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği çağdaş eğitim yolundan saptırmaya yönelik çabalardır… Gerçek eğitimciler bunun farkındalar, ama bir türlü inisiyatif gösteremiyor Milli Eğitimdeki gerçek eğitim kadroları… Köy Okullarının kapatılıp Taşımalı Eğitim Sistemine geçilmesi yalnızca çocukların eğitimine darbe vurmadı; köylerde yaşayan toplumun eğitilmesine de darbe vurdu. Neden? Köylerde Köy Okullarının olması demek her köyde en az bir öğretmenin olması demektir. Bu öğretmenlerin köylerdeki halkla sürekli içli dışlı olması oradaki yetişkinlerin de eğitilmesine katkı sağlıyordu… Her köyde bir cami ve imam var, olmalı da ama her köyde bir okul ve bir öğretmen de olsun, olmalı da… Devlet eğitim konusunda tasarrufu düşünmemelidir. Eğitimden tasarruf ederek gelecek nesillerimizi nasıl yetiştiririz? KENTLERDE EĞİTİM… Kentlerin bütçe anlamında ve her anlamda en büyük kurumları belediyelerdir… Belediyeler de kentlerinin eğitim sorunlarına destek sağlayıp uyguladıkları projelerle katkıda bulunuyordur mutlaka… Üniversite bulunan kentlerde üniversite öğrencilerinin barınma sorunu çok ciddi boyutlara ulaştı. Bu durumu gören Mersin belediyelerinin bazıları öğrenci yurtları yaptılar. Tüm belediyeler öğrencilerin çağdaş, sıhhi ve güvenli barınma olanağı sağlayacak yurtların yapımına daha çok önem vermeliler. Belediyelerin bütçelerinde eğitim için konulan ödeneklerin de yeterli miktarda olması gerekir… Hükümetler Merkezi Bütçeden kentlerdeki üniversite öğrenci sayısına göre belirli bir oranda pay aktarabilir öğrenci yurtlarının yapımı için. Gördüğüm önemli bir sorun da okulların başlama ve dağılma saatlerinde tüm okulların önünde büyük bir trafik karmaşası oluşuyor… Servis araçları, çocuklarını almaya gelen velilerin araçları ve normal trafik akışının yarattığı düzensizlik okulların önünde curcuna yaratıyor… Buralarda emniyet trafik ekipleri ve belediye zabıta ekipleri koordineli çalışarak düzeni sağlayabilir… Ayrıca belediyeler bu bölgelerdeki yol tasarımlarını trafik akışını kolaylaştıracak biçimde yeniden düzenleyebilirler… Öğretmenler günü nedeniyle bu haftaki yazımı eğitime ayırmış olduk. Öğretmenler günü kutlu olsun! Hoşça kal Mersin, haftaya yine buradayız…
- DURUM: BİRAZ KARIŞIK
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 22 Kasım 2023 Uğurola Mersin, uğurola Türkiye, Avrupa Birliğinde içinde Almanya’nın da bulunduğu 10 ülkenin resesyona girmesi bekleniyor… Almanya Türkiye’nin ihracatının en yüksek olduğu bir AB ülkesi. İkinci olarak Amerika Birleşik Devletleri geliyor. Ardından sırasıyla İtalya, Birleşik Krallık, Fransa, Rusya, İspanya, Irak, Hollanda ve İsrail geliyor. En çok ihracatı Avrupa Birliğine yapıyoruz; Avrupa’nın en güçlü ülkesi Almanya resesyona girerse en büyük pazarımız olan Avrupa Birliğinde sıkıntı diğer ülkelere de yayılabilir ve ihracatımız bu durumdan olumsuz etkilenebilir. İsrail de en çok ihracat yaptığımız onuncu ülke. Orta Doğu’daki durum ortada; arada kalmış durumdayız. Hamas’ı savunan tek devletiz; Müslüman Arap Devletleri bile savunmuyor Hamas’ı… Bu arada İsrail’e tüm Dünyadan tepkiler büyüyor, artık kendi halkından bile Netanyahu’ ya büyük tepki ve protestolar var. İsrail’in kader birliği yaptığı, sırdaşı ve yoldaşı Amerika Birleşik Devletleri de artık Dünyadaki sağduyulu kesimlerin tepkilerine dayanamıyor. Kısa bir süre sonra İsrail-Filistin arasındaki çatışma bir süreliğine durulacak gibi görünüyor. Konjonktüre göre yeniden gerilim yaratılabilir İsrail ile Filistin arasında… Dış politikamızın iç politikaya göre kurgulanması ve sürekli değişken bir tutum sergilenmesi pek doğru gibi gelmiyor bana… Dış ticaretimizdeki ve politikamızdaki durum biraz karışık gibi görünüyor… YİNE ANAYASA VE SEÇİM SİSTEMİ DEĞİŞİKLİĞİ TARTIŞMALARI… Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan siyasete girdiğinden beri ne istediyse elde etti… Tabii bunları hem seçim sistemini hem de Anayasa’yı sürekli ortama ve konjonktüre uygun olarak kendi lehine sonuç alacak şekilde çok ince hesaplarla değiştirerek yaptı. Muhalefet siyasetçileri onun hep arkasından geldi; yapacaklarını engellemek için çaba sarfettiler. Ortaya pek bir argüman koyamadılar; hep yapamazsın, yaptırmayız, hesap soracarız gibi sonuçsuz çabalar içinde yılları geçirdiler. 31 Mart 2014 tarihinde sosyal medyada aşağıdaki paylaşımı yapmışım: “Türkiye'de iktidar sorunu yok, muhalefet sorunu var! Böyle bir ortamı lehine çeviremeyen bir muhalefet lider ve yönetim kadroları önce kendileri inanıyor mu bundan sonra bir şeyler başaracaklarına?” Ardından yine aynı görüşü 2 Kasım 2015 ve ardından 4 Ekim 2016 tarihlerinde paylaşmışım. Sonuç hep aynı olmuş, yani muhalefet sorunu bir türlü çözülmemiş… Yani muhalefet sorunu düzelirse Türkiye düzelir… Şimdi Ana Muhalefet Partisi CHP’de bir değişim oldu, Türkiye’ye bir değişim olacağı umutu geldi. Ana Muhalefet Partisindeki yeni Genel Başkanın ve Yönetim Kadrolarının geçirdikleri deneyimlerden sonra ne yapılması gerektiğinin bilincinde olduğu görülüyor. Muhalefet makus talihini yenebilecek mi? Önümüzde Yerel Seçimler var, süre çok daraldı… Etkili, düzgün, dürüst, güvenilir, yalnızca parti tabanına hitap eden değil tüm kesimlere hitap edecek, tüm kesimler tarafından benimsenecek, kucaklayıcı ve kapsayıcı adaylar belirlenmesi gerekir. Bu kısa süre yeterli olur mu? Bence olur… SEL BASKINLARI MERSİN'İN MAKUS TALİHİ Mİ? Yine biraz şiddetli yağmur, yine su baskınları, yollarda suyun içinde kalan araçlar, suların içinde bata çıka yürüyen insanlar… Kendimi bildim bileli Mersin’de sel baskınları sürüyor… Bu sorun çözülebilir mi? Çözülebilir tabii… İyi bir mühendislik çalışması, istatistiksel bilgiler ve dijital teknoloji kullanılarak çözülür. Bu konuda etkili olacağını düşündüğüm bir iki projem var; bu sorunun çözülmesi için bu projelerimi ortaya koyabilirim ilgilenen ilgililer olursa tabii… Mersin’de sel baskınları, ulaşım sorunu ve otopark sorunu öncelikli çözülmesi gereken üç sorun… Tabii ki çok sorun var, şehir merkezinin düzenlenmesi de öncelikli konulardan… Bu köşede Mersinliler olarak benimle paylaşacağınız öneri ve düşünceler irdelenip ve çözüm yolları ilgililere aktarılacaktır. GENÇLERE… Nobel Kimya Ödülü sahibi Türk bilim insanı Aziz Sancar şu sözleri çok önemli sevgili gençler: “Saygı istiyorsanız, önce kendinize saygı göstereceksiniz. Herkesten üstün değiliz ama kimseden de aşağı değiliz. Kendimizle iftihar edelim ki başkası da bize saygı göstersin.” Hoşça kal Mersin, haftaya yine buradayız…
- NE OLACAK BU ORTADOĞUNUN HALİ? UYANMAK BU KADAR ZOR MU???
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, İMECE Gazetesi, Mersin 22/10/2023 Uğurola Mersin! Bu Pazartesi biraz Orta Doğu’yu, Filistin-İsrail olayını irdeledim. Netanyahu çok zor durumdaydı. Anımsayalım… Netanyahu Hükümetinin "yargı reformu", muhaliflerin ise "yargı bağımsızlığına darbe" olarak nitelendirdiği tartışmalı yasal düzenleme İsrail’i ayağa kaldırdı. İsrail'de Netanyahu liderliğindeki koalisyon, Yüksek Mahkeme'nin hükümet üzerindeki denetimini azaltacak yasa tasarısını ikinci oylama için meclise getirmeye hazırlanırken ülke genelinde büyük çaplı protestolar ve sivil itaatsizlik eylemleri başladı. Yeni Yasal Düzenlemenin haftalarca protesto edilmesinin nedeni, yargıçları atayan komisyonun tamamen hükümetin kontrolüne geçmesini öngörüyor olmasıydı. Ayrıca görev için uygun olmadığı düşünülen makam sahiplerinin görevden alınması zorlaştırılıyor. İsrail'de birçok insan, yolsuzluktan yargılanmakta olan Netanyahu ’nun bu tasarıyı kendisi için hazırladığını dile getiriyordu. Protestocular Netanyahu’ yu "bir diktatör gibi davranmakla" ve "İsrail’in güvenliğine zarar vermekle" suçluyor. Netanyahu ise yasal düzenlemelerin "mahkemelerin yetkilerini aşmasını engellemek için yapıldığını" ve hükümetin son seçimlerde halk tarafından seçildiğini söylüyor, yani böyle bir yasayı çıkarmanın hükümetin hakkı olduğunu ifade etmeye çalışıyor. Protestolar başlayınca Netanyahu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sağdan ve soldan Kudüs'teki tüm göstericileri sorumlu davranmaya ve şiddet kullanmamaya çağırıyorum. Biz kardeş insanlarız" ifadelerini kullanıyor. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ise Twitter mesajında "İsrail halkının birliği için sizi derhal, yeni düzenlemeyle ilgili yasama sürecini durdurmaya çağırıyorum. Tüm İsrail halkının gözleri sizin üzerinizde" diyor. İsrail’de bu tasarıya karşı çıkan her kesimden insanlar ve kurumların oluşturduğu çok yüksek sayıdaki katılımcının protesto eylemleri geri adım atmak zorunda bırakıyor Netanyahu’ yu. Tam Başbakanlıktan olacaktı ki; Hamas Örgütü aniden İsrail’e saldırdı… Not: Tüm terör örgütleri maşadır. İsrail’de dikkatler hemen bu saldırıya yöneldi. Hamas Netanyahu’ yu şimdilik kurtardı… Aslında Hamas’ın bu saldırısının ABD’nin Orta Doğu emellerini gerçekleştirme operasyonuna zemin hazırlamak için yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Bu arada ABD’de bir kısım Yahudi Amerikalı Netanyahu’ ya Siyonistlerin adamı olduğu ve Siyonistlere hizmet ettiği yönünde suçlamalar yönelttiler. Peki nasıl uyanacak, nasıl düzelecek bu Orta Doğu? Her şeyden önce Orta Doğu Halkı eğitim görmeli, bağnazlıktan kurtarılmalı, Orta Doğu Ülkelerine Demokrasi gelmeli, köhnemiş tek adamlık, krallık ve babadan oğula geçen diktatörlükler yerine Demokratik Laik Cumhuriyet Yönetimlerine kavuşturulmalı. Zor mu? Çok zor ama başka çareleri yok! Ama bu değişimi dışardan gelen üçüncü ülkelerden yakalarını kurtarıp kendi kendilerine becermeliler. MTSO Yönetim Kurulu Başkanlığım sürecinde birçok Orta Doğu Ülkesine gittim, oralarda Ticaret ve Sanayi Odaları Yöneticileri ve birçok iş insanı ile toplantılarda bir araya geldim. Konuşmalarımın bir bölümünde hep bu değişim konusunu ortaya koydum. “Bu coğrafya burada yaşayan halklarındır, buradaki zenginliklerin sahibi burada yaşayan halklardır. Buradaki kendi aramızdaki sorunları ancak biz birbirimizle diyalog ve dayanışma içinde olursak çözebiliriz. Bu coğrafyanın dışından üçüncü ülkeleri aramıza sokarsanız işte böyle birbirimize düşüp kendi kanımızda boğuluruz. Burada öyle bir zenginlik var ki akıllı olsak, demokratik cumhuriyetlere kavuşsak, insanlarımızı iyi eğitsek kısa sürede Dünyanın en zengin ve refah içinde yaşayan bölgesi olur Orta Doğu. Üçüncü ülkeler buraya hiçbir zaman vermek için gelmez, hep almak için gelir. Yaşadığımız bu ızdıraplar bu yüzdendir.” Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin önderliğinde kurulan Türk Arap Odasının 2019 yılında Antalya’da yapılan 3. Yönetim Kurulu Toplantısında yanlış anımsamıyorsam Irak Odalar Birliği Başkanıydı “din kardeşimiz Türkiye Filistin’e yeteri kadar destek vermiyor, verseydi Filistin daha iyi durumda olurdu” şeklinde bir eleştiri koydu ortaya. Ben de söz alıp “hatalı konuşuyorsunuz, Filistin’e en büyük desteği Türkiye veriyor. Petrol zengini Arap Ülkeleri ne yapıyor? Ne zaman Filistin’in yanında oldular. Türkiye kadar destek verselerdi Filistin sorunu kalmazdı ortada.” Dedim. Konuşmamı şöyle sürdürdüm: “Din kardeşiyiz diyorsunuz, Müslüman kardeşiz diyorsunuz. Hemen yanı başınızda bir Müslüman devlet var; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Hanginizin devleti bu Müslüman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini tanıdı, söyleyin. Eğer Müslüman din kardeşlerimiz bu Müslüman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanısaydı Kıbrıs sorunu diye bir sorun kalır mıydı?” Tabii herkes başını öne eğdi, çıt çıkmadı. İşte Türkiye’nin farkı bu! Türkiye sömürmez, Türkiye kucak açar… Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözünün anlamı çok yücedir. ABD’nin düsturu da “Yurtta Sulh, Cihanda Savaş”tır. ABD yine planlarını yürütüyor. Bölgedeki kralların, şeyhlerin, tek adamların saltanatlarını sürdürmelerini destekliyor izin veriyor, beni dinlemezseniz Saddam’ı, Kaddafi’yi, Mübarek’i gördünüz diyor. Akıbetiniz aynı olur diye korkutup dediklerini yaptırıyor. Paraları zaten ABD’nin kontrolünde… Büyük Orta Doğu Projesi ise bu Coğrafya’ da tamamen egemen olma ve iliğine kadar sömürme projesidir ABD’nin; burada yaşayan insanların hiçbir önemi yok onlar için. Bunlardan kurtulmanın yolu tektir: İnsanların eğitilmesi, demokratik laik cumhuriyet yönetimlere kavuşması… GENÇLERE… Gazi Mustafa Kemal Atatürk demiş ki: “Efendiler! Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!” Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Hoşça kal Mersin, haftaya pazartesi yine buradayız kısmetse…
- ENGEL OLMA BAŞKA İHSAN İSTEMEM
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 04 Aralık 2024 Uğurola Mersin, uğurola Türkiye, Dünya adeta bir engelli koşu parkuru… Bu engeller arasında yine de yaşamı severek yaşamaya çabalıyoruz. Fiziksel engeli olmayan insanların bile zaman zaman günlük hayatta zorlandığı ortamlarda fiziksel engelli insanlarımızın çektiği zorlukları, sıkıntıları anlamamak olası değil. Bir kaza sonucu, ya da bir hastalık sonucu bir uzvunu kaybedip sonradan fiziksel engelli durumuna gelen insanlar doğuştan fiziksel engelli olanları daha iyi anlarlar. Engelleri oluşturup koyanlar, kentleri, yaşam alanlarını engellerden temizlemeyenler ya da temizleyemeyenler sanki engelleri aş da gel diyor… Yapay zekanın, dijitalleşmenin, teknolojinin her şeyden önce uygarlığın bu kadar geliştiği (acaba?) çağımızda fiziksel ve zihinsel engelli yetişkinler ve çocuklar için dünyayı pekala sıfıra yakın engelli hale getirebiliriz. Ama fiziksel ve zihinsel engeli olmayanların köşeleri tutmuş insanlar tarafından önlerine konulan engelleri, bazılarının kişisel hırs ve çıkarları uğruna alçak gönüllü ve iyimser insanların önlerine çıkardıkları engelleri, zenginin fakiri engellemesini, güçlünün güçsüzü engellemesini, erkeğin kadını engellemesini nasıl önleriz bilemiyorum… ENGELSİZ YAŞAM GERÇEKTEN OLASI MI? Her şeyden önce insanca düşünmeliyiz… Kafalarımızın içindeki engelleri kaldırmalıyız bir kere… Dünyayı her insan için, daha ötesi her canlı için daha yaşanası bir yer yapmalıyız. Benim ilkokulda öğrendiğim ve hiç aklımdan çıkaramadığım bir söz var: Benim özgürlüğüm bir başkasının özgürlüğüne engel oluyorsa, benim özgürlüğüm orada biter. Engellerin kalkması için tabii ki yasal düzenlemeler yapılmalı, ama toplum engellerin kaldırılmasını özümsemelidir. Tam da yerel seçimlerin öncesinde engelsiz yaşam olgusu daha önemli hale geldi… Adaylar için belediyecilikte engelsiz kentler başat gündem olmalıdır. Öncelikle tüm belediyelerin meclislerinde engelli vatandaşlarımıza yer verilmeli; bunun için de duyurular yapıp görevlere istekli olacakların başvurmaları sağlanmalıdır. Gereksinimleri en iyi bilenler bizzat onlardır, engelsiz kentler için en iyi fikirler, projeler onlardan gelecektir. Hemen her meslekten, özgüveni yüksek, zeki, çalışkan fiziksel engelli insanlarımız var. Engellerin kaldırılmasında bu işbirliği önemli bir unsur olacaktır. Engelleri sloganlarla, yapılan bazı işlerin boy boy fotoğraf çekip reklam amacıyla teşhir edilmesiyle kaldıramayız. Bu yapılanlar, yapması gerekenlerin zaten yapması gereken işlerdir… Engelsiz yaşam, temiz çevre, güvenli kentler üçlüsü mutlu ve huzurlu yaşayan insanlar oluşturacaktır… Engelsiz yaşamı artık bir dilek olmaktan çıkartıp gerçekleştirmeliyiz. Hoşça kal Mersin, haftaya yine buradayız…
- MUHABİR SORUYOR: EFENDİM, DERİN DEVLET NEDİR?
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 18 Şubat 2024 Uğurola Mersin, uğurola Türkiye… Geçen haftaki yazımda olduğu gibi bu hafta yine 9. Cumhurbaşkanımızın bir sözüne atıfta bulunarak başladım yazıma… Sayın Demirel’in sözlerinin altında çok anlamlar yatar… Bir kelimeyle verdiği yanıtlar üzerine bile onlarca satır yazılabilir… Bir gazete muhabiri Demirel’e sorar: Efendim, derin devlet nedir? Demirel’in yanıtı: Derin devlet, normal devletin raydan çıkmış halidir. Önce bir özeleştiri gördüm bu yanıtta. Sonra da derin devletin gerçekten var olduğunu gördüm. Kontrolünün güç olduğunu da gördüm. Siyasi liderlerin sözleri, açıklamaları 2000’li yılların başına kadar özellikle komedyenlerin en büyük malzemesiydi. Bu malzemeleri kullanarak hem güldüren, hem düşündüren, hem de aydınlatan tadına doyulmaz ürünler sunarlardı topluma… En gözde, en itibarlı gazeteciler siyasi liderlerin açıklamalarını, politikalarını tarafsızca eleştirip halkı aydınlatıp düşündüren gazetecilerdi. O günkü siyasetçiler hoşgörülü, nükteden anlayan, eleştirileri hoş karşılayan insanlardı. Komedyen de boldu… Saygın yazar da boldu… MUTLULUK: TÜİK'E GÖRE mutluluk kaynağının SON 10 yıldaki değişimi Yaşam koşulları acaba toplumu bencilleştiriyor mu? TÜİK’in araştırma sonuçlarına göre mutluluğu kendisinde arayanların oranı son on yılda artmış. Yaşamlarındaki en önemli mutluluk kaynağı olarak kendilerini gösterenlerin oranı yüzde 2,5’tan yüzde 5,4'e yükselmiş. Yani önce ben diyen insanlar çoğalıyor… Bu durumun nedeni ne olabilir acaba? Düşündüğünüz gibi kişisel çıkarlar artık hep en öne geçti. YEREL SEÇİMLER: geldi gelecek… 20 Şubat 2024 Salı günü 17.00’da tüm partiler aday listelerini il ve ilçe seçim kurullarına teslim etmiş olacaklar. Aday belirlemelerinin yarattığı hoşnutsuzluk, haklı ya da haksız birçok aday olmayı düşünen insan tarafından açığa çıkarıldı. 20 Şubat’tan sonra birkaç gün daha süreceğini düşündüğüm bu hoşnutsuzluk ortamı seçim propaganda çalışmalarının gürültüsü ve kargaşası altında kaybolur diye düşünüyorum. Pek heyecan yok… Pek heyecanın olmayışı halkta pek umut olmadığını gösteriyor… Bu yerel seçimler epeyce çekişmeli geçecek gibi görünüyor. Bir tek Cumhur İttifakında çatlama olmadı. İyi Parti, Yeniden Refah Partisi ve Memleket partisi bir çok yerde aday çıkartıyor. Memleket Partisi özellikle yeniden aday gösterilmeyen mevcut başkanları radarına almış durumda. DEM Partisinin pazarlıkları sürüyor… Halkta pek heyecan yok ama partilerde epeyce bir hareketli günler yaşanıyor; 20 Şubat’a kadar sürecek bu hareket. Haydi hayırlısı… GENÇLERE… Ünlü zengin Rockefeller’in oğluna yazdığı mektupta belirttiği 40 şeyden dördü: Kaderimizi kökenlerimiz değil eylemlerimiz belirler. Herkes kendi kaderinin tasarımcısı ve mimarıdır. Önemli olan en büyük sermayenizin kendiniz olduğuna kesin olarak inanmanızdır. Tüm zorluklara karşı çelik gibi bir kararlılık gösterin. Bu da benden: Hemen çok para kazanmaya odaklanmayın… Hoşça kalın, haftaya yine buradayız…
- YEREL SEÇİMLER: ADAYLAR BELİRLENDİ, NE OLACAK ŞİMDİ?
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 11 Ocak 2024 Uğurola Mersin! Terörü lanetliyorum! Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve ulusumuza başsağlığı diliyorum. Sabır, sabır, sabır… Sabredecek sabır kalmadı ki! Her şey ortada; ABD ve işbirlikçisi İsrail’in maşası ve taşeronu bu terör örgütü. Türkiye’nin başını yerden kaldırmayacaksın diyor bu ABD ve İsrail, çünkü biliyorlar başımızı kaldırdığımızda neler yapacağımızı. Yeter ki Türkiye birlik olsun, tek yumruk olsun. SİYASET DENEYİMİM… Bildiğiniz üzere CHP’den Mersin Büyükşehir Aday Adayı olup uygarca ve demokratik bir girişim yaptım ve siyasi partilerin genel merkezlerinde işlerin nasıl yürüdüğünü ya da yürütüldüğünü yakından görüp anlama olanağım oldu. Girişimlerimi son derece uygarca, olması gerektiği gibi yaptım; bir günümü ayırıp iki Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Başkanla görüşüp kendimi ifade edip döndüm işimin başına. CHP Yöneticileri ve karar vericileri beni yeterli bulmamış olacaklar ki, yararlanmayı düşünmediler benden… Açıkçası aday yapılmayacağımı da bilerek biraz da işlerin nasıl yürüdüğünü gözlerimle görmek, kulaklarımla duymak için giriştim bu işe. Kopan kıyametlerin, dönen dolapların, dilden dile konuşulan iddia ve suçlamaların dışında kalmaktan çok mutluyum. Belki ileride yaşadıklarımı, gördüklerimi ve bunlarla ilgili yorumlarımı anlatırım… ADAYLAR BELİRLENDİ… Mersin’de CHP ve MHP Büyükşehir Belediye Başkanı Adaylarını belirledi. CHP Toroslar ve Akdeniz İlçeleri dışındaki ilçelerin Belediye Başkan Adaylarını belirledi. CHP tüm Mersin Kamuoyunun bildiği üzere Toroslar ve Akdeniz İlçeleri adaylarını DEM Parti ile pazarlıkları sürdürebilmek amacıyla şimdilik boş bıraktı. DEM Parti kolay lokma olacak mı? DEM tabanı geçen dönemdeki seçimlerde gizli ittifaktan destek görmedikleri için sıfır çektiklerini sürekli dile getirdi… Bu kez pazarlıklarını daha sıkı ve garantileyecek şekilde sürdürmeye çalışıyorlar gibi görünüyor… Aslında DEM Partinin vereceği bir taviz de yok gibi görünüyor; aksine alacakları tavizlerin geçen seferki seçimdeki sonucu telafi etmesi gerektiğini düşünüyorlar… Yani, Büyükşehir seçiminde CHP’nin kaderi DEM Parti seçmeninin elinde… İYİ Parti seçmeni Mersin’de şu ana kadar dağınık bir durumda, bildiğim görüştüğüm İYİ Partililer kararsız durumdalar. Bir kısmı CHP’ye, bir kısmı da MHP’ye vermeyi düşünüyor; aslında İYİ Parti seçmeni toparlansa seçimin sonucunu etkileyebilecek bir orandalar… İl Başkanlarına kızıyorlar, kendi kafasına göre hareket etti, partiyi düşünmedi diyorlar. İYİ Parti Milletvekili Burhanettin Kocamaz’ın İYİ Partilileri toparlayabilmek için çaba gösterdiğini biliyorum. İYİ Parti Genel Merkezi ne düşünüyor, ne yapmaya çalışıyor anlaşılamıyor. AK Parti hala sessiz; MHP ile koordineli ve samimi bir işbirliğine girişebilecek mi? AK Parti ve MHP işbirliği Hükümet’in şimdiye kadar Mersin’den esirgediği gücü Mersin’e yığmayı sağlayabilecek mi, daha da önemlisi bunu Mersin halkına inandırabilecek mi? Geçen seçimde olduğu gibi MHP yalnız mı mücadele edecek? Herkesin beklediği gibi DEM Parti destekli CHP ile AK Parti destekli MHP arasında mı geçecek bu seçim? DEM Parti istediği tavizleri ve garantiyi alamayıp ikna olmazsa Büyükşehir’e Başkan Adayı çıkartır mı? NE OLACAK ŞİMDİ… Ne mi olacak? Bu seçime liyakat mı, siyasi etik mi, projeler mi yoksa etnik kimlikler üzerinden yürütülen propagandalar mı damga vuracak? Bu seçimde yalnızca partilerin ve adayların isimleri yeterli olmayacak… Bu kez Belediye Başkanlarının oluşturacağı Meclis Üyeleri kadroları da seçim sonuçları üzerinde etkili olacak… İnsanlar nitelikli, liyakatli, mesleklerinde ve işlerinde başarılı, sevilen ve güvenilen kişilerden oluşmuş Meclis Üyeleri listelerini de göz önüne alacak oy verirken. Fikir ortaya koyan, temsil ettikleri kitlelerin sorunlarına çözümler önerecek, çıkar amaçlı davranmayan, her zaman kentin çıkarlarını önde tutan insanlardan oluşan Meclis Üyeleri listeleri çok önemli olacak bu seçimde. Yani Meclis Üyelerinin özgeçmişleri de en az Başkan Adayları kadar dolu olmalı; bu kent ancak böyle ileri gider Biat yerine kentin çıkarları doğrultusunda uzlaşan, körü körüne siyasi karar vermeyen, konuşan, sorgulayan, eleştiren, üreten Belediye Meclisleri istiyor ve gereksinim duyuyor bu kent. Tabii kenti için projeler, gerçekçi ayağı yere sağlam basan, kentin ihtiyacı olan, kentte yaşamı kolaylaştıran, ekonomiyi tüm sektörleri ile dikkate alan, kapsayıcı projeler üretmesi ve sunması gerekiyor Başkan Adaylarının… İlerleyen günlerde projeler ortaya çıkmaya başlayınca bu projeleri ele alıp irdeleyeceğiz, öneriler ortaya koyacağız… GENÇLERE… Yaşlılar çekilsin, gençler gelsin işbaşına safsatalarına sakın aldanmayın gençler. Yaşlı genç, erkek kadın hep birlikte koordineli çalışıp, uzlaşı içinde çalışmalıyız. Elbetteki zamanı gelen yerini boşaltacak ve yaşam döngüsü sürecek. Yaşlıların sizlerden alacağı çok şey var, gençlerin de yaşlılardan alacağı çok şey var… Yaşlıların kenara çekilip bilgilerini, deneyimlerini, yeteneklerini de kenara çekmesi çok anlamsız. Yaşlıların bilgi ve deneyimleri ile gençlerin dinamizmi, taptaze yeni bilgileri bir araya gelirse neler olmaz… Hoşça kal Mersin, haftaya yine buradayız…
- YENİLMEZ İNSAN: ATATÜRK
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 31 Aralık 2023 Mutlu Yıllar Türkiye! Annem önemli yıldönümlerinde hep şunu söylerdi: “Seneye bugün sağ çıkan canlar, öğünsün”. Bu sene de yeni yıla sağlıklı girmek kısmet oldu; bakalım 2024 nasıl bir yıl olacak? Öncelikle sağlık diliyorum herkese… Mutlu, huzurlu, felaketlerin olmadığı, sıkıntılardan uzak, geçim derdinin bertaraf edildiği enflasyonsuz, kucaklaşmış birlik içinde, siyasetçilerin birbirini yemediği, siyasetçilerin halkı germediği, siyasetçilerin halkı ayrıştırmadığı, kavgaların olmadığı bir Türkiye Cumhuriyeti diliyorum 2024 yılında… Hangi ırktan, hangi ülkeden, hangi dinden olursa olsun herkesin insan olarak önemsendiği, savaşların acıların olmadığı, açlığın ve yoksulluğun ortadan kalktığı, zengin ve gelişmiş ülkelerin daha da zengin olmak için gelişmemiş ülkelerin kaynaklarına göz dikmediği, aksine kendi zenginliklerini yoksul ülkelerin kalkınması için kullandıkları bir Dünya diliyorum 2024 yılında… Gerçekleşir mi bu dilekler bilemiyorum? Çok kötü geçti 2023 yılı… Kimbilir neler yaşayacağız, neler göreceğiz 2024 yılında? Kahin olmaya gerek yok; dileklerin gerçekleştiğini pek göremedik… Yaşamında hiç yenilmemiş bir üstün insan (süper insan)… Mustafa Kemal Atatürk, evet Üstün İnsan Mustafa Kemal Atatürk; yılmak nedir bilmeyen çok sağlam karakterli zeki bir insan… Üstelik Allah’ın sevgili kullarından biri… Neden mi? Çünkü Allah’ın sevgili kullarından biri olmasaydı, bu ülkeyi kurtarması Allah tarafından ona nasip edilmeyecekti… Ama Allah O’na nasip etti bu kutsal görevi… Yaşamın önüne çıkardığı tüm engelleri aşmış, her girdiği savaştan üstünlükle çıkmış, karanlığa ve cehalete cesaretle karşı çıkmış, en büyük savaşı da, zaferi de karanlık ve cehalete karşı olmuş, üstelik tüm yaşamını canından çok sevdiği bu ülke ve insanları için ortaya koymuş yenilmez bir insan… Güney Koreli gazeteci Hanshin Lee’nin paylaşımında yazdığı gibi "Suudiler, hiç yenilmeyen bir adamı yenebileceklerini zannettiler. Atatürk'ün mirası halkında devam ediyor. Türk değilim ama bugün herkesle gurur duydum. Bu durum, Fenerbahçe- Galatasaray rekabetinin ötesine geçiyor". Bu ADAM’A düşmanlık etmeyin, BU ADAM’I YENMEYE ÇALIŞMAYIN, BU ADAM’I YENEMEZSİNİZ! BİLAKİS, ONUN FİKİRLERİNDEN, YAPTIKLARINDAN, KİŞİLİĞİNDEN BİR ŞEYLER ÖĞRENİP YARARLANMAYA ÇALIŞIN… Yaşıyor, yaşayacak… Onu yaşatan bizleriz, her koşulda, önümüze dünyayı serseler de O’ndan vazgeçmeyecek bizleriz… SÜPER TAKIMLARIMIZ: GALATASARAY ve FENERBAHÇE… Allah var, Süper Kupa maçının Suudi Arabistan’da oynanması kararından sonra böyle sonuçlanacağını tahmin etmiştim. Bu karar, başından beri ucunda ekonomi olan siyasi bir karar olarak algılandı Türkiye kamuoyunda… Baştan gerildi Türkiye bu yanlış kararla… 100. Yılda Süper Kupa Maçı Türkiye’de oynanmalıydı, bu şeref bir Türkiye Cumhuriyeti iline verilmeli ve coşkusu tüm Türkiye’de paylaşılmalıydı. Mustafa Kemal Atatürk “Beni Türk Hekimlerine emanet edin” demişti… Bu maç da Türk şehirlerine emanet edilmeliydi… Eğer ekonomi, yani para düşünülmüşse, Süper Kupa Maçının yayınının tüm dünyada canlı yayınlanması pazarlanabilirdi… Galatasaray-Fenerbahçe ya da Fenerbahçe-Galatasaray derbileri Dünya’nın en önemli 2-3 derbisinden birisidir. TFF Suudilerden alacağı paranın çok daha fazlasını elde edebilirdi. Her iki takımımız da paradan çok daha değerli olan 100. Yıl Süper Kupasını almayı paraya tercih ederler. Bu Süper Kupa şimdi artık iki takımımızın da hakkı! Süper Kupa Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yıl anısına Anıtkabir’de özel yerini almalıdır. ATA’mıza Galatasaray ve Fenerbahçe’nin şahsında halkımızın bir armağanı olmalı… Anlamı çok büyük, değeri çok yüksek çünkü… YILBAŞINDA MERSİN MEYDANLARI… Bu yılbaşında Mersin Belediyelerimizin Mersinlilerin Yeni Yılı daha coşkulu ve özgürce kutlaması için özenle hazırladığı meydanlar ve bu meydanlardaki etkinliklere katılım çok yüksek olacak. Halkımız bu meydanlara sığmayacak. Mersin’deki Büyükşehir’i oluşturan hemen hemen her belediyenin etkinlik alanları var, ama bu meydanlar önümüzdeki yıllarda yeterli olmayacak… Mersin’deki Büyükşehir’i oluşturan tüm belediyeler kendi bölgelerinde çok daha geniş kutlama ve etkinlik meydanları oluşturmalı… GENÇLERE… Gençler işte Mustafa Kemal Atatürk bu! Gördüğümüz gibi yaşıyor, O’nu yenmek olanaksız… Yattığı yerde dün gece çok mutlu ve huzurluydu eminim… "Milletin bağrından temiz bir kuşak yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak!" demişti. Dün gece gözünün arkada kalmayacağını kanıtladık. Gurur duydu hem Galatasaray ile hem de Fenerbahçe ile. Hoşça kal Türkiye, yeni yılda yine buradayız…
- AYHAN KIZILTAN’IN BAKIŞ AÇISINDAN MERSİN BÜYÜKŞEHİR ADAY ADAYLARI
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 08 Ocak 2024 Mersin’de doğdum… Bu kentte yetiştim… Bu kentte yaşıyorum… Ölene kadar Mersin’de kalacağım… Öldükten sonra da Mersin’in topraklarında yatacağım… Bu kentin, Mersin’in topraklarında huzur içinde yatmak için, Çıkarsız ve karşılıksız sevdiğim bu kente görevlerimi yapmalıyım, Bu kente, Mersin’e borcumu ödemeliyim! Bu kentin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığında geçen 5 yıllık süreçte kentimizi ve halkımızı çok daha iyi tanıdım. Bilgimin, deneyimlerimin, görüşlerimin, fikirlerimi kendime saklarsam bir yararı olmaz, Mersin ben Ayhan Kızıltan yaptı; Mersin’e Mersinlilere yarar sağlamak amacındayım… Bu kentin iyi seçim yapmasını istiyorum, bu yüzden aday yapılma şansları en yüksek olan Büyükşehir Başkan Aday Adaylarını gazeteci gözüyle bir iki cümleyle anlatmak istedim. CHP ADAYLARI AYHAN KIZILTAN: Kendimi anlatmıyorum! FİKRİ SAĞLAR: Tanınırlığı en yüksek, tüm Türkiye çapında bilinen bir Mersin Marka ismidir Fikri Sağlar; Mersin’i iyi tanıyan, her kesimden rahatlıkla oy alabilecek kibirli olmayan, alçakgönüllü, iyi eğitimli, iyi derecede yabancı dili olan Bakanlık yapmış atadan Halk Partili çağdaş bir insandır. En önemli özelliği dediğim dedik olmamasıdır; konuşulanları, sunulan önerileri ve yapılan eleştirileri değerlendiren uzlaşmaya ve işbirliğine yatkın demokratlığı özümsemiş kibar ama cesur bir kişilik olmasıdır. SERDAL KUYUCUOĞLU: CHP’ye uzun yıllar hizmet etmiş, geçen dönem son dakikada bilinmeyen bir nedenle aday gösterilmeyen, ama parti sevgisi ve terbiyesi, kişiliği onun sessiz kalmasına neden olmuştur. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulunda Başkan Yardımcılığı sürecinde birlikte çalıştık, çıkar gütmeyen, iyi eğitimli, yabancı dili olan, ulaştırma uzmanı bir inşaat mühendisidir. VAHAP SEÇER: Beş yıldır Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığını yapmaktadır; Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığım sürecinde uzun süre birlikte çalışma olanağı buldum, ortak projeler gerçekleştirdik, MTSO Başkanlığından ayrılmamdan sonra diyaloğumuz kesildi. Özellikle farklı sosyal projelerle gündeme geldi, yol asfaltlama ve bazı battı çıktı projelerini gerçekleştirdi, eleştirileri pek hoş karşılamayan, yenilikçi ve ilginç projeleri uygulamayı seven, tuttuğunu koparan bir kişiliği var. MHP ADAYLARI BAKİ ŞİMŞEK: MHP’den bir dönem Mersin Milletvekilliği yapmış olan Baki Şimşek ile MTSO Başkanlığım sırasında son derece iyi bir diyaloğumuz olmuştu; özellikle Mersin ile ilgili konularda sık sık görüşlerime başvuran saygılı, Mersin’in sıkıntılarını TBMM’nde sık sık dile getirmiş, çalışkan ve bilgili bir Mersinlidir. HAMİT TUNA: Uzun yıllar Toroslar İlçesi Belediye Başkanlığı yaptı ve belediyecilik deneyimi hayli yüksektir. Geçen dönem Büyükşehir Belediye Başkanlık seçimi deneyimi geçirdi; bu seçimde geçen seçimlerde edindiği deneyimleri ona avantaj sağlayabilir; Mersin’i iyi tanıyan ve Mersin’de sevilen bir kişiliktir. NİHAT ÖZ: Son derece sıcak, içten davranan, dost canlısı, alçakgönüllü, hemen kaynaşan bir insandır. MTSO Başkanlığından çirkin bir oyunla indirilişimin ardından beni arayıp duygularını belirten ve arkamda durduğunu ve duracağını söyleyen ilk insanlardan biridir. İleri görüşlü, çağdaş ve kenti doğudan batıya, kuzeyden güneye her tarafını karış karış bilen, büyük projeleri yönetebilecek yetkin ve yetenekli bir Mersinlidir. İYİ PARTİ ADAYLARI İYİ Parti’nin şu ana kadar belirli bir aday adayı yok ama, geniş bir kitlenin güçlü bir ittifakın adayı olması durumunda yüksek bir şansı olacağını düşündüğü bir isim var… BURHANETTİN KOCAMAZ: Çok deneyimli bir belediyeci, Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyette ve MTSO Başkanlığım sürecinde bir süre birlikte çalıştık; son derece mücadeleci, tuttuğunu koparan, disiplinli çalışan bir insandır. Büyük projeleri hayata geçirmeyi seven, battı çıktılı kavşak projelerini Mersin’e getiren başkandır. Üstelik kişisel oyu son derece yüksek diye bilinen bir isimdir, bir ittifakın adayı olması durumunda kazanma şansı yüksek diye bir inanç var. DEM PARTİ ADAYLARI Mersin’den aday çıkarırlar mı çıkarmazlar mı net değil… Taban ile Genel Merkez farklı düşünüyor gibi geldi bana… Taban bir ittifak halinde ittifak yapacakları partinin adayının kim olacağını önemsiyor, dayatma istemiyor. Taban kendilerini hiçe saymayacak, benimseyecek, samimi davranacak kişilikte bir adayı desteklemek istiyor.. Taban kendileriyle birlikte görünmekten çekinmeyen ve sözlerinde duracak bir aday istiyor… Kentin kuzeyi güneyi doğusu batısı ayrımı yapmadan eşit ve aynı kalitede hizmet yapacak başkan adayını desteklemek istiyor. Bildiğim, tanıdığım aday adaylarını kısa ve öz olarak anlatmaya çalıştım, umarım bir fikir verebildim. Tüm Mersin halkını siyasi partilerimiz iyi ve doğru adaylarla buluştururlar umarım…
- YEREL SEÇİMLER: ANA MUHALEFET PARTİSİNDE DEĞİŞİM OLDU, ADAY BELİRLEME SÜRECİNDE DEĞİŞİM OLACAK MI?
Ayhan Kızıltan, ben@ayhankiziltan.com, Mersin 10 Aralık 2024 Uğurola Mersin, Uğurola Türkiye! 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimler çok yaklaştı… Kritik Süreç başladı, adayların belirlenmesi. Siyasi Partiler kritik sürece girdiler; aday adaylığı başvuruları parti takvimlerine göre tamamlandı ama tabii bir de gizli aday adayları var. Değişen konjonktüre ve başvuru yapan diğer aday adaylarından zayıf görülenlerin yerlerine bu gizli aday adaylarından bazıları yerleştirilebilecektir. Aday belirleme süreçlerinde hemen hemen her partide benzer süreçler oluyor. Alınan kararlara itirazlar, küsenler, kızıp başka partilere transfer olanlar, suçlanan parti merkezi ve il, ilçe yöneticileri, mevcut görevlerde olan başkanların ilişkilerini ve mevcut görevde bulunmasının avantajlarını kullanmasına itirazlar, çıkar ilişkileri, duygusal ilişkiler, kayırmalar, o onun adamı, bu bunun adamı… Bütün bunları yakıt olarak düşünürsek, bu yakıt partilerin kazanlarını kaynatıyor… Sonuçta aday belirleme süreci bitiyor ve seçim çalışmaları başlıyor, küskünler barışıyor… Sahada gönül verdikleri partileri için ne yapalım partimiz bu kişiyi aday belirledi bize de desteklemek düşer deyip sahaya iniyor küskünler. DURUM NEDİR? ANA MUHALEFET PARTİSİ Mersin’de gördüğüm durumu biraz açayım… İKTİDAR PARTİSİ-AK PARTİ İktidar partisi AK Parti’de fazla bir hareket görünmüyor… Şu ana kadar Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak birkaç isim var… AK Parti tabanına ve Cumhur İttifakına umut verip heyecan verecek, harekete geçirecek isimler çıkmıyor ortaya. Bu hareketsizlik te Mersin’in, Milliyetçi Hareket Partisine bırakıldığını hissettiriyor tabana ve bunu da sanki biraz kabullenemiyor gibi görünüyorlar. Ses çıkarmıyorlar, çünkü başlarındaki güçlü lider sıkı bir parti disiplini aşıladı AK Parti’ye. Aslında AK Parti tabanının istediği şu: Seçildiği takdirde iktidarın gücünü Mersin’e yığacağını Mersinlilere inandırabilecek, Mersin için varını yoğunu ortaya koyabilecek çok güçlü bir isim, yalnızca AK Parti tabanına değil tüm Mersin’e hitap edebilecek sevilen çağdaş bir aday umuyorlar. Mersin’i ittifakla değil, tüm seçmenlerde ittifak oluşturacak bir adayla kazanılabileceğinin hayalini kuruyorlar. ANA MUHALEFET PARTİSİ-CHP En hareketli parti Ana Muhalefet Partisi CHP, Büyükşehir için güçlü aday adayları var, İlçelerde de çok başvuru var. CHP tabanı artık ittifakların yol açtığı hoşnutsuzlardan kurtulmuş ve partinin benliğine kavuşup gerçek gücünü ortaya çıkarmasını bekliyor. CHP’de bir dinamizm görünüyor açıkça, tabii kızanlar, mevcut sürecin yönetilme şeklini beğenmeyenler de hayli fazla. Açıkçası partiye gönül verenler DEĞİŞİMİN yalnızca partide isimlerin değişiminin değil aday belirleme süreçlerinin de değişime uğraması, şüphe uyandırmayacak, kayırmacılığın olmayacağı, ahbap çavuş ilişkilerinden arındırılmış ve birbirine düşman yaratmayacak sistemli bir sürece dönüşmesini de bekledi. Sonuçta adaylar belirlenir ve ortam düzelir ama bu süreç bir çok partilinin kalbini kırdı, belirlenen aday herkesi kucaklayıp bu yaraları tamir edebilir mi göreceğiz. Çünkü Mersin Örgütlerinin seçiminde ve Kurultay’da geçirilen süreç ayrışmalar, kırgınlıklar yarattı. Büyükşehir adayının alçakgönüllü, kucaklayıcı, kapsayıcı ve kaynaştırıcı bir tutumla Mersin’in lideri olması gerekiyor, her şeyden önce kolay ulaşılabilir olacağını insanlara inandırmalı ve öyle de olmalı. İYİ PARTİ İyi parti iyi bir karar alıp ittifaklara girmeyeceğini ve 81 ilde kendi adaylarıyla seçimlere gireceğini beyan etti. İyi parti yöneticileri de partinin benliğine kavuşmasını ve bu durumda gerçek durumunun ne olduğunu görmek istiyor. Siyaset uzun soluklu ve sabırlı olunması gereken bir iş. Parti tabanını sıkı tutmalıdır, gerçek oy gücünü ancak öyle belirleyebilir. Bu yerel seçimlerde Türkiye’nin en küçük bir köyünde bile ne durumda olduğunu görüp bundan sonraki yol haritasını buna göre belirleyecektir. MHP Cumhur İttifakı üyesi olan MHP ittifaktan en iyi yararlanan ve en çok çıkarımı yapan partidir. Tabanına İktidarın imkanlarını kullandırma becerisi biraz daha yüksek olsa kaçan seçmenlerini geri getirebilir. Şu anda tamamen AK Partinin bazı yerlerde, özellikle Mersin’de Büyükşehir Adaylığını MHP’ye verme kararının açıklanmasını bekliyorlar. Böyle bir ittifak yalnızca iki partinin seçmenlerini biraraya getirecek tir, oy pastasını büyütmesi biraz zor gibi görünüyor. HEDEP Yeşil Sol Parti yeni adıyla HEDEP Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi seçmeninden emin olarak hazırlanıyor yerel seçimlere. İsminin bu kadar çok değiştirilmesi (tabii zorunlu olarak değiştiriliyor) seçmende bir handikap yaratabilir mi? HEDEP de sanki ittifaklardan kaçınıp seçimlere kendi adaylarıyla girme eğilimi var gibi görünüyor… Tabii bunun arka planında bazı yerlerde ittifak pazarlıklarının da yapılıyor olması muhtemel. Ama daha önceki yerel seçimlerde girdikleri ittifaklarda verilen sözlerin samimi olmayıp tutulmadığını gördüklerini açıkça belirtiyorlar. Biz ittifak için verdiğimiz sözleri tutup gereğini yaptık ama bize söz verilen yerlerde sözler tutulmadığı için seçimleri kazanamadık diyorlar. Bize verilen sözler tutulmadığı için bu kez daha ince eleyip sık dokuyacağız ve tutulmayan sözleri göz önünde bulunduracağız diyorlar. Bu yüzden HEDEP de kendi adaylarıyla seçimlere girilmesi eğilimi ağırlık kazanıyor. GENÇLERE Bazı düşünür ve önemli insanlardan siyasetle ilgili sözler aktaracağım gençler, düşünün ve yorumlayın lütfen. Nietzsche: “Bir ülkede edebiyat ve sanattan çok siyaset konuşuluyorsa o ülke üçüncü sınıf bir ülkedir” Hüseyin Nihal Atsız: “Büyük ülküleri, millî davaları gündelik ve aşağılık siyaset oyunlarına karıştıranların kanaati hürmete lâyık değildir” Abraham Lincoln: “Politikacılar halkın çıkarlarından farklı çıkarlara sahip olan insanlar topluluğudur” Charles M. Schulz: “Üç şeyi asla insanlarla tartışmamayı öğrendim... Dini, siyaseti ve işimi” Siyasetin kalitesini ancak insanların kalitesi yükseltir gençler, bu da benim sözüm. Hoşça kal Mersin, haftaya yine buradayız…












