top of page

MERSİN’İN HUZURU, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİDİR: KORKUYA TESLİM OLMAZ MERSİN

Özet, 25 Ocak 2026

Mersin, ARBEL’e yönelik saldırıyla sarsılsa da korkuya teslim olmaz. Çözüm; devlete güvenen kararlı güvenlik ve caydırıcı yargının yanında, sanayi aksında hızlı önlemler ve gençlere umut veren istihdam rotasıdır. Kentin gerçek reçetesi nettir: Tetikçi değil, teknisyen ol.”

Bu kentin sokaklarını da sanayisini de yakından bilen bir Mersinli olarak şunu açıkça söylüyorum: Mersin, zaman zaman sınanır ama korkuya teslim olmaz. Çünkü Mersin, Doğu Akdeniz’in ticaret hafızasıyla, çok kültürlü bir arada yaşama geleneğiyle, en önemlisi de sağduyusuyla ayakta durur. Karanlık hesaplar gelip geçer; kalıcı olan, bu kentin emeği ve vakarıdır.

23 Ocak 2026 Cuma günü, Mersin’in ve ülkemizin değerli markalarından ARBEL Gıda tesislerine yönelik menfur saldırı hepimizin yüreğinde endişe yarattı. Çok şükür can kaybı olmaması en büyük tesellimizdir. Ancak bunu sadece bir iş yerine yönelmiş bir saldırı gibi okuyamayız. Bu, Mersin’in üretim azmine ve “Güvenli Şehir” iddiasına sıkılan bir kurşundur.

Bugün gün, ayrışma günü değildir. Eleştirmek, suçlamak, sosyal medyada öfkeyle büyütmek de çözüm değildir. Bugün gün, devletin kararlı eli, iş dünyasının üretim gücü ve toplumun sağduyusu ile tek vücut olma günüdür. Bugün; sorunu doğru teşhis edip çözümü soğukkanlılıkla kurma günüdür.

Bölgesel dalga ve yeni suç modeli

Yaşadığımız tablo, ne yazık ki bölgesel bir dalganın yansımasıdır. Komşu il Adana’da ortaya çıkan, dijitalleşen ve taşeronlaşan yeni nesil suç yapılanmalarının, “motosikletli timler” gibi yöntemlerle etki alanı aradığı görülüyor. Sanal dünyadan beslenip gerçek dünyada şiddet üreten; gençleri kolay para ve sahte kahramanlıkla suça iten bu yapıların kopyalandığını fark ediyoruz.

Bu noktada iki gerçeği aynı anda söylemeliyiz:

  1. Tehdit ciddidir.

  2. Çözüm mümkündür.

Devlete güven, kurumsal sorumluluk, caydırıcılık

Devletimizin bu hareketliliğin farkında olduğuna inanıyoruz. Sayın Valimizin paylaştığı yüksek aydınlatma oranları, “kaçacak delik yok” mesajını güçlendirmektedir. ARBEL saldırısının faillerinin de kısa sürede yakalanıp adalete teslim edileceğine dair beklenti, kent vicdanının ortak talebidir.

Kentin tüm kesimlerinin ARBEL’e akın akın geçmiş olsun ziyaretine gitmesi Mersin’in her türlü zorbalık ve saldırı karşısında kenetleneceğinin kanıtıdır.

Bu süreçte:

  • Valilik koordinasyonu ile kritik noktalarda görünürlük artırılmalı (OSB’ler, sanayi siteleri, ana arterler, lojistik akslar).

  • Emniyet sahada süreklilik sağlamalı; Yunus ve Şahin timleriyle hızlı reaksiyon kadar, planlı önleme de güçlendirilmeli.

  • Yargı bu tür eylemleri “basit adli vaka” değil, kent güvenliğine ve ekonomik düzene tehdit olarak ele almalı; caydırıcılık kararlılıkla tesis edilmelidir.

  • Kurumlar içinde ihmal veya suistimal şüphesi varsa, şeffaf ve hızlı idari denetim toplumsal güveni büyütür.

Asıl reçete: “Tetikçi değil, teknisyen ol”

Polisiye tedbirler sivrisinekleri azaltır, bataklığı kurutacak olan ise gençlerimize açacağımız gelecek kapısıdır. Bu yüzden bu yazının merkezinde tek bir cümle var:

Tetikçi değil, teknisyen ol.

Suç örgütlerinin en büyük sermayesi, işsiz ve umutsuz gençlerdir. Bu nedenle genç işsizliğiyle mücadele, aynı zamanda çetelerle mücadelenin kalbidir. Sanayiciler “aranan eleman” bulmakta zorlanırken, kenar mahallelerdeki pırıl pırıl gençlerimizin suça sürüklenmesine seyirci kalamayız.

İş dünyasına ve kamuya somut önerilerim şunlardır:


  • Mesleki eğitime tam destek: “Her fabrika bir teknik okuldur” düsturundan yola çıkarak fabrikaları “uygulama okulu” gibi kurgulayalım. Usta-çırak geleneğini modern eğitimle birleştirelim.

  • İstihdam garantili programlar: Valilik, Milli Eğitim, İŞKUR ve OSB yönetimleriyle riskli mahallelerde hedefli atölyeler kuralım.

  • Gençlere görünür rota: Staj, burs, servis, yemek, güvenli ulaşım gibi desteklerle “işe giden yol”u kolaylaştıralım.

  • Şirket güvenliği rehberi: Sanayi tesislerinde aydınlatma, kamera, giriş-çıkış, vardiya saatleri, servis güzergahı gibi konularda ortak standart oluşturalım.

Bir gencin eline silah tutuşturan karanlığa karşı, biz o gencin eline anahtar, tornavida, kalem verelim. Onları “hayatını kazanan ustalar” yapalım.

İş dünyasına ve Mersin halkına

Kıymetli Mersinliler, değerli iş

insanları; endişenizi anlıyorum ama paniğe de prim vermeyeceğinizi biliyorum. Böyle olayların hedefi, üretim şevkini kırmaktır. Bizim cevabımız ise daha güçlü olmalıdır: fabrikaların ışıkları söndürülemez, çarklar durdurulamaz.

Devletimize güveneceğiz; dimdik duracağız. “Güvenli Şehir Mersin” markasını birkaç kendini bilmeze kurban etmeyiz.

Unutmayalım: devletin olduğu yerde çeteler barınamaz, milletin olduğu yerde korku kalıcı olamaz.

Mersin’in mesajı nettir: Korkuya teslim olmayız.

Üreterek, birleşerek, geleceği kurarak kazanırız.

Tetikçi değil, teknisyen ol. Mersin’e yakışan budur.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page