top of page

MERSİN İMALAT SEKTÖRÜ DÖNÜŞÜM RAPORU

"Atölyeden İnovasyona: Mersin Sanayisinin Yol Haritası" 19 Ocak 2026

Özet:

"Tarım arazilerinin altın değerinde, sanayi parsellerinin ise kısıtlı olduğu Mersin’de sanayi nasıl büyümeli? İhracatta %3,9’a sıkışan yüksek teknoloji payı nasıl artırılır? Bu yazı, masa başı teorilerini değil; atölyedeki ustanın teriyle sanayicinin dertlerinden süzülmüş, cüceleşmekten kurtulup devleşmeye giden gerçekçi bir dönüşüm modelini anlatıyor."

Uğur ola Mersin Uğur ola Türkiye
SAHADAN GELEN SES VE GERÇEKLER

Mersin, lojistik avantajları ve girişimci ruhuyla Türkiye’nin en stratejik üretim üslerinden biridir. Ancak yıllardır sahadaki tezgahlardan OSB’deki dev tesislere kadar yaptığım gözlemler ve son ekonomik veriler, olumsuz bir gerçeği ortaya koymaktadır: Potansiyelimizin çok altındayız.

Bu rapor; Mersin İmalat Sektörü’nün (özellikle Metal ve Makine alt kollarında) içinde bulunduğu "Düşük/Orta Teknoloji Tuzağı"ndan nasıl kurtulacağını, sadece makine parkını değil; üretim zihniyetini, mekânsal kurgusunu ve eğitim modelini nasıl dönüştüreceğini anlatan bir "Saha Manifestosu"dur.

Burada yazılanlar masa başı teorileri değil, bizzat atölyedeki ustanın alın teri ve sanayicinin dertlerinden süzülmüş çözümlerdir.

Bu rapor, Mersin İmalat Sektörü'nün (özellikle Metal ve Makine alt kollarında) sadece makine parkını değil; üretim zihniyetini, mekânsal planlamasını ve eğitim modelini değiştirecek, sahadan süzülmüş somut bir yol haritası sunmaktadır.

MEVCUT DURUM ANALİZİ: SORUNLAR VE DARBOĞAZLAR

Sektörün sorunları homojen değildir; işletmelerin ölçeğine göre darboğazlar farklılaşmaktadır.

A. Mikro İşletmeler ve Atölyeler (Küçük Sanayi Siteleri, Şehir İçi Sokakları)

  • Mevcut Durum: Genellikle "Usta-Çırak" geleneğiyle yetişmiş, tek kişilik veya aile işletmesi yapısında, yoğun emekle çalışan yapılar.

  • Temel Sorunlar:

    • Teknolojik Erişim: Mühendislik yazılımları, 3D tarama ve tasarım teknolojileri "ulaşılamaz lüks" olarak görülmektedir.

    • Finansal Okuryazarlık: Gerçekçi maliyet hesabı (enerji, amortisman, işçilik) yapılmamaktadır. Fiyatlandırma, maliyetlere göre değil, "komşu ne fiyat verdi acaba?" mantığıyla yapılmakta, bu da sermayenin erimesine yol açmaktadır.

    • Zihniyet: "Küçük olsun benim olsun" anlayışı, ortak iş yapma kültürünü ve büyümeyi engellemektedir.

B. KOBİ'ler (Büyüme Sancısı Çekenler)

  • Mevcut Durum: Kurumsallaşmaya çalışan ancak nitelikli insan kaynağı ve AR-GE vizyonu eksikliği yaşayan firmalar.

  • Temel Sorunlar:

    • Mühendis İstihdamı: Mühendis çalıştırmak bir "yatırım" değil, bir "külfet" olarak algılanmaktadır.

    • Tasarım Eksikliği: Ürünler mühendislik hesaplamalarıyla değil, deneme-yanılma ya da kopyalama yoluyla geliştirilmekte, bu da maliyet ve zaman kaybına neden olmaktadır.

C. Büyük Ölçekli Firmalar

  • Mevcut Durum: İhracat odaklı çalışan, küresel rekabetin içinde olan firmalar. Genelde Organize Sanayi Bölgelerinde yoğun ve il genelinde dağınık yerlerde konuşlanmışlardır.

  • Temel Sorunlar: Endüstri 4.0 gibi Yüksek Teknolojik Düzeye ulaşma çabaları, Yeşil Mutabakat uyum süreçleri, döviz kuru, enerji ve lojistik maliyetler ile hammadde tedarikindeki dışa bağımlılık riskleri.

TEŞHİS: NEDEN BÜYÜYEMİYORUZ? (4 YAPISAL HASTALIK)

Rakamlar ve saha gözlemleri, sanayimizin 4 temel yapısal hastalığını ortaya koymaktadır:

A. "Cüceleşme" Hastalığı

Veriler gösteriyor ki işletmelerimizin %85’i mikro ve küçük ölçekli (1-9 çalışan).

  • Sorun: "Küçük olsun benim olsun" mantığıyla bölündükçe sermaye eriyor. Mikro işletmeler, ölçek ekonomisine geçemediği için teknolojiye ve AR-GE’ye bütçe ayıramıyor. Cüceleşen işletmeler, küresel rekabetin altında eziliyor.

B. Düşük/Orta Teknoloji Tuzağı (%3,9 Çıkmazı)

İmalat sanayi ihracatımızda yüksek teknolojili ürünlerin payı sadece %3,9.

  • Sorun: İthal ettiğimiz ham madde ve teknolojiyi kullanarak, yükte ağır pahada hafif ürünler üretiyoruz. Katma değer Mersin’de kalmıyor.

C. Dağınık AR-GE ve "Sessiz Engel"

Mersin’de Üniversite, Teknopark, OSB ve Odalar bünyesinde güçlü laboratuvarlar var. Ancak bunlar birbirinden kopuk.

  • Sorun: Sanayici, bazı testleri yaptırabilmek için çok uğraşıyor; nerde ne testler yapılıyor bilemiyor. Koordinasyonsuzluk nedeniyle kaybedilen zaman ve maliyet, KOBİ’yi "yenilik yapmaktan" vazgeçirebiliyor.

D. İstihdam Paradoksu

Sanayici "eleman yok" diye feryat ederken, veriler sanayi istihdamının %3,6 azaldığını, hizmet sektörünün ise %39,2’ye çıktığını gösteriyor.

  • Sorun: Gençler, "tozlu ve kara düzen" atölyeler yerine AVM’lerde ve hizmet sektörlerinde çalışmayı tercih ediyor.

FELSEFE: TEORİ + PRATİK = İNOVASYON

Dönüşümün anahtarı, geçmişimizdeki bir bilgelikte saklıdır. Türkiye’nin ilk su pompasını üreten sanayicilerden, Teknik Öğretmen Refik Kızıltan’ın (Babam) 1940’larda benimsediği ilke, bugünün rehberidir:

"Teknik Öğretmensin, mekteplisin ama zanaatkârdan öğreneceğin çok şey var. Birisi sana 'şurada çivi çakan bir adam var' derse, erinme git; o adamın çiviyi nasıl çaktığını izle."

Bugün Mersin’de Mektepli’nin teorik bilgisi ile Alaylı’nın pratik tecrübesi (sessiz bilgi) barışmadan, o %3,9’luk teknoloji oranını yukarı çekemeyiz.

STRATEJİK TERCİH: MEKÂNSAL KISITLARI FIRSATA ÇEVİRMEK

(Az Arazi, Çok Teknoloji)

Mersin'in bir coğrafi gerçeği vardır: Düz ve geniş arazilerimiz tarım için "altın" değerindedir; sanayi içinse son derece kısıtlı ve pahalıdır. Bizim Konya gibi uçsuz bucaksız sanayi parselleri üretme şansımız yoktur.

Bu yüzden Mersin'in yeni sanayi planlaması "Metrekareye Değil, Katma Değere Yatırım" mantığıyla yapılmalıdır:

  1. Ağır Sanayi Yerine Kompakt Teknoloji: Geniş arazilere yayılan hantal sanayi yerine; daha az alanda üretim yapan ama katma değeri yüksek "Orta-Yüksek Teknoloji" (Elektronik, Medikal, Savunma Sanayi parçaları vb.) sektörlere öncelik verilmelidir. Mersin'in pahalı ve kıymetli parsellerini ancak bu sektörler hak eder.

  2. Agro-Endüstri Odaklı Yapılanma: Madem tarım arazilerimiz kıymetli, sanayimiz de bu tarımı destekleyecek "Gıda Teknolojileri" ve "Tarım Makineleri" üzerine ihtisaslaşmalıdır. Yerel potansiyel (Tarım) ile sanayi entegre edilmelidir.

MEKÂNSAL PLANLAMA: "SANAYİ VE TİCARET EKOSİSTEMİ"

Sanayinin büyümesi, ancak doğru planlanmış bir "zemin" üzerinde mümkündür. Belediyeler, imar planlarında sanayiyi "şehrin dışına atılacak unsur" değil, "kalkınmanın motoru" olarak görmelidir.

ADIM 1: Kademeli Sanayi Alanları (Büyüme Koridoru)

Sanayi parselleri tek tip değil, firmanın büyüme evrelerine göre kademeli olarak üretilmelidir:

  1. Küçük Ölçekli (Kuluçka) Alanları: Şehirle entegre Karma ve Sektörel Küçük Sanayi Siteleri.

  2. Orta Ölçekli (Geçiş) Bölgeleri: Küçük Sanayi Sitelerine sığmayan, OSB’nin maliyetini yüklenemeyen "Büyüyen KOBİ'ler" için ara formül sanayi bölgeleri.

  3. Büyük Ölçekli (Prestij) Bölgeleri: İhtisas OSB’ler (Makine, Gıda vb.) ve Yüksek Teknoloji Bölgeleri.

ADIM 2: Yeni Bir Model: "Sektörel Ticaret Bölgeleri"

Sanayi sadece üretimden ibaret değildir; tedarik zinciridir.

  • Öneri: Sanayi bölgelerinin çeperlerinde veya lojistik akslar üzerinde, sanayiye hammadde ve yarı mamul (sac, profil, hırdavat, rulman vb.) sağlayan ticari firmaların toplandığı "Sektörel Ticaret Bölgeleri" kurulmalıdır.

  • Belediyeler imar planlarında; sanayi bölgelerinin çeperlerinde sadece hammadde ve yarı mamul (sac, profil, hırdavat) sağlayan tedarikçi firmaların toplandığı özel ticaret bölgeleri üretmelidir. Lojistik ve tedarik sanayinin dibinde olmalıdır.

Fayda: Lojistik maliyetler düşecek, şehir içi trafik rahatlayacak, sanayicinin malzemeye erişimi hızlanacaktır.

ADIM 3: KOORDİNASYON ÇÖZÜMÜ ("AR-GE Tek Kapı Sistemi")

Yeni bina değil, yeni bir akla ihtiyaç var.

Mersin’de küçük/büyük sanayiciyle konuştuğumda aynı cümleyi sık duyuyorum: “Aradığım test nerede yapılıyor, kimi arayacağım, kaç gün sürer, rapor kabul görür mü?”Benzer şekilde araştırmacı da şunu söylüyor: “Cihaz var ama erişim zor; prosedürler dağınık; doğru kişiye/kuruma ulaşmak sorun.”Şehirde bu konularda değerli tesisler var. Üniversiteler, Odalar, Borsa, OSB, Teknopark; bunların hemen hepsinde farklı ya da aynı amaçlarla hizmet eden danışma, test ve tasarım merkezleri var. Fakat hepsi tek tek hareket edince, Mersin’in toplam AR-GE kapasitesi bir “ekosistem gücü”ne dönüşemiyor.

Sonuç: bilinirliği düşük, erişimi zor, ölçeklenmeyen bir AR-GE ve test pazarı.

  • Öneri: Tüm laboratuvar, test ve danışma merkezlerini sanal/fiziki bir ağda birleştiren "Koordinasyon Ofisi" kurulmalıdır. Tesislerin tüzel kişilikleri kapatılmadan, kendi kimliklerini koruyarak, tek kurum gibi çalışan bir “federatif ağ” kurmak. Yani birbirini tamamlayan hizmetlerin bağlanarak koordinasyonlu çalışmaları sağlanacak. Tasarım, prototip, test, analiz, belgelendirme, danışmanlık, ticarileştirme zinciri kırık. Oysa Mersin’de bu halkaların çoğu var. Yalnızca koordinasyon eksik.

    • Tek Başvuru: Sanayici tek numarayı arayacak.

    • 15 Dakikada Yönlendirme: "Senin testini ya da danışmanlık gereksinimini şu kurum, şu fiyata, şu kadar günde yapar, şu sertifikaları verir" denilecek.

    • Sonuç: AR-GE kapı kapı dolaşarak değil, tek kapıdan yönetilerek büyür.

ADIM 4: EĞİTİM ÇÖZÜMÜ ("Mobil İnovasyon Timleri")

Hocalar odasından, ustalar atölyesinden çıkmalı. 

Öneri:

  • Üniversite akademisyenlerinden oluşan gezici timler, sanayi sitelerini gezerek yerinde teşhis koymalı.

  • Özellikle Mikro İşletmeler ile KOBİ’ler finansal okuryazarlık konusunda eğitilmeli.

KANIT: BU BİR HAYAL DEĞİL (VAKA ANALİZİ)

Bu modelin çalıştığının en somut kanıtı MTSO Atölye1886 projesidir.

VAKA: MİLLİ SERVETİ KURTARAN USTA

Sorun: Tırmıl Sanayi’de bir usta, Çin malı hurda plastik enjeksiyon makinelerini tamir etmek istiyor ancak teknik çizim bilgisi yetersiz kalıyordu. Makineler hurdalıkta çürüyordu.

Müdahale: Atölye1886 devreye girdi. Kırık parçalar 3 Boyutlu Tarayıcılar ile tarandı, mühendislerimiz çizdi, usta üretti.

Sonuç: Hurda yığını, sıfır ayarında çalışan bir makineye dönüştü.

Rakamların Dili: Bu başarı tesadüf değildir. Mersin Model Fabrika verilerine göre; yalın üretim ve dijitalleşme uygulayan firmalarımızda Üretim %41 artarken, Zaman Kaybı %76 azalmıştır.

SONUÇ VE ÇAĞRI

Mersin İmalat Sektörü için "Yeşil Dönüşüm" ve "Dijitalleşme" artık bir tercih değil, varoluş sebebidir. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapıda bekliyor; karbon ayak izini düşüremeyen sanayicimiz yakında %15 Karbon Vergisi ile yüzleşecek.

Yol haritası bellidir:

  1. Arazi: Geniş ve hantal sanayi yerine; az yer kaplayan, çok kazandıran teknolojik sanayiye geçilecek.

  2. Koordinasyon: Üniversiteler ve çeşitli kurumların bünyesindeki AR_GE ve laboratuvar tesisleri "Tek Kapı Sistemi" ile entegre edilerek sanayicinin AR-GE, test ve danışmanlık çilesini bitirecek.

  3. Zihniyet: "Küçük olsun benim olsun" devri kapanacak; güç birliği yapılacak. Büyümek için güçlerini birleştirmek zorunda Mikro İşletmeler ve KOBİ’ler. “Ben tek başıma yaparım” yaklaşımı, kaynakları büyütmek yerine bölüyor. Bu yaklaşım, rekabeti artırıyor ama toplam pastayı büyütmüyor.

Dönüşüm binalarda değil, kafalarda başlar.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page