top of page

SAĞ ÇIKAN CANLAR ÖĞÜNSÜN: UTANÇ YILI 2025

Güncelleme tarihi: 1 Oca


30 Aralık 2025

"Gazze’den Narin’e, Kartalkaya’daki alevlerden sönen vicdanlara… 2025, insanlığın enkaz altında kaldığı bir utanç yılı oldu. Annemin 'Sağ çıkan canlar öğünsün' sözünü yüreğimizde hissederek; 2026’dan mutluluk değil, sadece adalet, yaşam hakkı ve vicdan talep ediyoruz."

Annem, ömrünün süzgecinden damıttığı o kadim sözü önemli yıl dönümlerinde hep tekrar ederdi: "Seneye bugün sağ çıkan canlar, öğünsün..."

2024’e girerken de bu söz kulaklarımda çınladığında sadece başımı sallamıştım. Ama şimdi, 2025’in o kapkara defterini kapatırken annemin ne demek istediğini iliklerime kadar hissediyorum. Çünkü 2025, sadece takvim yapraklarının döküldüğü değil, insanlığın, vicdanın ve masumiyetin döküldüğü bir yıl oldu. "Sağ çıkmak" artık sadece bir tesadüf bu topraklarda.

KAN, GÖZYAŞI VE KÜLLER

Hani 2024’e girerken "Savaşsız bir dünya" dilemiştik? O dilek, Gazze’nin enkazları altında kalan çocukların üzerine beton yığını olarak çöktü. Dünya, canlı yayında bir halkın yok edilişini izledi. "Medeni" dediğimiz Batı, katliama alkış tutarken; Gazze’de insanlık, bombaların değil, sessizliğin gürültüsüyle öldü. 2025, dünyaya insan haklarının sadece "bazıları" için geçerli olduğunu öğretti.

Ya biz? Kendi evimiz, Türkiye'miz? Acımız hiç dinmedi. Daha Narin kızımızın o masum bakışlarını unutamamışken, vicdanlarımız o dere yatağında çürümeye terk edilmişken; 2025 bize yeni acılar getirdi. Narin’i koruyamayan bir toplumun ahı üzerimizdeyken, bu kez ihmalin ve rant hırsının bedelini Bolu Kartalkaya'da ödedik. Karın beyazına, yangının karası ve insanların çığlıkları karıştı. Göz göre göre gelen, "kader" denilip geçiştirilen o yangında yitirdiğimiz canlar, birer istatistik değil, bu ülkenin ihmale kurban verilmiş evlatlarıydı.

KINIYORUM!

Bu satırları yazarken, sadece "yeni yılınız kutlu olsun" demek riyakârlık olur. Önce hesaplaşacağız, sonra kutlayacağız.

Bu yazıda açık ve net kınıyorum: Bir kız çocuğunu, Narin’i hayattan koparan o karanlık zihniyeti ve onu koruyamayan, adaleti geciktiren sistemi kınıyorum. Bolu Kartalkaya’da tedbiri masraf, insan hayatını ucuz gören; denetimi yapmayan, imzayı atıp arkasını dönen o rant düzenini kınıyorum. Gazze’de bebekler kefensiz gömülürken, ticaretine, siyasetine, şatafatına devam eden, vicdanı cüzdanına sıkışmış dünya liderlerini kınıyorum.

2026: SADECE "YAŞAMAK" İSTİYORUZ

2026 yılından ne mi bekliyoruz? Artık büyük hayallerimiz yok. Beklentilerimiz küçüldü ama hayati bir hal aldı. Biz 2026’da; çocukların "kaybolmadığı", ormanların ve otellerin rant uğruna yanmadığı, insanların bombalar altında can vermediği bir dünya istiyoruz.

Siyasetçilerin halkı germediği, aksine bu acıları dindirmek için birleştiği; "önce insan" diyen bir Dünya ve Türkiye bekliyoruz. Zenginliğin değil, güvenliğin; şatafatın değil, adaletin hâkim olduğu bir yıl istiyoruz.

Annemin dediği gibi, "Sağ çıkan canlar öğünsün..." Evet, 2025 enkazının altından sağ çıktık. Ama 2026’da sadece sağ çıkmak değil, "insanca yaşamak" istiyoruz.

Acıların hesabının sorulduğu, vicdanların yeniden dirildiği bir yıl olması dileğiyle... Mutlu yıllar diyemiyorum; Adaletli ve vicdanlı yıllar Dünya ve Türkiye!

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page