top of page

VİZYONUM VE MİSYONUM: Topyekûn Kalkınmış Bir Mersin

“Mersin’i yalnızca merkez ilçeleriyle değil, Anamur’dan Tarsus’a, Çamlıyayla’dan Mut’a kadar bütün ilçeleriyle birlikte düşünüyorum. Amacım; bu kentin tarım, sanayi, lojistik, turizm, kültür ve insan gücünü ortak akıl, üretim ve vizyon projeleriyle birleştirerek Mersin’i Türkiye’nin topyekûn kalkınmış örnek kentlerinden biri haline getirmek.”

Mutlu bir Bayram geçirmenizi diliyorum.

Topyekûn Kalkınmış Bir Mersin

Benim için Mersin, yalnızca bir şehir adı değildir. Mersin; Akdeniz’e açılan bir kapı, Anadolu’nun üretimini dünyaya ulaştıran bir geçit, tarımıyla, sanayisiyle, limanıyla, serbest bölgesiyle, turizmiyle, kültürüyle ve insan zenginliğiyle Türkiye’nin en önemli kalkınma merkezlerinden biridir.

Bu nedenle amacım, Mersin’i yalnızca merkez ilçeleriyle değil, bütün ilçeleriyle birlikte düşünmek; Anamur’dan Tarsus’a, Çamlıyayla’dan Mut’a, Silifke’den Erdemli’ye, Gülnar’dan Bozyazı’ya, Akdeniz’den Toroslar’a, Yenişehir’den Mezitli’ye kadar bu büyük kentin tüm potansiyelini ortak bir gelecek vizyonunda buluşturmaktır.

Mersin’in geleceği, tek bir sektörün, tek bir kurumun, tek bir ilçenin ya da tek bir grubun başarısıyla kurulamaz. Mersin’in geleceği; tarımın, sanayinin, lojistiğin, turizmin, ticaretin, kültürün, eğitimin, teknolojinin ve kent yaşamının birbirini tamamladığı bütüncül bir kalkınma anlayışıyla kurulabilir.

Ben bu anlayışı “topyekûn kalkınmış bir Mersin” hedefi olarak görüyorum.

Vizyonum

Vizyonum; Mersin’i Türkiye’nin üretim, lojistik, tarım, turizm, sanayi ve yaşam kalitesi bakımından örnek gösterilen kentlerinden biri haline gelmesine katkı sağlamaktır.

Bu vizyonun merkezinde üç temel düşünce vardır:

Birincisi, Mersin’in her ilçesi kendi değerleriyle kalkınmalıdır. Anamur’un tarımsal üretimi, Tarsus’un tarihsel ve sanayi birikimi, Mut’un zeytini ve kırsal üretim gücü, Silifke’nin tarım ve turizm potansiyeli, Erdemli’nin narenciyesi, Çamlıyayla’nın yayla kültürü, Gülnar’ın doğal kaynakları, Bozyazı’nın kıyı ve tarım zenginliği, merkez ilçelerin ticaret, eğitim, kültür ve hizmet kapasitesi aynı kalkınma haritasının parçalarıdır.

İkincisi, Mersin kendi içinde bölünmüş değil, birbirini tamamlayan bir kent olarak planlanmalıdır. Sahil ile yayla, ova ile dağ, liman ile üretici, sanayi ile tarım, üniversite ile iş dünyası, belediyeler ile kamu kurumları aynı hedef doğrultusunda çalışmalıdır. Çünkü Mersin’in gerçek gücü, parçalarının ayrı ayrı varlığında değil, bu parçaların birlikte oluşturduğu büyük sinerjidedir.

Üçüncüsü, Mersin yalnızca bugünün sorunlarını çözmekle yetinmemeli, geleceğin dünyasına hazırlanmalıdır. İklim değişikliği, su kaynakları, gıda güvenliği, teknoloji, lojistik koridorlar, enerji, nitelikli istihdam ve gençlerin geleceği artık kentlerin kaderini belirleyen temel konulardır. Mersin bu alanlarda geç kalan değil, ön alan bir kent olmalıdır.

Misyonum

Misyonum; Mersin’in potansiyelini doğru okumak, sorunlarını açık yüreklilikle dile getirmek, çözüm önerileri üretmek ve bu kentin ortak aklının oluşmasına katkı sunmaktır.

Benim için Mersin’e hizmet, yalnızca proje üretmek değildir. Aynı zamanda bu kentin kurumlarını kişisel hesaplardan, dar çevre ilişkilerinden ve liyakatsiz tercihlerden koruma sorumluluğudur. Çünkü kurumlar zayıflarsa kent zayıflar; liyakat kaybolursa ortak gelecek duygusu da zarar görür.

Bu misyon, sadece fikir üretmekten ibaret değildir. Sahayı dinlemeyi, sorunları doğru teşhis etmeyi, çözüm önerilerini somutlaştırmayı ve kentin tüm kesimlerini aynı masa etrafında buluşturmayı gerektirir.

Bugüne kadar iş dünyasında, sanayide, mühendislik alanında, sivil toplumda ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı sürecinde edindiğim deneyim bana şunu açıkça göstermiştir: Mersin’in sorunu potansiyel eksikliği değildir. Mersin’in asıl ihtiyacı, bu potansiyeli doğru planlayan, kurumlar arasında eşgüdüm sağlayan, ilçeler arasında denge kuran ve kentin enerjisini ortak hedeflere yönlendiren bir kalkınma anlayışıdır.

Benim Mersin’e dair çalışmalarım bir makam arayışının, bir koltuk hesabının ya da kişisel bir beklentinin sonucu değildir. Hiç kimsenin makamında gözüm yoktur. Benim için asıl mesele, kimin hangi koltukta oturduğu değil; Mersin’in hangi hedefe doğru yürüdüğü, hangi sorunlarını çözdüğü ve hangi fırsatlarını değerlendirdiğidir.

Uzunca bir süredir ürettiğim fikirler, yazılar, öneriler ve projelerle, makam sahibi olmadan da bu kente hizmet edilebileceğini göstermeye çalışıyorum. Çünkü Mersin’e hizmet etmek yalnızca resmi görevlerle sınırlı değildir. Bilgiyle, deneyimle, emekle, ortak akılla ve kent sevgisiyle de hizmet edilir.

Benim durduğum yer tam olarak burasıdır.

Mersin için düşünmek, Mersin için yazmak, Mersin için proje üretmek, Mersin’in sorunlarına çözüm aramak ve bu kentin ortak geleceğine katkı sunmak benim için bir makam meselesi değil, bir sorumluluk meselesidir.

Bu nedenle benim görev anlayışım; ayrıştırmadan, dışlamadan, kentin hiçbir kesimini geride bırakmadan Mersin için düşünmek, yazmak, önermek, tartışmak ve çözüm üretmektir.

Topyekûn Kalkınma Ne Demektir?

Topyekûn kalkınma, yalnızca ekonomik büyüme demek değildir.

Topyekûn kalkınma; üreticinin emeğinin değer bulması, sanayicinin rekabet gücünün artması, gençlerin bu kentte gelecek görmesi, kadınların üretime ve karar süreçlerine daha güçlü katılması, esnafın ayakta kalması, çiftçinin kazanması, limanın kente yük değil değer katması, turizmin birkaç ayla sınırlı kalmayıp yılın tamamına yayılması demektir.

Topyekûn kalkınma; kent merkezinin büyürken ilçelerin geride kalmaması, kırsalın boşalmaması, yaylaların korunması, sahillerin plansız yapılaşmaya teslim edilmemesi, tarım alanlarının değerinin bilinmesi, sanayi alanlarının doğru planlanması, ulaşımın ve altyapının geleceğe göre tasarlanması demektir.

Topyekûn kalkınma; Mersin’in yalnızca zenginleşmesi değil, daha adil, daha yaşanabilir, daha huzurlu ve daha güçlü bir kent haline gelmesi demektir.

Ortak Akıl, Kurumsal İş Birliği ve Vizyon Projeleri

Mersin’in geleceği, tek başına hiçbir kişinin, kurumun ya da siyasi anlayışın omuzlarına bırakılamayacak kadar önemlidir.

Bu kentte belediyeler, kamu kurumları, meslek odaları, üniversiteler, sanayi kuruluşları, kooperatifler, üretici birlikleri, sivil toplum örgütleri, gençler, kadınlar, esnaf ve iş insanları aynı hedef etrafında buluşmalıdır.

Mersin’in ihtiyacı, kavga değil koordinasyondur. Dağınıklık değil planlamadır. Kısa vadeli gösteriler değil, uzun vadeli kalkınma projeleridir.

Benim savunduğum ortak akıl anlayışı, herkesin aynı şeyi düşünmesi değildir. Tam tersine, farklı bilgi ve deneyimlerin aynı kentin geleceği için yapıcı biçimde buluşmasıdır. Mersin’in tüm renkleri, tüm inançları, tüm kültürleri, tüm ilçeleri ve tüm sektörleri bu ortak geleceğin doğal paydaşıdır.

Liyakat, Kurumsal Ahlak ve Kamu Yararı

Mersin’in geleceği, yalnızca doğru projelerle değil, doğru insanlarla ve doğru yönetim anlayışıyla kurulabilir. Bu nedenle kentimizin önemli kurumlarının kişisel çıkar hırslarına, dar grup hesaplarına ya da kısa vadeli güç mücadelelerine teslim edilmesine kesinlikle karşıyım.

Kurumlar, kişilerin nüfuz alanı haline getirilmemelidir. Bir kentin kaderini etkileyen görevler; kişisel yakınlık, hemşerilik, siyasi aidiyet, akrabalık, sadakat ilişkisi ya da “sözümü dinler” anlayışıyla dağıtılmamalıdır. Bu anlayış, yalnızca kurumları zayıflatmaz; kentin ortak geleceğine, toplumsal güvene ve kamu yararına da zarar verir.

Benim savunduğum yönetim anlayışında esas ölçü liyakattir. Bir göreve getirilecek insanın kimlere yakın olduğuna değil; ne bildiğine, ne üreteceğine, hangi birikime sahip olduğuna, kente nasıl katkı koyacağına ve o kurumun saygınlığını nasıl ileriye taşıyacağına bakılmalıdır.

Mersin’in kurumları, bu kentin ortak değerleridir. Meslek odaları, belediyeler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, kooperatifler, birlikler ve kentin ekonomik, sosyal, kültürel yaşamına yön veren tüm yapılar; kişisel hesapların değil, kamu yararının hizmetinde olmalıdır.

Bu nedenle liyakatin, şeffaflığın, katılımcılığın ve kurumsal saygınlığın savunulması benim için yalnızca yönetimsel bir tercih değil, ahlaki bir sorumluluktur.

Mersin’in geleceğini birkaç kişinin kişisel hesabına, dar çevre ilişkilerine ya da kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklara bırakamayız. Bu kentin kurumları güçlü olursa Mersin güçlü olur. Kurumlar liyakatle yönetilirse Mersin’in potansiyeli doğru biçimde harekete geçer.

Ben, kentimizin önemli kurumlarının ehil, birikimli, dürüst, çalışkan ve kamu yararını önceleyen insanlar tarafından yönetilmesi için var gücümle çalışacağım.

Çünkü topyekûn kalkınmış bir Mersin hedefi, ancak liyakatli kadrolarla, güçlü kurumlarla, şeffaf yönetimle ve ortak akla dayalı bir kent kültürüyle gerçekleşebilir.

Üretimden Dünyaya Açılan Mersin

Mersin’in en büyük üstünlüklerinden biri, üretim ile lojistiği aynı coğrafyada buluşturabilmesidir.

Bu kentte toprak üretir, sanayi işler, liman dünyaya ulaştırır. Bu zincir doğru kurulduğunda Mersin yalnızca Türkiye için değil, Akdeniz havzası, Orta Doğu, Kafkasya ve Avrupa bağlantıları için de stratejik bir merkez haline gelir.

Bu nedenle tarım ürünlerinin katma değerli hale getirilmesi, soğuk zincir altyapısının güçlendirilmesi, organize sanayi bölgelerinin doğru planlanması, lojistik merkezlerin kent trafiği ve yaşam kalitesiyle uyumlu geliştirilmesi, liman bağlantılarının güçlendirilmesi ve ihracata dönük üretimin desteklenmesi Mersin’in kalkınma gündeminin temel başlıkları olmalıdır.

Mersin’in hedefi, yalnızca mal taşıyan bir kent olmak değildir. Mersin; üreten, işleyen, markalaştıran, ihraç eden, teknoloji kullanan ve dünyayla rekabet eden bir kent olmalıdır.

Yaşanabilir Kent, Güçlü Toplum

Kalkınma yalnızca rakamlarla ölçülemez. Bir kentin gerçek kalkınması, o kentte yaşayan insanların yaşam kalitesiyle ölçülür.

Mersin’de trafik, altyapı, su, çevre, planlama, konut, eğitim, kültür, sosyal uyum ve güvenlik gibi konular ekonomik kalkınmadan ayrı düşünülemez. Çünkü üretim yapan insanın, yatırım yapan sanayicinin, tarlasına emek veren çiftçinin, okuluna giden öğrencinin, dükkânını açan esnafın ve ailesiyle huzurlu yaşamak isteyen her yurttaşın ortak ihtiyacı iyi yönetilen, planlı ve güven veren bir kenttir.

Bu nedenle Mersin’in kalkınma vizyonu sadece yatırım projelerine değil, insan odaklı kent yaşamına da dayanmalıdır. Daha yeşil, daha düzenli, daha güvenli, daha erişilebilir ve daha kültürlü bir Mersin hedefi, ekonomik kalkınmanın tamamlayıcı unsurudur.

Benim Taahhüdüm

Ben, Mersin’e tepeden bakan bir anlayışla değil, bu kentin sokaklarından, iş yerlerinden, tarlalarından, sanayi bölgelerinden, yaylalarından, limanından ve insanından öğrenerek bakıyorum.

Mersin’in sorunlarını da, gücünü de, eksiklerini de, fırsatlarını da sahadan biliyorum.

Bu nedenle amacım, Mersin için yalnızca temenniler dile getirmek değil; uygulanabilir, ölçülebilir, sürdürülebilir ve ortak akla dayalı vizyon projeleri üzerinde çalışmaktır.

Mersin’in geleceği için inancım nettir:

Bu kent, doğru planlama ve güçlü iş birliğiyle Türkiye’nin örnek kalkınma kentlerinden biri olabilir.

Yeter ki Mersin’i parça parça değil, bütün olarak görelim.

Yeter ki ilçelerimizi birbirinin rakibi değil, birbirinin tamamlayıcısı olarak düşünelim.

Yeter ki ortak aklı, üretimi, bilimi ve kent sevgisini aynı hedefte buluşturalım.

Benim amacım budur:

Anamur’dan Tarsus’a, Çamlıyayla’dan Mut’a kadar Mersin’in tüm potansiyelini harekete geçirmek; Mersin’i tarımıyla, sanayisiyle, limanıyla, turizmiyle, kültürüyle ve insanıyla topyekûn kalkınmış bir Türkiye kenti yapmak.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page