top of page

STRATEJİK YATIRIM VE KALKINMA PLANI: Mersin Modeli

Güncelleme tarihi: 2 Ara 2025

27.10.2025 Mersin’den Türkiye’ye Projeler – Bölüm 5

ÖZET: Katılımcı kalkınma söylemini aşarak, Mersin için yerel sahiplenme, liyakat ve şeffaflığa dayalı somut bir yönetim ve proje modeli öneriyorum.

KALKINMADA PLANLAMANIN GEREKLİLİĞİ

Kalkınma, şansa bırakıldığında rastlantıların toplamına dönüşür; planlandığında ise kaynakların, zamanın ve kapasitenin ortak hedefe yöneldiği bir ülke ölçeğinde koordinasyon işine. Bugün dünyada verimliliğini kalıcı biçimde artıran, refahını geniş kitlelere yayan ve krizlere karşı dayanıklılığını güçlendiren ülkelerin ortak paydası planlı hareket etme disiplinidir. Plan, yalnızca bir belge değil; önceliklendirme, sıralama, kurumlar arası eşgüdüm ve hesap verebilirlik mekanizmalarının bütünüdür.

Plansızlık üç maliyet üretir:

  1. Kaynakların yanlış yerde/yanlış zamanda bağlanması,

  2. Kritik dar boğazların (altyapı, nitelikli işgücü, finansman) projenin tam ortasında ortaya çıkması,

  3. Kısa vadeli baskılarla uzun vadeli hedeflerin sürekli ertelenmesi.

Oysa iyi bir kalkınma planı, nerede üretilecek, nasıl taşınacak, kim için ve hangi standartta sorularına aynı çerçevede cevap verir; yatırımı projeler listesinden çıkarıp ekosistem tasarımına dönüştürür.

Dünyadaki başarılı örnekler aynı ilkeleri farklı bağlamlarda doğruluyor:

  • Güney Kore: 1960’lardan itibaren beş yıllık kalkınma planları; ihracata dayalı sanayileşme, teknoloji transferi, tedarik zinciri kümelenmeleri ve etkin ihracat-finans kurumları. Sonuç: hızlı yapısal dönüşüm ve yüksek kişi başı gelir artışı.

  • Singapur: Erken dönemde Ekonomik Kalkınma Kurulu (EDB-Economic Development Board) ile sanayi politikası–insan kaynağı–altyapı eşgüdümü; liman-havalimanı lojistiğinin, eğitim reformlarının ve yatırım çekme stratejisinin bir “tek plan” içinde yönetilmesi.

  • Finlandiya: Eğitimde kalite ve erişimi stratejik öncelik yaparak yenilik kapasitesini büyütmesi; AR-GE’yi kamu–özel ortak programlarla belirli odak alanlarda derinleştirmesi.

  • İrlanda: İrlanda Kalkınma Ajansı (IDA- Industrial Development Authority) üzerinden hedef sektörleri (ilaç, yazılım, finansal hizmetler) çekmek için vergi, yetenek ve ağ altyapısını paket halinde sunması. Sonuç: “Celtic Tiger - Kelt Kaplanı” döneminin temelleri.

  • Vietnam: Doi Moi (Yenileme/Dönüşüm) ile tarımdan sanayi ve ihracata evrilen, serbest bölgeler ve eğitimle desteklenen planlı dönüşüm; düşük maliyet avantajını zamanla niteliğe dönüştürme çabası.

  • Ruanda: Vision 2020/2050 gibi uzun ufuklu planlarla yönetişimi, altyapıyı ve turizmi ortak hedef setine bağlaması; sınırlı kaynakla odaklı büyüme.

Bu ülkelerin ortak dersi şudur: Önceliklendirilmiş bir hedef kümesi, ölçülebilir göstergeler, kurumsal sahiplik ve kademe kademe (çok fazlı) uygulama olmadan kalkınma, iyi niyetli projeler yığınına dönüşür.

Etkin planlama, aynı zamanda toplumsal kabul üretir; çünkü kamu, özel sektör ve toplum hangi adımın neden atıldığını, hangi faydayı ne zaman getireceğini ve kimin sorumlu olduğunu bilir.

Bu ülkelerin ortak sırrı tek bir kelimede gizli: Planlama.

STRATEJİK YATIRIM VE KALKINMA PLANI: MERSİN PLANI

Türkiye'nin üretim ve lojistik haritasını yeniden çizecek, "Mersin Modeli" olarak adlandırdığım kapsamlı bir Stratejik Yatırım ve Kalkınma Planı, şehrin ve ülkenin geleceğine dair iddialı bir vizyon ortaya koyuyor.

Mersin; limanları, serbest bölgesi, demiryolu ve otoyol bağlantıları, faaliyete geçen havalimanı ve güçlü tarım-sanayi altyapısıyla bu modelin hayata geçirilmesi için Türkiye'deki en ideal kent olarak öne çıkıyor.

Plan, Mersin'in limanlarından yaylalarına uzanan devasa potansiyelini, uluslararası rekabette öne çıkacak bir "Süper Koridor" etrafında birleştirmeyi hedefliyor.

Planın etkili olabilmesi için en az dört kritik ilke vardır:

  1. Mekânsal akıl: Üretim, lojistik, turizm ve yaşam alanlarının liman–demiryolu–otoyol–hava kargo koridorları etrafında entegre ve uyumlu kurgulanması.

  2. Sektörel odak: Ağır sanayi yerine yüksek katma değerli, küçük ayak izli ve çevreyle uyumlu alanlar; tarım ve turizmle çapraz sinerji.

  3. İnsan sermayesi: Üniversite–sanayi işbirliği, mikro-sertifikalar ve yerel yetenek havuzlarıyla hızlı beceri eşlemesi.

  4. Yönetişim ve finansman: Tek elden koordinasyon (proje ofisi), yeşil/sosyal tahvil, KÖİ- Kamu–Özel İşbirliği ve kalkınma bankacılığı gibi araçlarla sürdürülebilir fonlama.

Kısacası, kalkınma tesadüfleri azaltıp öngörülebilirliği artırma sanatıdır. Planlı yaklaşımla; sınırlı kaynaklar doğru yere, yatırımlar doğru sırayla, kurumlar ise aynı hedefe hizalanır.

Bu disiplin sağlandığında, bölgesel ölçekte tasarlanan bir model—örneğin Mersin’de kurgulanacak Süper-Koridor ve fazlı yatırım portföyü—yalnızca bir şehri değil, ulusal rekabet gücünü de yukarı taşır.

NEDEN MERSİN MODELİ?

Kalkınma tesadüf değildir; doğru yerde, doğru zamanda, doğru kaynaklarla yapılan planlı hamlelerin sonucudur. Mersin; limanları, serbest bölgesi, demiryolu ve otoyol omurgası, yapımı hızlanan hızlı tren bağlantısı, tarım–turizm–sanayi üçlüsündeki tamamlayıcı yapısı ve 4 Üniversite + 1 Teknopark +1 Yenilikçilik Merkezi kapasitesiyle, sadece kendi geleceğini değil Türkiye’nin kalkınma vizyonunu da hızlandırabilecek bir konumdadır.

Bu planda, “puanlama + öncelik endeksi” ile her ilçenin özgün potansiyeline uygun sektörleri eşleştirip; çok modlu bir Süper-Koridor etrafında proje portföyünü ve uygulanacak yönetişim-finansman düzeneklerini ortaya koyacağız.

OMURGA: ÇOK MODLU SÜPER KORİDOR

Planın kalbinde, Taşucu'ndan başlayıp Mersin ana lojistik merkezinden geçerek iç bölgelerdeki "Kuru Limanlara" uzanacak bir "Süper Koridor" projesi yer alıyor. Bu koridor, otoyol ve demiryolunu bir ikiz omurga gibi kullanarak üretimin her aşamasını birbirine bağlayacak.

Vizyonun somut faydaları ise şöyle sıralanıyor:

  • Hız Artacak: Tarladan çıkan bir ürünün veya fabrikada üretilen bir malın limana ve dünyaya ulaşma süresi kısalacak.

  • Maliyet Düşecek: Kamyon trafiğinin bir kısmını demiryoluna kaydırarak hem lojistik maliyetleri hem de karbon salınımı azalacak.

  • Fire Azalacak: Özellikle tarım ürünleri için kurulacak "soğuk zincir köyleri" sayesinde, taze ürünlerdeki kayıp oranının %20'ye kadar düşürülmesi hedefleniyor.

İLÇELER PARLAYACAK: HER BÖLGEYE ÖZEL ROL

Plan, "herkese aynı reçete" anlayışını reddederek, ilçelerin özgün potansiyellerine odaklanıyor.

  • Kent Merkezi (Akdeniz, Yenişehir, Mezitli, Toroslar): Yüksek teknoloji üreten, yazılım ve medikal gibi katma değerli hafif sanayi, yaratıcı endüstriler ve startup ekosisteminin kalbi olacak. Yanısıra, kültür, sanat ve spor odaklı bir yapıya bürünecektir.

  • Doğu Kapısı (Tarsus): Tarım-gıda işleme sanayi ve lojistik aktarma merkezi olarak konumlanacak. Gastronomisi ve çok eskilere dayanan tarihi ile dünyaca tanınan güçlü bir kültür ve turizm merkezi olacaktır.

  • Batı Koridoru (Erdemli, Silifke, Anamur, Bozyazı, Aydıncık): Modern seracılık, paketleme (soğuk zincir–intermodal–paketleme), markalaşma ve e-ihracatın merkezi haline gelecek. Bu bölgeye uzanacak demiryolu hattı, tarımsal ihracatta bir devrim yaratma potansiyeli taşıyor. Sahilleri, tarihsel geçmişi, doğal güzellikleri turizm potansiyelini harekete geçirip bölgeyi dünyaca tercih edilen “Batı Koridoru Turizm Merkezi” durumuna getirecektir. Turizm için yolcu ve kargo taşımacılığı görevini yerine getirecek yeni bir havalimanı hedeflerin sağlanmasında önemli bir unsur olacaktır.

  • Yayla Kuşağı (Mut, Gülnar, Çamlıyayla): Butik tarımsal üretim, ekoturizm ve yenilenebilir enerji projeleriyle kalkınacak.

Diğer içeler de çok sıçrama yapacak, ancak, en çok sıçrama yapacak ilçelerin Erdemli, Silifke, Mut, Aydıncık, Bozyazı, Anamur olacağı görünüyor; yani mevcut durumlarından planın uygulanmasından sonraki süreçte oluşacak sıçramadan söz ediyorum.Bu artış, özellikle soğuk zincir–intermodal–paketleme projelerinde hızlı değer yaratma potansiyeli doğuruyor.

Benim bu yazıda anlattığım Mersin Modeli olarak adlandırdığım STRATEJİK YATIRIM VE KALKINMA PLANI elbette ilgililere, yetkililere ilham vermek için kurgulanmıştı.

Böyle bir planı elbette bu kent, dinamikleri ile birlikte hazırlayacaktır; tabii kentin planlı kalkınması isteniyorsa.

Boş işlerle, kişisel çıkarlarla uğraşan ve rant peşinde koşanların oluşturduğu kendi halinde darmadağınık gelişen bir kent sürecinden çıkartmamız gerekiyor.

Mersin adını Türkiye ve Dünya tarihine bir model olarak yazdırmalıyız: MERSİN MODELİ

Kim hazırlayacak bu planı? Elbette başı Büyükşehir Belediyesi çekmelidir; kendi özgün kalkınma planımızı yapıp hükümete sunmalıyız.

Kentin tüm dinamikleri, üniversiteler, kamu kurumları, odalar ile hazırlanan bu plan hükümet tarafından kabul edilecektir; kabul ettiği takdirde Türkiye’de artık bölgesel planlama dönemi başlayacaktır.

Haftaya yine buradayız.

Hoşça kalın!

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page