top of page

MERSİN TURİZMDE PİLOT İL İLAN EDİLMELİ

12.01.2026

"Japon Büyükelçisinin Neden Mersin? sorusuyla başlayan bir yüzleşme ve ardından gelen somut bir reçete... Mersin turizminin sadece deniz-kum-güneş üçlemesiyle değil, yaşayan bir şehir sahnesiyle kurtulabileceğini vurguluyorum; Çukurova Havalimanı fırsatını kaçırmamak için Ankara’ya ve kent oyuncularına net bir çağrıda bulunuyorum: Mersin, teşvik ve disiplinin bir arada olduğu özel bir statüyle Turizmde Pilot İl ilan edilmeli. İşte betona değil; hikayeye, doğaya ve sahil kasabalarına yatırım yapan o modelin detayları..."

NİYE GELSİN JAPONLAR MERSİN’E?

2018 Nisan’ında bir cumartesi. MTSO seçimlerinin ertesi günüydü. Başkan seçilmiştim ama henüz mazbatamı almamıştım. Japonya’nın Türkiye Büyükelçisinin Mersin’de olduğu ve MTSO Başkanı ile görüşmek istediği bildirildi. “Henüz resmen başlamadım” dedim, yine de geldi. Yanımda yeni seçilmiş yönetim kurulu üyeleri de vardı.

Sohbet yatırım olanaklarından turizme döndü. Arkadaşlarım “Mersin’e Japon turistlerin gelmesini istiyoruz” deyince Büyükelçi, cümleyi tek bir soruyla kesti: “Bana neden gösterin. Niye gelsin Japonlar Mersin’e?

Deniz, kum, güneş” dedik. “Yetmez” dedi. “Her yerde var.

O gün şunu anladım: Mersin’in ihtiyacı sadece tanıtım değil. Mersin’in ihtiyacı, turisti şehre ve kıyıya bağlayan bir sahne, bir plan ve “buraya gelmeliyim” dedirtecek güçlü gerekçeler.

BU YAZIYI NEDEN YAZDIM?

Bu yazı, yalnızca bir turizm projesi metni değildir. Asıl hedefim Mersin turizm sektörünü uyandırmak, düşünmeye sevk etmek ve harekete geçirmektir. Çünkü sektör kendi temsilini doğru kurmadan, doğru projeyi de doğru dille taşıyamaz.

Odalarımızda ve çeşitli platformlarda turizmi temsil edecek isimler seçilirken, “tanıdık” veya “yakınlık” ölçüsüyle değil; liyakat, ileri görüş, dünyayı izleme alışkanlığı ve sektörün gerçek ihtiyacını dert edinme ölçüsüyle karar verilmelidir.

Biz turizmi gerçekten büyütmek istiyorsak, önce temsil kültürümüzü büyütmek zorundayız. Bunu tüm alanlarda yapmalıyız.

Bu metni, bir tartışma başlatmak ve bu tartışmadan katılımcı, gerçekçi, uygulanabilir bir plan çıkarmak için kaleme alıyorum.

SORUN NEREDE?

Mersin, Akdeniz’in en güçlü doğal ve kültürel değerlerinden bir kısmını aynı hatta taşır. Buna rağmen turizmde güçlü bir anlatı kuramamış, “tesis adası” yaklaşımına sıkışmış ve yerel hayatla bütünleşen bir destinasyon ekonomisi geliştirememiştir.

Turist tesise giriyor, şehirle temas etmeden çıkıyor. Harcama tek kapıda toplanıyor. Kent merkezi ise turiste “gel, karış, akşamını burada geçir” diyemiyor. Bu yüzden mesele “daha çok yatak” değil. Mesele, kenti ve kasabaları turizmin sahnesi haline getirmek.

NEDEN ŞİMDİ?

Çukurova Uluslararası Havalimanı ile önümüzde gerçek bir fırsat penceresi var. Bu pencereye plansız yapılaşma girerse, yıllarca telafisi mümkün olmayan bir hasar bırakır. Ama doğru planla girerse, Mersin Akdeniz’in “alternatif ve onarıcı” yüzü olarak yeni bir ligde sahneye çıkabilir.

MERSİN TURİZMDE PİLOT İL İLAN EDİLMELİ

Bu konuyu defalarca gündeme getirdim ama yeterince duyuramadık. Şimdi özellikle Mersin milletvekillerine çok net bir görev düşüyor: Mersin’in katılımcı bir çalışmayla ortaya koyacağı somut Turizm Dönüşüm Programını sahiplenip, Mersin’in turizmde “pilot il” olarak ilan edilmesini sağlamalısınız.

Benim kastettiğim pilot il, bir temenni ya da slogan değildir. Pilot il, devletin yasayla tanımladığı; yatırımların hızlı başlaması, hızlı ilerlemesi ve zamanında tamamlanması için teşvik ve disiplinin aynı pakette kurulduğu bir uygulama rejimidir. Devlet bu rejimde; altyapı ve ana ulaşım bağlantılarını kamu eliyle üstlenir, yatırımcıya uygun koşullarla arazi tahsisi sağlar, hibe ve uzun vadeli düşük faizli kredi mekanizmalarını devreye alır, SGK prim ve vergi indirimleri uygular, izin süreçlerini tek takvime bağlayan bir koordinasyon kurar. Karşılığında da net şartlar koyar: mimari ve siluet standartları, çevresel eşikler ve taşıma kapasitesi, atıksuda sıfıra yakın kirletme hedefi, su ve enerji sürekliliği, yerel tedarik ve eğitim yükümlülükleri, şeffaf izleme ve denetim. Yani mesele, kurallı, hızlı ve yüksek standartlı bir turizm dönüşüm sözleşmesi kurmaktır.

PILOT İL PAKETİ

Devlet ne sağlar, karşılığında ne ister?

Devletin sağlayacağı hızlandırıcı mekanizmalar

  • Altyapı ve ana ulaşım bağlantıları: su, atıksu, enerji, ana arterler, bağlantı yolları

  • Uygun koşullarla arazi tahsisi ve planlama netliği: etaplama, imar ve uygulama takvimi

  • Hibe programları ve uzun vadeli düşük faizli kredi paketleri

  • SGK prim teşvikleri, vergi indirimleri ve yatırım destekleri

  • İzin ve ruhsat süreçlerinde tek kapı koordinasyonu, kritik yol takvimi

Karşılığında konulacak şartlar ve standartlar

  • Mimari ve siluet standardı: düşük kat, manzara koridoru, yerel dokuya uyum

  • Çevresel eşikler: taşıma kapasitesi, kıyı ekolojisi, atıksuda sıfıra yakın kirletme

  • Süreklilik standardı: su ve enerji kesintisine karşı yedeklilik ve dijital izleme

  • Yerel ekonomi şartı: yerel tedarik payı, kooperatif entegrasyonu, eğitim ve sertifikasyon

  • Şeffaf izleme: aylık gösterge tablosu, risk raporu, saha ilerleme bülteni

  • Pilot il rejimi, teşvikle disiplini aynı pakette kurar; ben de bu paketin sahadaki karşılığını “Kent Sahnesi + Sahil Kasabaları Ağı + Köy Halkaları” modeliyle tarif ediyorum.

MODELİN ÖZÜ: TESİS DEĞİL, YAŞAYAN SAHNE VE KASABA AĞLARI

1) MERKEZ STRATEJİSİ: KENT SAHNESİNİ KURMAK

Turistin otelden çıkıp şehre karışmamasının nedeni yalnızca tanıtım eksikliği değil, sahne eksikliğidir. Turist bina değil; ritim, güven ve yaşayan sokak satın alır.

Kent merkezinde hedef şudur: Mersin’e yeni ayak basan turist, kendini “parlak bir sahnenin” içinde bulsun. “Mersin merkezi böyleyse, kıyısı ve kırsalı kim bilir nasıldır” diye merak etsin. Bir önceki yazımda ayrıntılarını anlattığım “Sahne” fikrinin özü budur.

Kent sahnesi için birkaç temel eşik:

  • Temizlik, güvenlik, aydınlatma, yön bulma ve etkinlik takvimi tek disiplinle yönetilmeli

  • Çağdaş tuvaletler ve akıllı otopark çözümleri acil gündem olmalı

  • Yaya önceliği, gölgelikli yürüyüş aksları ve mikro mobilite hatları kurulmalı

  • Akşam ekonomisi için güvenli koridorlar ve düzenli kültür-sanat akışı sağlanmalı

2) KIYI STRATEJİSİ: SAHİL KASABALARI AĞI

Mersin’in kıyı şeridi “otel blokları” ile değil, “kasaba karakteri” ile büyümeli. Bir meydanı olan, araç trafiği sınırlandırılmış, düşük katlı, manzarayı kesmeyen Akdeniz kasabası mimari kodları uygulanmalı.

Amaç basit: Turist tesise değil, yaşayan Akdeniz kasabasına gelsin. Harcama tek kapıda toplanmasın, yerelde yaygınlaşsın.

3) KIRSAL STRATEJİ: KÖY HALKALARI VE YAYLA KAÇIŞLARI

Sahil bandının arkasındaki köyler sadece tedarikçi olmayacak. Gastronomi ve zanaat atölyeleri, rota rehberliği, hikaye anlatıcılığı ile deneyim noktalarına dönüşecek. Mersin’in tarım gücü, “dalından sofraya” turlarıyla turizmin parçası olacak.

Toroslar ise dört mevsim kaçış hattı olmalı. Karboğazı ve çevresi yalnızca kışın hatırlanan bir yer değil; yazın trekking, bisiklet, kamp, kışın kar deneyimi sunan bütünlüklü bir dağ destinasyonu olarak ele alınmalı.

DÜNYA NEREYE GİDİYOR, BİZ NEDEN AVANTAJLIYIZ?

Dünya turizmi bugün tam da bizim sahip olduğumuz değerlere dönüyor:

  • Sürdürülebilirlik yetmiyor, onarıcı yaklaşım yükseliyor: doğayı koruyan değil, doğayı iyileştiren deneyimler öne çıkıyor. Mersin’de bunun karşılığı, kıyı ekolojisini korurken köy gelirini büyütmek ve mirası onarmaktır.

  • Sessizlik ve yavaşlık yeni lüks: yaylalar, bakir koylar ve yavaş rotalar Mersin’in doğal üstünlüğüdür.

  • Büyük oteller devri kapanıyor, deneyim öne çıkıyor: glamping (etkinlikli kamp) , yerel evlerde konaklama ve dağıtık otel yaklaşımı bu coğrafyaya çok uygun. Taş evleri yıkıp otel yapmak yerine, restore edip köyün kendisini konaklama deneyimine çevirmek mümkündür.

ALTYAPI VE SÜREKLİLİK: SIFIR KESİNTİYE YAKIN HEDEF

Turizm yatırımı, altyapı riski varken başlamaz. Bu yüzden su, enerji ve atıksu altyapısı yatırımın tamamlayıcısı değil, yatırımın ön koşuludur.

  • Su güvenliği: yedekleme, depo kapasitesi, kaçak ve arıza yönetimi, dijital izleme

  • Enerji sürekliliği: yenilenebilir kaynakların ve depolamanın sisteme entegre edilmesi, kritik alanlarda kesintinin minimuma indirilmesi

  • Atıksu yönetimi: kayıpsız toplama + ileri arıtma + yeniden kullanım + sürekli izleme kombinasyonu; ayrı yağmur suyu ve atıksu hatları; koku ve korozyon kontrolü

DENİZ TURİZMİ: ORTAK MARİNA VE BAĞLAMA MODELİ

Marina yaklaşımı “her tesis kendi marinasını yapsın” olmamalı. “Bölgesel ortak kapasite” modeli kıyı ekolojisini korur, maliyeti düşürür, denizden erişimi artırır. Denizden erişim arttıkça kasaba hissi güçlenir, kıyı ekonomisi canlı kalır.

YÖNETİŞİM: PROGRAM OFİSİ VE ŞEFFAF İZLEME

Bu ölçekte bir dönüşüm tek kurumla değil, aynı takvime bağlanmış kurumlarla yürür.

Önerim: Mersin Turizm Dönüşüm Program Ofisi

  • Teknik masa: altyapı, enerji, su, atıksu, ulaşım

  • Tasarım kodu masası: mimari ve siluet standardı

  • Yerel ekonomi masası: eğitim, mikro hibe, kooperatif tedarik

Finansman masası: hibeler, krediler, kamu-özel işbirliği

Her ay üç çıktı yayınlanmalı:

  • Anahtar gösterge tablosu

  • Gecikme ve risk raporu

  • Saha fotoğraflı ilerleme bülteni

FİNANSMAN: KARMA PAKET

Bu program tek kaynaktan yürümez. Doğru yaklaşım; hazırlık hibesi, altyapı kredisi, yenilenebilir ve depolama finansmanı ve özel sektör yatırımını birlikte kurgulayan karma pakettir.

AKKUYU: RİSK VE ALGI YÖNETİMİ

Nükleer santral varlığı turizmde iki düzlemde ele alınmalı: teknik risk yönetimi ve algı yönetimi. Turizm algıdan hızlı etkilenir. Bu yüzden çerçeve net olmalı: şeffaf veri, tek dil, hızlı yanıt.

  • Düzenli çevresel izleme, akredite doğrulama ve kamuya açık paylaşım

  • Kriz anında tek merkezden doğrulama ve iletişim

  • Turizm bölgeleri için anlaşılır gösterge panosu ve düzenli raporlama

SONUÇ: MERSİN İÇİN ÇAĞRI

Mersin’in turizmde ihtiyacı olan şey daha çok yatak değil, daha güçlü bir sahnedir. Sahne betonla kurulmaz. Sahne; meydanla, sokakla, hikayeyle, yerel lezzetle, zarif mimariyle ve kesintisiz altyapıyla kurulur.

Ama burada bir şart daha var: Bu dönüşümün motoru, turizm sektörünün kendi içinden çıkacaktır. Oda ve platformlarda turizmi temsil edecek isimleri seçerken liyakati, ufku ve dünyayı izleme becerisini ölçü yapmadıkça; en doğru projeler bile masa başında kalır. Sektör kendini doğru temsil ederse, kent de kendini doğru anlatır.

Çağrı nettir: Mersin’i turizmde pilot il yapalım. Yatırımı tesis adalarına değil, sahil kasabaları mantığı ile tesisler ağına dönüştürelim. Köyleri oyunun dışına itmeyelim, halkaları güçlendirelim. Doğayı koruyarak büyüyelim. Enerji ve suyu kesintisiz sağlayarak güven verelim.

Slogan: Mersin turizmde tesisler değil, kasabalar kuracak. Gelin, Mersin’i Akdeniz’in yeni sahnesi yapalım.

 

 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page